Mersin’de Betona Yenik Bir Han…

Mustafa Erim yazdı…

mersin giriş
Mersin Tren Garı Girişi

1886 yılında Adana-Mersin arasında yapılan tren hattının faaliyete girmesiyle, Mersin’de  ticari faaliyetler oldukça hızlandı. Bir tarafta demiryolu taşımacılığı ile Çukurova’da üretilen pamuk ve diğer ürünler kente girmeye başladı, diğer yandan gelen ürünler liman yoluyla tüm dünyaya gönderildi.

Demir yolu ve liman sayesinde ticaret arttı ve kısa sürede Mersin bir köyden bir ticaret başkentine dönüştü.

Read more

Düğünde Bir Davul Kaldı Bizim Olan Bir De Zurna

Arif Bilgin yazdı…

davul zurna

Biliyor musunuz, eskiden köylerin ve küçük kasabaların çoğunda Emanet Gelinlik ve Damatlık varmış. Kimler evlenecekse o emanet gelinlik ve damatlığı ister, kirli ise temizler ve düğünde giyermiş. Damatlık bolmuş, pantolon paçaları yerlerde sürünüyormuş, beline kemer takınca iki üç yerinden katlamak gerekiyormuş; gelinlik incecik kıza haral giymiş gibi bol oluyormuş, ya da şişman kızın bedenine sımsıkı oturuyormuş, kolları birer karış taşıyormuş, kimsenin umurunda olmazmış. İğne iplik ile “Şurasından kıvıralım, burasından katlayalım” diyerek bedene uydurulurmuş. Düğün bitince de ya muhtara gönderirlermiş ya da bir sonraki düğüne kadar kendilerinde dururmuş…

Belki bunlar fakirliğin, görgüsüzlüğün ve biraz da geleneğin eseridir; ama günümüzdeki gibi bir iki defa giyeceği gelinliğe iki üç bin lira, hatta beş altı bin lira vermek çok mu görgülülük, akıllılık işi? Sizce bu kadar pahalı, gösterişli, paranın, zamanın ve emeğin adeta suya saçılması gibi israflı düğünlere gerek var mı? Doğru mu? Daha bizim geleneklerimize uygun, saçma sapan adetlerin terk edildiği, mümkün olduğu kadar masrafsız düğün yapılsa kıyamet mi kopar?

El gördülük iş yapmak, “Kele anam bilmem kimin gızının düunu şo salonda olmuş, nirelerden orkestra getirilmiş; benim gızımın ondan niresi aşşa? Biz de isterik”

Read more

Çölde Şölenle Karşılama

Yücel Feyzioğlu yazdı…

50703072_2447748328571927_4991606464515670016_o.jpg

Gece bastırmadan uzun bir yol katedip sonra gerçek çöle ulaşıyoruz. Çöl… Deve arabalarına aktarıyorlar bizi. Yarım saatlik bir yolculuktan sonra şölen yerine geliyoruz. Şimdi çölün tam ortası. Kumluk, hava dingin… Bir yanda Orta Asya çadırları, bir yanda kum tepeleri. Bizi rengarenk elbiseleriyle “Kalahariti Folklor Grubu” karşılıyor. Artık burası Urdular bölgesi. Urduca konuşuyorlar. Gazneli Mahmud Hindistan alt kıtasını aldıktan sonra buraya yerleşen Türk askerlerinin bölge halkıyla kaynaşması sonucu bir çok Türkçe kelime dile girmeye başlamış. Türkçe, Hinduca, Farsça, Arapça karışımı bir dildir Urduca.

Temel Eksiğimiz Örnek Şahsiyetlerimiz

Güngör Gökdağ yazdı…
lider

Günümüz Müslümanlarının İslam‘ı anlama ve özümseme yönünde bazı sorunları var.  Savunulan dini değerleri, yaşama ve hayatında tatbik etme bu sorunların en başında geliyor.

Tabiatıyla yaşamadan savunulan dini değerler, zamanla bir ideolojiye dönüşüyor. Hayat nizamı olması gereken dinimiz de, ideolojik bir boyut kazanmış oluyor.

Bir anlamda, yaşanması gereken İslam’ın kendisi, ideolojik İslamcılığa tercih ediliyor.

Anlatılan ile yaşanılan, söylenilen ile tatbik edilenler arasındaki farklılıklar, örnek Müslüman ve rol model olma yolunda ki zorlukları ve arızayı da hemen gün yüzüne çıkarıveriyor.

Bugün ülkemizde 100 bin imam, 40 bin Kuran Kursu hocası, 3 bin vaiz, bin 250 müftü, belgeli 150 bin hâfız, binlerce İlahiyat akademisyeni, mezun olmuş ilahiyatçı ve İmam Hatipliler var.

Bunun yanısıra binlerce dini vakıf, dernek, cemaat, tarikat ve STK‘larımız, medrese, dini düşünce ve yardım kuruluşlarımız da var. Ayrıca bu kuruluşlarda yer alan gönüllüler, hocalar, talebeler, şeyhler ve müritler, onların yakın çevresi, hısım ve akrabaları da var.

Fakat tüm bunlara rağmen doğru din anlayışına bir türlü geçemiyor, camileri yeterince dolduramıyoruz.

Sabah namazlarında camilerin neredeyse boş olduğunu ama dışarıda ki İslamcı sayısının ise hayli fazla olduğunu görüyoruz.

İslam’ın muamelatını, hukukunu, insan haklarını, hayvan haklarını ve sosyal haklarının yeterince anlatılamadığını görüyoruz.

Vatan sevgisinin, insan sevgisinin, hayvan sevgisinin, ümmet düşüncesinin, birlik ve beraberliğin öneminin yeterince aşılanamadığını görüyoruz.

Read more

Asgarî İyilik

Mehmet Emin Durmuş yazdı…

sosyoloji

Sosyolojik kabuller, inanışlar, eğitim vs. gibi pek çok etkenle tanımı farklılık gösterse bile iyiliğin asgari zemini, bilmek anlamak ve tecrübe etmek hususundaki hürriyet olmalıdır. Tanımlar arsındaki ihtilaf ve çatışmalar ortak kabiliyetler üzerinden yargılanmalı, uyum veya birliktelik sağlanamıyorsa her tanım kendini gerçekleştirebileceği ayrı bir alanla sınırlandırılmalıdır. Bu taahhüdümüzden sonra kendi iyilik tanımımızı ifade edebiliriz.

İyilik Tanımımız

Varlığa dair kabullerimiz gerçeklik algımızı oluşturur. Hakikat ise varlığın mutlak kendisidir. İnsan için mutlağa vukufiyet söz konusu olamaz. Zira insan, varlığın mutlak karşılığını, sınırlarını bilmek bir yana varlığın sayısına bile vakıf olmaya kifayetsizdir. Ancak hakikatle gerçeklik arasında bir bağ kurabiliyorsa insan, doğruyla yanlışı ayırabilir.

Read more

Kürk Mantolu Madonna

Nilgün Çelebi yazdı…

kkkkk

Kürk Mantolu Madonna. İstanbul Tiyatro Topluluğu. Notu: Penc pare.

Oyunun sonunda alkışların cılızlığı dikkat çekmis olacak ki Raif Efendi‘nin gençliğini de oynayan delikanlı oyuncuların grip salgınından nasiplendikleri için arzu ettikleri performansı sergileyemediklerini söyledi. Demeyin, “hoca o gribi sen de tattın, ha notu yüksek tutaydın”. Ama beni bi dinleyin neden notu penc pare verdim?

Read more

Yoksa Musa’nın Sahifelerinden Haberin Yok Mu, Ya Da O Vefalı İbrahim’in Sahifelerinden?

Peren Birsaygılı Mut yazdı…
the guardion
Annie Kelly The Guardian için kölelik süreci ile ilgili çok ilgi çekici bir dosya yayınladı. Uzman görüşleriyle zenginleştirdiği makaleyi Esra Öztürk titiz bir çalışmayla dilimize çevirmiş, emeğine sağlık. Yazıda, köle tüccarlarının bugün yatırımlarından 18. ve 19. yüzyıldaki benzerlerine göre 25-30 kat daha yüksek kâr elde ettiğini söylüyor. Uzmanlar, 15. ve 19. yüzyıllar arasında yaklaşık 13 milyon insanın esir alınıp profesyonel tüccarlar tarafından köle olarak satıldığını düşünüyormış. Oysa Birleşmiş Milletler Uluslararası Çalışma Örgütü, bugün dünya genelinde en az 21 milyon insanın bir tür modern kölelik içerisinde olduğunu varsayıyormuş. Üstelik modern köle sahiplerinin bir avantajı daha varmış; eskiye göre çok daha hızlı ve daha az risk içeren ulaşım araçları… Ancak uzmanlar herşeye rağmen köleliğin tarihe gömülebileceğini ve bunu gerçekleştirmenin sadece siyasi irade ve kararlılık meselesi olduğunu söylüyorlarmış.
***
cibali tütün
Cibali tekel, tütün ve sigara fabrikasının kadın işçileri

Çocukluğumuzda hiç unutmam, Alpay’ın “Fabrika Kızı” diye bir şarkısı vardı:

Fabrikada tütün sarar
Sanki kendi içer gibi
Sararkende hayal kurar
Bütün insanlar gibi. 

Read more