Mitlere Karşı Bir Sırp Yazar; Vidosav Stevanoviç

Peren Birsaygılı Mut yazdı…

ste.jpg

Kim bilir şimdiye kadar kaç kez söyledik ve duyduk hayatın bitmeyen bir imtihandan ibaret olduğunu. Ansızın karşımıza çıkan yol ayrımları, keskin dönemeçler, sesimizi yükseltmemiz gereken tüm o zamanlar… Hepsi birer imtihan ve bu durumlar karşısında aldığımız tavır ile inşa ediyoruz kimliğimizi. Yalnız kalacağımızı, anlaşılamayacağımızı bile bile peşinden gitmek inancımızın. Hatta ihanetle suçlanmayı göze almak. Bir sürü ihtimal yani, ödetilmek istenen bir sürü bedel.  İnsanın kendisiyle olan bu serüvenine dair ne çok şey yazıldı şimdiye kadar. Dinimizin, kitabımızın, aklımızın ve vicdanımızın en kadim meselesi.

Bundan yaklaşık 5 sene önce, ilk kez Bosna’ya gittiğimizde, kimisi henüz beşikteyken katledilen binlerce Boşnak’tan geride kalanların izini sürmüştük. Merhum Aliya İzzetbegoviç’in kabri başında bir süre sessizce oturmuş, ardından o büyük katliamın gerçekleştiği Markale pazarına gitmiştik. Hayat devam ediyordu elbette ancak eskisi gibi değildi hiçbir şey, olmayacaktı da. 68 kişinin havan topu saldırısı sonucu hayatını kaybettiği bir yerde, güle oynaya gezecek hali yoktu kimsenin. Biz de gezemedik, birbirimize kurabileceğimiz cümleler de tükenmişti o an. Az ötede ara sokaklardan birinde de “Srebrenitsa’yı Unutma” yazılmıştı duvara yağlı boyayla. Bir çok daha yerde daha vardı bir tokat gibi ansızın yüzünüze çarpan bu yazı.

Türkiye döndükten kısa süre sonra, ki Bosna gezimizin hatıraları henüz çok canlıydı, bir isim çıktı karşıma; Vidosav Stevanoviç. Aliya İzzetbegoviç’in bir kitabını yeni bitirmiştim, özellikle de Balkan edebiyatına dair okuyacak bir şeyler bakınıyordum. İşte ne yalan söyleyeyim ilk kez o zaman duydum Stevanoviç’in adını. Türkçeye çevrilmiş sadece tek bir kitabı vardı. ‘Halkın Tirani Milasoviç’ti bu kitap. Bosna’yı yakıp yıkan, binlerce insanın hayatını cehenneme çeviren Milasoviç… Herkesin gözleri önünde oluşan bir kötülüğü yani bir diktatörün ortaya çıkışını ve verdiği hasarı benzersiz biçimde resmeden bir metindi. Üstelik Sırp bir yazar tarafından kaleme alınmıştı.

Başka birçok milletin olduğu gibi, Sırpların da kurtuluş savaşlarıyla dolu bir mitolojisi vardı. O nedenle pek çok Sırp kendisini tarih boyunca var olmuş o cesur askerlerin ve kardeş Güney Slav milletlerinin kurtuluşu için uğraşan savaşçıların mirasçısı olarak görüyordu. Sürekli savaşan, savaşta korkunç kayıplar veren, dürüst ve korkusuz askerler…Ancak her nasılsa bu savaşlar sırasında ya da sonrasında daima kardeş milletlerin ihanetine uğruyorlardı. Kosova Miti ya da Prens Lazar efsanesi gibi Sırp milli gururunu manipüle eden bir dolu şey işitmişlerdi şimdiye kadar. Ve Visodav Stevoniç’e göre, radikal milli politikaların Sırplar arasında bu denli taraftar toplamasının arkasında da bu gizliydi.

Aynı zamanda eski bir yayıncı olan Stevanovic, Sırp faşizminin yükselişe geçtiğini hissettiği 1988 senesinde, kamusal hayatı terk etmeye ve yazmak için köşesine çekilmeye karar vermişti. Bilirsiniz her milliyetçilik önce kendini sevmekle başlar ancak demagogların eline düştüğü vakit kendinden başka herkese nefret duyan hastalıklı bir hal alır. Bunu fark eden Stevanoviç de, hiçbir partiye ya da bir etnik gruba yaslanmadan da ayakta durulabileceğini göstermek istiyormuş. Bu yüzden, karısı ve çocuklarıyla beraber doğduğu Kragujevac kasabası yakınlarındaki bir köye yerleşmiş. Ve kimi günler 16-17 saat sürecek bir yazı serüveninin içine bırakmış kendini. Sırp olmanın, Sırbistan’da yaşamanın ancak milli anlamda bir saplantıya sahip olmamanın, ihanetle suçlanmayı ve “kötü” bir Sırp olarak anılmayı beraberinde getireceği bir dönemde sesini yükseltmeye karar vermiş yani. Ve tüm çalışma olanakları engellendiği için, yabancı dilden yaptığı tercümelerle geçinmeye çalışmış uzun süre.

Savaş hakkında yazılmış ilk roman olan “Kar ve Köpekler” de bu esnada ortaya çıktı. “Kar ve Köpekler”de askerler tarafından işkence gören küçük bir kızı resmediyor ve “daha kaç tane daha çocuğun hayatı böyle bizim ellerimizde sönecek” diye soruyordu. Ardından ise çok ses getiren “Halkın Tiranı Miloseviç” gelmiş. Türkçeye çevrilen tek kitabı da budur zaten. Sesi kendi ülkesinde duyulmasa da, eserleri 20 dile çevrilmiş, kitapları elden ele dolaşmaya başlamıştı artık. Ve şunu söylüyordu daima; “Evren farklılıkların uyumu üzerine kurulur. Birbirinin aynı iki yıldız dahi yoktur, dünyanın hiçbir yerinde tek bir tip kuşun öttüğü görülmemiştir. Bu da gösterir ki; Allah tek biçimliliğin zıttıdır. İşte bu yüzden, etnik anlamda tek tip bir ulus, kültür, hatta evlilik düşünmek abesle iştigaldir.”

vidosav_and_s._milenicsajamknjigabg

Visodav Stevanoviç’e ülkesinin yazarlarının çoğunun savaş esnasında sessiz kalmasından şikayet ediyordu. Bazı insanlar, görkemli bir sessizlik diyordu buna. Stevanovic onlarla aynı fikirde değildi. Tarihin insanların köşesinden çıkıp belirli değerler için mücadele etmesi gereken anları vardır. Bu idealler için mücadele edilmesi gerektiğini haykırıyordu. Bir yandan da Sırp faşizmini savunan, savaş propagandası yapan, kin ve nefret saçan aydınlarla savaşmalıyız, diyordu.  Bir ülkenin edebiyatı, edebiyatçıları bunun için vardı.

Hayatın bitmeyen bir imtihandan ibaret olduğunu söylemiştik. Sahiden de öyle… Visodav Stevoniç, halkının büyük bir cinnet hali içerisinde olduğu anda, kendi kişisel serüveni adına ne güzel bir imtihan vermiş. Kalemin namusundan bahsedilir hep, evet kalemin namusu tam da böyle bir şey olmalı.

Bugün 75 yaşında, hala doğduğu Kragujevac Kasabası yakınlarındaki o köyde yaşıyor ailesiyle beraber. Belki yolunuz düşer, bir selam vermek ve en zor anlarda dahi,  bir yerlerde insanlığa olan inancınızı taze tutacak birilerinin olduğunu görmek isterseniz diye…

Peren Birsaygılı MUT

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s