Ev-Bark Sahibi Olmak

Muzaffer İnanç yazdı…aileeeeee

Eski Türklerde aile kurmak, ev-bark sahibi olmak olarak nitelendirilirdi. Zira Orhun Anıtlarında bark kelimesi mabet ve mezarlık anlamlarına gelmekteydi, yani evin kutsal ve bereketli veya kasvetli ve hüzünlü bir yer olduğu, bu kelime ile ifade edilirdi.  Bir başka deyişle ‘‘Ev” ailenin dar ve içsel anlamına, ”Bark” ise sosyal ve dışsal anlamına atıfta bulunmaktadır. ”Ev” ile mezarlık veya mabed olma ikilemindeki ayrışmayı detaylıca inceleyelim:

Hz. Muhammed (sav) ”Evlerinizi kabirlere çevirmeyin!” telkininde bulunmaktadır. Evlerin kabirlere benzemesi derken, içinde Allah (cc) adının anılmaması ve namaz gibi ibadetlerden soyutlanmasını kastetmektedir. Demek ki evlerde esen hava, o evi mezarlığa dönüştürebileceği gibi mabet ve kutsal mekânlara da çevirebilmektedir.

Evler Otel Gibi Sadece Gecelemek İçin Kullanılır Hâle Geldi

Aile bireyleri, son zamanlarda olduğu gibi, maalesef evlerini ya otel gibi sadece gecelemek için kullanır hale geldiler, ya da evden dışarıya adım atmayıp toplum içindeki etkinliklerini sıfırladılar. Hâlbuki bu iki yaklaşım da yanlış ve zararlıdır. Ev, yani aile olmak, hem kendi içinde özel bir hayatı, hem de çevre ile beraber yaşanan sosyal bir hayatı kapsamalıdır. Ailenin önce kendi kendini inşa etmek için çabalaması, sonra da yakın akraba ve komşulardan başlamak suretiyle çevresini inşa etmek için zaman ayırması gerekmektedir.

Bazı aile bireyleri hastalıklarından, topluma karşı kırgınlıklarından veya işsiz olmanın verdiği miskinlikten dolayı evde kalmaya kendilerini alıştırmışlardır. Bir müddet sonra sosyalleşme ihtiyaçlarını karşılamak amacı ile de;ailelelelede

  • Evdeki diğer aile bireyleri ile yakından ilgilenmeye, hatta özel hayatlarına müdâhil olmaya başlamışlardır. Bu hal elbette aile içerisinde sıkıntılara ve baskıcı bir aile yapısının oluşmasına sebep olmuştur. İlgi ve alaka insanları birbirine yakınlaştıracakken, bu şekilde kopmalara ve zıtlaşmalara sebep olmuştur.
  • Sosyal medyaya kendini kaptırıp, internet sayfaları, iletişim ağları, sohbet odaları ve facebook derken bir de bakar ki, günün neredeyse tamamını bilgisayarın başında veya akıllı telefonu ile geçirmiştir. Evde olup da evdekilere yabancılaşma sürecine girmiştir.

Aile kurumuna atıfta bulunan toplumbilimciler, kendi dönemlerinde ailenin sosyolojik ve bireysel yönüne vurgu yapmış, aileyi dışsal ve nesnel olaylardan koruma eğilimine girmişlerdir.

Sağlıklı Aile İçin Beş Yaklaşım

Özetle bu yaklaşımlardan şunu çıkarmak mümkündür:

  • Aile içi olaylar ancak aile içinde çözüme kavuşturulmalıdır.
  • Aile, birlikte yaşamak değil, birlik yaşamıdır.
  • Ailede her birey kendi alanından ailenin diğer fertlerine karşı sorumludur.
  • Aile fertleri zaman zaman zora da düşseler, başarısız da olsalar, kendilerini dışlamayan bir ailenin varlığı onlara güven verir.
  • Ailede bireyin değil, tüm fertlerin çıkarları gözetilir.

Aileyi tarif ederken sadece kan bağı ifadesini ön plana çıkarmak, kanaatimizce, aile olmanın basite ve tekdüzeliğe indirgenmesine sebep olacaktır. Aile ortak kültüre, ortak coğrafyaya, ortak tarihe, ortak kazanç ve ortak dine sahip olma halidir. Demek ki bir ailenin sağlıklı yaşayabilmesi için 5 temel özelliğe sahip olması gerekir. Bu özelliklerini kaybettikçe kendi içinde çözülme ve yabancılaşma başlar. Bugünün zayıflayan ailelerinin kaybettikleri bu özellikler, onları bireysel ve dışa bağımlı aileler haline getirmekte ve bir sonraki nesil için daha zayıf aile tohumları ekmektedir.evlerrrrr

Muzaffer İNANÇ

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s