ÇİN-İ MAÇİN Gezisi -V-

Mustafa Everdi Çin’i yazmaya devam ediyor.

çin 11

Pavyon’da(!) Majestik Bale

Yemek, Budist tapınağı ve yeşimtaşı pazarlamasından sonra nihayet otelimizdeyiz. Akşam tarihi giysilerle teşrifat yapan kızlar arasında “tang dinasty balesi” seyredeceğiz

Gösterinin yapılacağı Devlet Sanat ve Tiyatro binasındayız. Bu güzel ve estetik görkemli binanın bir bölümü geniş bir lokanta. Akşam yemeğimizi burada yiyeceğiz. Masaları dolduranlar genelde batılı turistler. Yoğun kalabalık arasında bize ayrılan üç masada yemeğe oturuyoruz.

Gösteri salonunun girişinde Terra Cotta Askerleri ve imparator arabasının bir örneği var. Tarihi giysiler içindeki kızlar o kadar yorgun ki benimle resim çektirirken işkence görüyorlar sanki. Yüz ifadelerine bakın. “Please; take me foto vith you” ricasından sonra ben de bir fotoğraf koparabildim.

çin 1

Tarihî Tang Hanedanı hükümranlık tiyatrosu denince, adında “Tang Dy-nasty Show” bulununca sanıyorum ki royal, majestic ve saraylılara yakışır bir ortam olacak.  Salona girince gözlerinize inanamıyorsunuz. Yanlış geldim herhalde duygusu sizi sarıyor. Çünkü burası lokanta kardeşim! Masalarda yemekler, üstelik tavalarda alevler fışkırırken yemek pişiriliyor. Masalar sahneye dikine yerleştirilmiş. Karşılıklı sandalyelerle birbirimize bakıyoruz. Sahneyi görmek için yan dönmelisin. Zaten sarayın tiyatro salonunda lokanta olmasından belliydi işin ciddiyetsizliği. Çin’de gerçekten kültürel devrim yapılmış. Mao ruhunu değiştirmiş Çin’in. Bunun en zalim uygulaması da ülkenin binlerce yıl başkenti olan Xian şehrinde görülüyor. Mao’yu neden eleştiriyorlar anlıyorsunuz bu yönüyle. Soylu olana bu düşmanlık? Bu kadar mı avamileştirilir? Topkapı Sarayında lokanta açar mıyız biz? Kim cesaret edebilir böyle bir şeye?

Şangay’ın farkını hemen anlıyordunuz. Şangay yeni devrin estetik zevklerini üreten modern bir şehir. Kaliteden ödün veremez. Pekin modern bir başkent. Dünyaya açılan penceresi Çin’in. Yeni dönemde egemenliğin gösteri alanı. Ve fakat Xian, çağdışı bir rejimi ima ettiği için cezalandırılan hem de en avami uygulamalara maruz bırakılan istenmeyen tarih. (Bizdeki cumhuriyetin başında Osmanlıya bakış gibi) 13 hanedan 1000 yıldan fazla başkent Xian’da ülkeyi yönetmişti. Bertolucci’nin Son İmparator filminde; imparator en sonunda işçi olarak sebzeleri suluyordu ya burada da royal (dynastyik) bir gösteri halkın pavyon ihtiyacına cevap veren bir hale getirilmiş. En soylu hatıraları, halkçı bir şekilde tüketmek! Kültür devrimi denen böyle bir şey işte. Belki de demokrasi (modernizm)  böyle bir yüzeyselliktir.

çin 2

Aristokrat bir gösteri avam eğlencesi olmuş. Saraylı bir gösteri ise Mehmet Ağa’nın sünnet düğünü daveti gibi. Gürültü, tabak çanak şangırtısı; garsonların servis koşuşturmaları. Bizim masaya da pet şişede sular geliyor. Gösterinin başlamasını bekliyoruz. Salonda anfi gibi basamaklı bir düzen var. Keşke bir locadan yer bulsaydım diyorsunuz. Halkın arasında halkla beraber bir curcunaya teslim olmak! Bunun neresi majestik yahu? Üstelik önünüzdeki sırada iki-üç Çinli şapkaları ile oturuyor. Görüş alanınızı kapatmış. Çıkarır mısın ricasından daha çok pişman oluyorsunuz. Adamlar tarama özürlü imiş, şapka düştü kel göründü.  Birilerini mahcup etmenin pişmanlığı gösteri başlamadan geceyi size zehir etmiş.

Nihayet başladı tiyatro. Işıklar söndü, salon karanlıklaştı. Yanlarda iki giriş kapısı üzerinde elektronik bilboardlarda önce Çince sonra İngilizce akan yazılarla olaylar ve bölümün hikâyesi anlatılıyor.

Tarihî giysiler içindeki oyuncular sahneye geliyor sırayla. Işık tam kıvamında. Perdedeki çizgi filmle saray veya olayın geçeceği mahallin dekoru digital bir resimle yansıyor. Müzik yüksek sesli efekt yardımı ile oyunun havasına alıyor sizi. Klasik Çin tiyatrosu ve müzik tınıları yerine Amerikan tarzı efekt ve sahnelerle; dan dan inen müzik vurgusu ile; sıkılmadan oyun sürüyor. Kraliçe, saray hanende ve sazendeleri, askerler, imparator… Egemenler arasında entrika ve güç gösterisi. Egemenliğin egemene güç verme süreci. Zillete düşüren ayak oyunları.

Şangay’daki akrobasi gösterisi royal bir sahnede ve huşu ile seyrettirmişti sunumunu. Burada royal (majestik-hümayun)  bir oyun, avama hitap eden pavyon havasında sergilendi. Oyun, giysiler, oyuncular; kılıç, kalkan ve mızraklar Çin tarihinden sahneler güzel ama ortam vasat. Amerikan filmlerinin dinamizmi ve üç saniye kuralı buraya da ulaşmış. Eskiden “gıy gıy” müzikle ve yavaş hareketlerle yürüyen klasik oyun, seyircileri sürekli diken üzerinde bırakan ve ne çıkacak beklentisine sokan bir koreografi ile Holywood tarzında saraylı balesi de zamana uydurulmuş. Elbette imparator ve kraliçenin sahip olduğu gücü hissettiren, Çin askerlerini birer rambo yapan tripler içinde. Avustralya Haka Dansı Çin askerinde Şao lin gösterisine katılmış, Çin sükûnetine Amerikan dinamizmi eklenmiş, gelenekle modern birbirine karışmış, mutlakiyet ile demokrasi harmanlanmış bir iklimdeyiz. Zaman hızlandı ya, Çinliler fena halde farkında bunun.

Bugün kesinlikle Yaralı Bilinç’i tekrar okumalıydım. Okudum nitekim gece yarısı uyanınca. Zaten gezi boyunca yanımdaydı. Çin gezisi, bizim gibi bütün doğu’nun batı karşısında içine düştüğü yarılmayı anlatan bir hüzün veriyor. Yaralı Bilinç’ten başka bir kitap anlatır mı sefaletimizi? Şangay, Guilin’den sonra gelinen Xian’da bunu anlamanın acısı yüreğimde. Çin’de bile ne olacak bu doğunun hali diye dertlenmek için mi o kadar para harcadım? Zahmet çekip yorgunluklara düştüm?

çimiii.jpg

Psikopat Amca

Rehberimiz genç biri. Çinle hikâyesi zengin olma çabasıyla başlamış. Çinde ticaret yapmak istemiş, otomobil parçaları alarak İstanbul’da satmak için. Çince de öğrenmiş. Boş vakitlerinde ya da turlar düzenlendikçe rehberlik yapıyor. Rehberlik için gerekli birikime sahip değil ama birkaç kez gelmiş; Çince öğrenmiş bunlarla idare etmeye çalışıyor. Bunlar önemli değil. Gelenler de biraz okusun kardeşim, bilinçli gelsin. Rehberin ağzına bakıp durmasın. Esasen bir hazırlığı yoksa Çin hakkında her şeyi öğrenebileceğini düşünmesin. Yoksa benim gibi üfürmek zorunda kalır. Bir-iki tapınak gezince “din” hakkında konuşabileceğini, fetva verme cüreti kazanabileceğini sanmasın. Eyvallah… Fakat rehberin öyle bir jargonu var ki gençler hakkında önemli ipuçları veriyor.

Çin’i Çin yapan ve Çine adını veren Qin Shi Huang’ı anlatırken “ bu amca psikopat bir amca” diyor. “Ölümsüzlük iksiri aramış; kendisine karşı suikast düzenlenmesin diye Çin genelindeki bütün madenleri toplatmış. Psikopatlığı zirve yapmış”

Tarihi bir olay anlatırken biri hakkında “buz gibi Çinli” diyor. Herhalde sapına kadar Çinli demek istiyor. Terra Cotta’yı anlatırken “manyak bir yer” diyor. Psikopat amca, öbür dünyada kendisini korusunlar diye 8 bin asker heykeli yaptırmış. Atlı arabası ve silahları da cabası. “Adamlar kılıçlarla dalıyorlar” diyor. Boksör isyanında İngilizleri kesmek için. Japonlar Çin’i işgal etmek için “pata küte dalarlar” diye ekliyor.

Bu söylem içinde bu yazıda size anlatılanlarda rehberin fazla katkısı yok. Allah’tan yok diyorsunuzdur inşallah. Yoksa benim dilimi de etkilemiş gibi bir duygu sizde de oluştu mu?

Terra Cotta Ordu Heykelleri

Hero filmini seyrederseniz ya da seyretmişseniz; Çin birliğinin nasıl sağlandığını az çok öğrenirsiniz. Bu kadar farklı etnik grup; her şehirde ayrı bir beylik; birbiri ile savaşlar; Üstüne Hunların, Moğolların saldırısı Çin’in iflah olacağı yok.

Qin Shi Huang zorba yöntemlerle bu birliği sağlıyor. Surları yeniliyor. Çin içinde huzurlu ve etkili bir dönem başlatıyor. Her diktatör gibi bu kadar iş başarmışsam ölümsüz olmalıyım diye arayış içine giriyor. Büyük İskender gibi “imparatorluğun büyük olacak ama sen yine de öleceksin” gerçeğine ulaşınca; bari öbür dünyada bu egemenliği sürdüreyim diye, mezarının çevresine ordulardan bir koruma kalkanı kuruyor. Arkeolojik bulgulara göre o kadar geniş bir alana yayılmış ki bu koruma histerisi, neredeyse bir şehrin yüzölçümüne yaklaşmış. Zamanla üstünde yerleşim olmuş; tarım yapılmış, binlerce yıl 20-30 metre aşağıda kaderini beklemiş.

Bir çiftçi tarlasına kuyu açarken ilk bulgulara ulaşıyor. Devlete haber veriyor; devlet de ödül olarak onu müzeye bekçi yapmış. O bekçi amca bu konuda bir de kitap yazıyor. Bizim müzeyi ziyaretimizde kitabını imzalıyordu. Eskiden fotoğrafını çekmek de paraylaymış ama artık ihtiyarlamış; yeterli parayı edinmiş. Fotoğraf çekiminde para tahsiline imkân bulamıyordu kitap imzalamaktan. En çok da bu işin hastası Amerikalılar. Yazarından imzalı bir kitap alınca sanki başları göğe erecek? Biz böyle bir murat taşımayanlar çevreden dolandık.

çin3

Bizi daha çok götüreceğimiz hediyeler ilgilendiriyor. Zaten her ziyaret yerinde, müzede hediyelik eşya satışları en göz önündeki köşede. Onlarla ilgilenmek dururken; garibim bir mezar bulmuş; sonra devlete haber vermiş. Bu sayede Xian’a yılda 15 milyon ziyaretçi geliyormuş. Gerçi bunun ancak 1,5 milyonu yabancı turist ama olsun. Bizim hangi şehrimize –İstanbul-Antalya– dışında sırf kültür için bu kadar turist geliyor. 13,5 milyon Çinlinin iç turizme katkıları arada kaynamasın. Gerçi o nüfusa bu sayı çok mu bilmiyorum; bunu da istatistikçiler cevaplasın.

çin4

Otelden bir saatten fazla süren bir yolculuktan sonra Xian’ın mücavir alanı bir bölgeye geldik. Daha Terra Cotta müzesine ulaşmak sözkonusu değil. Yeni bir pazarlama seansı başladı sabah sabah. Terra Cotta askerlerinin üretimini bugün de aynı teknikle yapan; bizde ki Kapadokya çanak çömlek üretimini andıran bir işyerine geldik. Tuğla fabrikası ocak sistemine benzeyen bir usulle toprağı pişiriyorlar. İşte “toprak Terra Cotta askerlerinin yapıldığı toprakmış da. Çamur haline geldikten sonra 20-30 gün kurumaya, sonra 800 derecede pişirmeye tabi oluyormuş da”. Alık alık bakan Avrupalılar için bu bilgiler anlamlı olabilir. Biz zaten toprak tencere ile güveç yapan bir kültürden geliyoruz. İlgimizi çekecek, bize farklı bilgiler verecek; Batılı turistler için hazırlanan turistik bilgilendirme ve brifinglerinden başka bir yöntem yok mu kardeşim? Neyse ki bu yüksek düşüncemi Çin Tıbbını anlatan doktor’a(!) söyleme fırsatı bulmuştum. Sırası gelince anlatırım.

Bilgilendirme bize yavan gelince bizler de resim işine yöneldik. Öncelikle burada bulunan askerler arasında kendimizi general yapan resmimizi çektik.

çin5

Sonra satış alanına –içeri- girdiğimizde heykelinizi (daha doğrusu büstünüzü) yaklaşık 2000 dolara yapılacağını ve adrese teslim edileceğini öğrendik. Zaten avluda antika eşyaları taşımak için paketler içine yerleştirilen ve çevresi koruma köpüklerle donatılmış sandıklar görüyorduk. Demek bu işler içinmiş. Yurtdışı siparişleri için adrese teslim eşyalar. Çin gerçekten kapitalizmin ruhunu içselleştirmiş. Hem de Komünist Parti eliyle. Gerçekten bravo. Buna sol gösterip sağ çakma derler. Uluslararası bütün müsabakalarda, dış politikada çok işe yarar. Adamlar boşuna dünya gündemine süper güç diye gelmiyorlar.

Burada yok yoktu. Ağaçtan yapılan heykeller; ev eşyaları, mobilya, halı, kılıç-kalkan silahlar, toprak heykeller, biblolar, Terra Cotta askerleri. Ne ararsan mevcut. Yeter ki yeterli paran ve sende satın alma iradesi olsun.

“Bunlar Türkiye’de de var; getirip satıyorlar” diyenler alış veriş hızımızı ve iştahımızı engellediler. Halı dokuyan Çinli kadınlar, bana annemi ve çocukluğumu hatırlattı. Sadece halı dokurken oturuşu benzemiyordu. Ne de olsa burası Çin. Kadınlar da modern, gelir kapısı olarak istihdam edildiği bir iş yapıyor. Adabına uyması gerekmez. Burada satılan eşyaların  “hand made” -el yapımı- olduğu duygusu vermeleri kafi.

çin 6

Biz muktesit tutumuzu burada da sürdürdük ve fazla alışveriş yapmadan müzeye gitmek için hazır olduğumuzu rehbere hissettirdik.

M.Ö.210 yılında yapılmış bu görkemli mezar. İlk Çin İmparatoru Qin Shi Huang’ın mozolesinin bulunduğu, imparatorun ruhunu kötülüklerden koruması için yapılmış 6000 askerin bire bir gerçek boyutlarda ve her bir askerin yüzü birbirinden farklı heykellerini görmek için hazırdık. Müze girişine kadar otobüslerle gitmek yasak olduğu için uzun bir yürüyüşten sonra bindiğimiz küçük portörlerle müzeye ulaştık.

Buradaki sinema salonunda heykellerin bulunuşu, yapılma aşaması ve imparatora karşı ölümünde isyan edenlerin mezarını yakıp her yeri dümdüz etmeleri sayesinde bugün bu heykellere ulaşıldığını anlatan bir film seyrettik. Salonun hangi köşesine bakarsanız seyredebileceğiniz şekilde tam 7 film aynı anda oynuyordu. Ayakta sinema seyretme deneyimi gibi ilginç bir uygulamadan sonra Pit denilen üstü örtülü alana girmeye başladık. “Amca gerçekten hem psikopat hem manyakmış”, kanaatine varacak bir olayla karşı karşıyayız yani.

çin 7

Bunlar daha bulunan bölümler (pitler), kazı devam ettiği için daha keşfi muhtemel yerler olduğu anlaşılıyor. Müzeyi gezmeden önce bu bölümleri dolaşıp İmparatorun küçük atlı arabasını ve bu arabada imparatoru korumak için M.Ö.210 yıllarına göre fazla teknolojik bir silah olan şemsiye savunma silahını rehberler uygulamalı gösterdiler. Bir sürü mekanizma, aynı anda gölgelik iken, silaha, mızrağa dönüşebiliyor. İmparatora yaklaşan Hero’lar öbür dünyaya gidiyor. Korudunuz da ne oldu; psikopat amca ölmedi mi? Ölünce gömülmedi mi? Mezarı bulunmadı mı? Şimdi ruhunu taciz eden milyonlarca insan tarafından gezilmiyor mu? Oh olsun? (Diyenlere aşkolsun)

Asker heykellerindeki o dönemden kalma zırhları oluşturan kırmızı kumaşların rengi solmaya başladığı için; bu konuda tedbir alınacak teknolojiye ulaşana kadar kazıların durdurulduğunu anlatıyorlar. Dünyada ilahi adalet gerçekten var. Sadece geç gelebiliyor. İmparator; kendisini korumak için yaptığı mozole ile bugün milyonlarca insan tarafından gözetleme içine düşecek bir teşhir musibetine uğramış. Biz de bu röntgen işinden payımıza düşeni alıp “Gururlanma Padişahım; senden büyük Allah var” uyarısının derin hikmeti karşısında tefekküre daldık.

Heykel askerler üzerindeki zırhlar gerçek zırhlardan; o zamanın kumaş ve demir koruyucu elbiselerinden yapılmış. Bu resimler rengi solmaktan kurtarılmış yeni bulunanlara örnek. Öncekilerin farkına varılana kadar havayla temas edince bu nitelikleri kaybolmuş, özgünlüğü bozulmuş.

Çin şimdi erken bulunan bu arkeolojik keşfin buluntularını koruyacak teknoloji peşindeymiş. Camekânlı muhafaza bunu sağlasa da binlerce askeri korumak kolay değil. Onun için arayışlar sürüyormuş. Bu yüzden yeni kazılar durdurulmuş. İmparator; heykellerin yapımından sonra üzerini ağaç çatılar ve kil toprakla sıvayarak oluşan vakumla muhafaza işini ta o zamandan biliyormuş demek ki.

İki bin yıl önce mi teknoloji ileri, şimdi mi?  Sanat eserlerini bugün havanın nemine, rüzgarına zararlı gazlarına terk etmek mi? Medenilik. Yoksa hava ile temasın yol açtığı tahribatı bilen ve ona göre tedbir alan M.Ö.210 yılları mı ileride? Takdir sizlerin artık!

çin 12
Terra Cotta’nın Koruyucu Tavanı ve Açılan Bölümler

 Mustafa EVERDİ

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s