Ritüelsiz Varlık Tasavvurumuz

Aliye Çınar Köysüren yazdı…

ibadet-dua-

Ritüeller toplum ve kültürün hafızasıdır. Her ritüelle bu hafızadan güç devşirilir. Anlam ve nostalji pınarından eğilip bir tas su içilir. Ritüel sayesinde, var olma kompartımanında, Varlık çeperinde olunduğu anlaşılır.

Günümüz insani önce ritüelle vedalaştı. Sonra Varlık ile arasına mesafeler girdikçe var olma güzergâhından da saptı.

Johan Huizinga’dan bahsetmenin tam da yeridir şimdi. Huizinga, literatüre, sanatı doğrudan ilgilendiren bir kavram katmıştır: Homo Ludens (oyun oynayan insan). Nasıl Arsitoteles, insan-hayvan ayrımı, Freud ise bilinç-bilinç dışı ayrımı gibi ikilikleri bozmuşlarsa, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Hollandalı Tarihçi Johan Huizinga da (1872-1945) Homo Ludens adlı incelemesiyle önemli bir ikiliğin dengesini bozmuş, insanlık kültürüne yeni bir boyut getirmiştir. Homo Faber (yapıcı insan), Homo Sapiens (düşünür insan) ikilisinin karşısına üçüncü bir insanı, Homo Ludens’i (oyuncu insan) teklif etmiştir.

semah

Johan Huizinga, şu saptamalarla dikkati çekti: Biz insanların Homo Sapiens nitelemesini hak edecek kadar akıllı olmadığımız anlaşıldı… Birçok hayvanın da alet yapabildiği, dolayısıyla insana Homo Faber demenin de anlamsız olduğu görüldü… Peki, biz kimiz? İnsana özgü üçüncü bir özellik olarak Homo Ludens’i, oyun oynayan insanı bu nitelemeler arasına katamaz mıyız? Johan Huizinga, Homo Ludens adlı temel eserinde yeryüzünde insana ait her şeyin başlangıcının oyun olduğunu gösteriyor. Önce oyun vardı! Oyun kurgusal olduğu bilinen ve gündelik hayatın dışında yer alan, bununla birlikte oyuncuyu da tamamen içine çeken gönüllü, özgür bir eylemdir. Sınırları özellikle belirlenmiş zaman ve mekân içinde gerçekleşen, her türlü maddi çıkardan ve yarardan uzak bu eylem, verili kurallara göre, belli bir düzen içinde yerine getirilir. Oyuncu ve kimi zaman da seyirci kendinden geçer, coşar… Bu şekilde tanımlanan oyun, tarih boyunca, hayatın her alanında kültürün temel öğesi olarak varlığını sürdürmüştür.

johan

İbadet veya ritüel ise aşkın bir boyutta eylemsel olarak varoluşun Varlıkla irtibatıdır ve dolayısıyla oyundaki bütün özellikleri hatta daha kuşatıcı boyutu ihtiva eder. Zira aşkın boyut, ibadet edeni içine çeker ve ona güç aşılar. Bu sonsuzca kişiyi kuşatan, ancak ibadet gibi ara geçitlerden ulaşılabilen, iyi insan olmaya gayretli ibreye ayarlanmış bir eylemler öbeğidir. İçinde insan varoluşunun bütün boyutları etkin olur. Düşünme, hissetme, irade ve eylem gibi çok katmanlı ve boyutlu bir olgunun bileşkesidir.

duaa

Pascal inanmanın, ritüelle ilişkisine dikkat çekerken, Varlığın korunaklı alanına dair de önemli ipucu veriyordu. Zira, Varlığın en temel yapı taşları, bilgi, inanç ve eylemdir. Diyebiliriz ki, imanı iptal ederek, Varlığın en görkemli cümle kapısına kilit vurmayı göze almış oluruz. Tersinden bakarsak da, iman sayesinde elverişli bir kilide sahip oluruz… Pascal demişti ki, dudaklarını dua ediyormuş gibi kımıldat, ellerini yukarıya aç ve semaya bak, inanacaksın, demişti. Bu esasında, ritüelin Varlıkla irtibatını göstermektedir. Burada iman açığa çıkarken, aynı zamanda, sevgi ve güven hatta ümitte zuhur etmiş olur. Zira bu kelimeler iman ile içkindir.

Bunun içindir ki günümüz insanı, ritüelden uzaklaştıkça, iman kilidini yitirdiğini, dolayısıyla Varlık ile de bağının çok zayıfladığını ilan ediyordu. Efsaneler/mitoslar ve ritüllerin korunaklı veya koruyucu bir etki alanı olduğunu böylelikle söyleyebiliriz.

Paul Connerton bu bağlamda mitosla ritüelin ayrımına işaret eder. Bir mitosun başkalarına sazla sözle okunması, ya da o mitosların artık anlatılıyor olmaması, her zaman onun kabul edildiğini veya unutulduğunu göstermez. Oysa ritüellerde durum daha farklıdır. Mitosun yapmadığı ama bir törenin icra ettiği şey, töreni oynayanlarla, oynadıkları şey arasındaki ilişkinin ne olduğunun gösterilmesidir. En azından toplumsal ortak bilinç, ritüeller sayesinde eskiyle bağlantıyı ve eylemle düşünce ilişkisini kurduğu için, bundan bütünüyle kopması mümkün değildir. Mesela bayramlar biçim ve içerik bakımından bazı değişimler geçirse de bütünüyle onların unutulması veya bütün toplumun o konuda bir hafıza kaybı yaşaması mümkün değildir.

ibadet

Bir ritüelin yapısı içine, mitosta bulunmayan bir değişmezlik ve süreklilik öğesinin kodlanmış bulunduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Dolayısıyla modernleşmeyle birlikte dindarlar, mitlerini -görünürde- kaybettikleri için, toplumsal hafızanın da bazı bakımlardan yitmiş olduğu söylenebilir. Böylece de yüzeysel veya siyasi kimliklerle var olma mücadelesi veren bir dindarlık tipinden bahsetmek bazı bakımlardan haklı gibi görünse de, bütünüyle indirgemeye gitmek doğru değildir.  Çünkü ritüeller, sembolik figürlerin yitirilmesine asla izin vermezler. Ancak sadece mitoslar ekseninde bir din düşünürsek, bu da yalnızca, gizli irrasyonelliği,  rasyonel çerçevede yürüten bir din anlayışı olacaktır.

Comte üç hal yasasını söylerken Varlığın üç görünümünden bahsetti gerçekte. Varlığın, mitolojik, dini ve bilimsel boyutlarıydı bunlar. Ancak ritüeli iptal edince Varlığın dini ve mitolojik yönleri doğrudan topallamaya başladı.

ur-

Assman`in dikkat çektiği gibi, toplumsal ve kültürel hafızanın hatırlayış mekanizmasını bir tarih anlatısı gibi düşünmek doğru değildir. Çünkü toplumsal ve kültürel hafıza, geçmişin belli noktalarına yönelir, ancak geçmiş onda da, olduğu gibi kalmaz; daha çok, anıların bağlandığı sembolik figürlerde yoğunlaşır. Mesela, İbrahim’in kurbanı, Nuh tufanı, Mısırdan çıkış, Kâbe’nin inşası ve bayramlar gibi hadiseler, insanın içinde bulunduğu duruma anlam veren ve o bulunulan zamanın askıya alınmasıyla bir coşkusallığın yaşandığı figürlerdir. İşte bu bağlamda kutsal kitaplardaki efsaneleri bir tarih ile karıştırmamak gerekir. Aynı şekilde mitosları da bir tarih gibi düşünmek doğru değildir. Kültürel hafıza için gerçek değil, hatırlanan tarih önemlidir. İşte bugün en ciddi sorun da burada yatmaktadır.

kabe

Belki de ülkemizde ritüeller ile bağ zayıflayınca, onlar salt mite indirgendi ve pozitivist ve seküler algının etkisiyle, mitoslardaki etki hatırlanan tarih olmaktan çıktı ve tarihin gerisindeki bir arkaik bölüm gibi görülmeye başlandı. Bunun içindir ki, eski bayramlar nostaljisi dile pelesenk oldu.

kakabeee

Hatırlanan tarih olarak mitoslardan ve eylemin anımsattığı ritellerden uzaklaşıldıkça, gerçekte Varlık unutulmakta veya Varlık güç kaybetmektedir. Dolayısıyla var oluş zayıflamaktadır. Çünkü Varlığın en dinamik boyutu riteller iptal oldukça, varoluşun, hissetme, eylem ve irade fakülteleri kan kaybedecektir. İşin aslı, oyunda veya ritüelde, bütün boyutlarıyla etkin olan var oluş, yalınkatlığa veya tek boyutluluğa mahkûm edilecektir. Düşünerek var olan ve diğer özelliklerini düşünme ile ifade eden dolayısıyla boyut kaybeden bir var oluş ve varlık olacaktır.

namaz-kılmak

Mitoslar biçim değiştirerek de hatırlatma ve taşıma işlevini sürdürürler. Onların gerçek olup olmadığı çok da önemli değildir. Hatta bu bağlamda tarihin de hatırlanan tarihe ve efsaneye dönüştüğü söylenebilir. Dahası efsaneler sözlü olarak anlatılmasa bile, onların mimarideki,  sanattaki ve ritüellerdeki izi bütünüyle kaybolmaz. Biz modernleşme macerasıyla bir tür unutturmadan bahsetsek bile, bu iddiamızın yüzeyselliğine,  Kâbe’­nin işlevi ve anlamı direnç gösterir. Bütün bunların silik hatırası bir tarafa, insanların ruhsal yükselişleri, anlam arayışları bir biçim ararken ya da özün varlık kazanmasının formu, istikametini, bu mevcut kültürdeki ritüellerde bulacaktır. Ritüellerin her biri de bir mitosu içinde taşır. Kısacası bir kültür ve geleneğin içine kök salan ritüellerin, kültür kalıbı ve yapı işlevi gördüğünü unutmamamız gerekir.

namaz

Aliye Çınar KÖYSÜREN

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s