Girit’te Türkler Karşılıyor Bizi…

Yücel Feyzioğlu yazdı…

thumbnail_FB_IMG_1552631128318

İlk gün güzel bir Türkçe ile karşılıyorlar eşimle beni. “Girit Türklerinden misiniz?” diye soruyorum. “İstanbulluyuz,” diyor Faruk Bey. Yüzüne şaşkınca bakıyorum. “Nedenini sonra anlatayım,” diyor. Oktay Bey ise: “Biz olmasak bunlar turizmi örgütleyemez,” diye ekliyor. Gereksiz bir şişinme diye düşünüyorum.

Otobüs Bali Vadisinden geçiyor. Osmanlılardan kalma bir isim. 37 kişiyiz otobüste. Güzel bir Almanca ile Girit’i tanıtmaya başlıyor Faruk Bey. Keyifli, kendinden emin bir insan. Esprileri ile güldürüyor grubumuzu. Herkes onu Yunan sanıyor. 

“Eşek Yolu’undan geçiyoruz,” diyor. “1950’li yıllarda bu yol yokmuş. Yunanistan NATO’ya girince Amerikalılar gelmiş. Size yol lazım, demişler. Aslında iki nedenleri var. Birincisi Nato’ya yol açmak. İkincisi Motorlu araçlar satmak. Mühendisler gelmiş. Ölçüm aletlerini sırtlarına alıp bu tepelere tırmanmış, bir çobana rastlamışlar. Çoban nedir bu kadar aleti yüklenmişsiniz diye sormuş. Yolların nereden geçeceğini ölçmek için gerekli, demişler. Benim eşeğe sorun o gösterir yolu. Nasıl demişler. Çoban aletleri eşeğe yükleyip git yavrum demiş. Eşek gitmiş. Onlar takip etmiş ve yaptıkları ölçüm eşeğin gittiği yolu göstermiş. Yolu oradan açmış, adına da ‘EŞEK YOLU’ demişler. Şimdi eşeklerimiz azaldı, ama kekiği boldur Bali Vadisinin, bir de arılar çoğaldı. Balı yoğurtla yemeyi deneyin.” 

FB_IMG_1552636999325

“Karşıda İda Dağları karlarla kaplı. Adanın en yüksek dağı. Yunanistan’ın en büyük, Akdeniz’in ise beşinci büyük adası Girit’tir. 8261 km kare. Uzunluğu doğudan batıya 260 km, eni 60 km. 620 bin nüfusa sahip ama yılda 6 milyon turist geliyor. 36 milyon zeytin ağacı var. Göz alabildiğine zeytinlikler. Zeytin yağı üretimi 123 bin ton.” 

Bir espri katmadan edemiyor. “Binlerce yıldan beri zeytin bahçeleri kuşaktan kuşağa aktarılıyor. Aileler kızlara daha verimsiz olan deniz kenarından zeytin bahçeleri veriyorlar, oğullara ise çok daha verimli vadi ve yamaçlarda. Turizm gelişince deniz kenarındaki araziler büyük değer kazandı, kızlar zengin oldu, oğullar fakir, damatlar fındık kırıyor.”
 
Gerçekten çok verimli toprakları var Girit’in. Yeşillik, bağlar, zeytinlikler ve bütün bitki zenginliği sıra dağların yamacına kadar tırmanıp karlarla birleşiyor. Tarla ve bahçelerin başına serpiştirilmiş bembeyaz evler birer nakış gibi görünüyor. Dört önemli şehir, kuzey kıyılara yerleşmiş. İnsanların çoğunluğu kentlerde oturuyor, gerisi tarlalarının başında ve köylerde. Adanın güney kıyıları ise daha kuru. 

“Akraba ilişkileri, aile bağları ve komşuluk güçlüdür burada. Gelenek ve kültürlerine çok bağlı insanlar. Eskiden beri sürüp gelen müzik, folklor tutkunluğu sürüyor. Ortodoks inançlarını çok tanrılı inançlarının bir devamı gibi algılamışlar.”

M.Ö 67 yılında başlayan Roma İmparatorluğu işgali 1898 yılına kadar iki bin yıl boyunca başka işgallerle devam etmiş. Asya, Afrika ve Avrupa’nın arasında çok stratejik bir konuma sahip. O alıp ona kaptırmış adayı. 

“Özgürlüğüne düşkün bir halk Giritliler. Her dönemde işgalcilere karşı isyan etmişler. Bağımsızlık mücadelesi kimi zaman geri çekilerek, kimi zaman ileri atılarak hep kanlı yürümüş. Ancak 2 bin yıl sonra özgür olabilmişler.”
 
Baştan başa dolaşıyoruz adayı. Ortalık o kadar temiz ki, yerlerde bir sigara izmariti, bir çöp yok. Helal olsun size Giritliler.

FB_IMG_1552631167862

Türkler Neden Burada Çalışıyor?

Gazeteci Deniz Yücel’in tutuklanmasından ve Türkiye Almanya arasındaki gerginlikten sonra Türkiye’de düzenli tatil yapan Almanlar başka yerler aramışlar. Başta Girit ve diğer  ülkeler tercih edilmiş. Komşularını da oralara teşvik etmişler. Alman seyahat büroları da Türkiye’deki yüzlerce rehberini Girit’e, Tunus’a, Cezayir’e, Fas’a ve Dubai’ye aktarmış ve Almanlar için üretim yapan Türk mağazaları için de imkânlar hazırlamışlar. Rehberler bizi Türk mağazalarına götürdüler. Halı, mücevher, deri ve mermer üretmine milyonlarca €uro’luk yatırım yapılmış ve yapılıyor. Halı üreticisi Fahri Sayılman, “yarısı Türkiye’den 200 işçi çalıştırıyoruz,” diyor. Türk lokantaları açılmış. Girit’in modern işletmelerini bizimkiler kuruyor. Karl Marks’ın şu sözlerini anımsıyorum: “Kapitalin milliyeti yoktur.”
 
Her turist otobüsünde bir Türk bir de Yunan rehber görüyoruz. Görev bölümü yaparak anlatıyorlar. Oktay Beyin: “Biz olmasak bunlar turizmi örgütleyemez,” sözlerini anlıyorum. Çünkü Türk rehberler gece gündüz demeden turistin, gezginin ve araştırmacının bütün sorularına cevap buluyorlar. Son derece esnekler. Giritliler ise çalışma saati bitince kepengi kapatıyorlar. Hangisi doğru bilemem…

Gelecek yazı:
Bu Hikâyeyi İlk Kez Duyacaksınız.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yücel FEYZİOĞLU

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s