Kültür Endüstrisi, Rant Endüstrisi…

Adorno,  kapitalist dönemde bir fabrikasyon metaına dönüştürülen ve pazarlanan, bilincimizi iğfal etmeye matuf kültürü ve kültürel ortamı tanımlarken “Kültür Endüstrisi” diyordu. Ben aynı zamanda ‘Rant Endüstrisi’ diyorum… Vatan Millet, Din İman, Düşünce İdeoloji… Hepsi ranta tahvil edilmiş ve rantı kadar değeri var!…

fb_img_15409687234991.jpg
Bilumum Din Rantı…
14.jpg
Kabe Rantı
_jan7517_800x529_8b7cca80-7b85-4882-b5b3-7f35c24ba2ac
Osmanlı Endüstrisi, Tarih Rantı

Beyte Halil*in Duvarından Akıyor Sular!

timthumb

Beyte Halil’in duvarından akıyor sular… Ne kadar ayrılığa dökülüyorsa o kadar vuslatı müjdeliyorlar… Yumuşak ette dolaşan bir hançeri, bir rüyayı, bir masalı saklar gibi. Ve seni anlatıyordu her katresi… Sen yürüdüğün zaman anasır-i Erbaa kendini sekerat-ül mevt ile eteklerine atardı. Bütün kuşlar, börtü böcekler sonra… Boynundan Acem ibrişim sarkardı, kirpiklerinin her teli için Harran’da bütün taşları yontardı bir Süryanî. Eriha’nın çocukları sana koşardı çöllerde yalın ayaklarıyla. Bir Aramî tacir arzın en güzel incilerini, boncuklarını Akdeniz’den getirirdi, sen bir baksaydın bütün mallarını sebil ederdi.

Beyte Halil’in duvarından akıyor sular… Ne kadar ayrılığa dökülüyorsa o kadar vuslatı müjdeliyorlar…

Read more

Bil Diye Söylüyorum!

images (1)

Ben hastayım, sen sağlıklı olmanın kıymetini bilesin diye!

Ben yoksulum, sen zenginliğine şükredesin diye!

Ben kötüyüm, sen iyi olmanın mükâfatını alasın diye!

Ben tutsağım, sen özgürlüğün tadını çıkarasın diye!

Ben amayım, sen dünya güzelliklerini seyredesin diye!

Ben köleyim, sen krallığın sefasını süresin diye!

Ben sürgünüm, sen evinde ve ülkende hasret çekmeyesin diye!

Ben suskunum, sen istediğin gibi konuşasın diye!

Ben aciz ve kimsesizim, sen gücün ve kalabalıklarınla esip gürleyesin, kırıp dökesin diye!

Ben günahkârım, sen cennetlik olasın diye…

Ama itiraf et ki ben olmasam beş para etmezsin, bil diye söylüyorum!

Hasan BOYNUKARA

Hallâc-ı Mansur

 

ef79d178ecda5d55e5d0e5d533cbe6b0

Hallâc-ı Mansur zindanda iken bir derviş sordu: “Aşk nedir?” Hallâc-ı Mansur şöyle buyurdu: “Aşkın ne olduğunu bugün, yarın ve öbür gün göreceksin.” O gün Hallâc-ı Mansur’u astılar, ertesi gün ateşte yaktılar ve üçüncü gün külünü göğe savurdular.

&&&&&&&&&&

Mansur’ u asmaya götürürlerdi. Eli ayağı on üç yerden bağlı idi. Gülerdi. Sordular: “Bu halde gülmenin vakti midir?” “Kurban yerine giderim diye gülerim” dedi. Andan nara urup bu şiiri söyledi.

Read more

Darbe Ne Kadar Uzakta? Tünelin Ucundaki Işık…

servet-kizilay

“Darbe” sözcüğünden iğrenmek bir moda fakat darbeyi sağlayan şartlardan kimsenin o denli iğrendiği yok. Geçenlerde sosyal medyada atılan-yayılan bir mesaj, çok uzak sandığımız darbenin çok da uzakta olmadığını gösterdi. Yani Türk siyasal hayatının hayaletleri yok olmamış sadece gizlenmek için saklanmış, dedirten olgulara sürekli şahit oluyoruz.

Siyasal bir sonuç olarak darbe, konuşulmaya ve tartışılmaya her zaman açılabiliyor. Yani onu eleştirecek düzinelerce kahraman bulunabiliyor. Lakin darbe neyin ya da nelerin bir sonucu olarak ortaya çıkıyor? Buna karşı ne tür önlemler alınabilir? Şeklinde anti-darbeci soruları irdelemek, başka büyük sorunlarla yüzleşmeyi gerektiriyor. Öyle görünüyor ki; darbe yapmak, darbeyi önlemekten daha kolay süreçler içeriyor. Niye böyle?  Çünkü darbeyi ortaya çıkaran nedenler, üstesinden gelinemeyen sosyo-kültürel, ekonomik sorumlulukları bünyesinde barındırıyor.

Read more