Seyid Onbaşı’yı Hatırlamak

Emine Bilge yazdı…
mmmm.jpg
Dün (18 Mart) herkes bir şeyler paylaştı, hatırladı, konuştu, andı ve hatta kutladı kendince. Ben de yaptığım bir çok çalışmanın, ilk seansı olan ön görüşme kısmında, stresin bedenimize olan etkisini anlatırken sürekli ismini anar ve yâdederim Seyit Onbaşıyı. O halde yazmalıydım bu konuyu. 
Umulur  ve muhtemeldir ki bundan sonra sizler de daha sık hatırlayacaksınız onu. Öncelikle stres anında beynimizde ve dolayısıyla bedenimizde neler oluyor, özetle ve (amigdala, limbik sistem, allostaz mekanizması vs. gibi isimler kullanmadan) basitçe bahsedeceğim.
Beynimiz için stres tehlike demektir. Ve yapması gereken bizi tehlikeden korumaktır. Olaya, duruma göre ya savaşmamız ya da kaçmamız için organize eder tüm bedenimizi. Yani bir  “savaş veya kaç” hali başlar tüm bedende. Öğrenme yeteneği, düşünüp analiz etme, doğru seçeneği bulma yeteneği, hafıza,  iç organlar, bağışıklık sistemi, ikinci plana atılır. Böbrek üstü bezleri kortizol, adrenalin gibi stres hormonları salgılar. Enerji kol ve bacaklara gönderilir, kas gücü artar ki kişi daha iyi savaşabilsin veya kaçabilsin. Yani stres anında beyin isletim sistemini değiştirir diyebiliriz. Stres hâli geçtikten sonra ise tekrar normal işletim sistemine geçer beyin.

st
İşte Seyit Onbaşıya da 275 kg top mermisini kaldırıp vinci bozulan topa koymasını sağlayan böyle bir stres ânı idi. Yaşadığı stres ve o strese sebep olan iman, inanç, vatan sevgisi ne kadar büyüktü ki, 275 kg’ı kaldıracak gücü gönderdi beyni kaslara. Eğer, mantıklı düşünme hali ikinci plana atılmamış olsaydı muhtemelen o mermiyi kaldıramayacağını düşünecek ve kaldıramayacaktı da. Daha sonra fotoğraf çekimi için kaldıramadığı gibi.
Beynin stres anında değiştirdiği işletim sistemi elbette insan için faydalı bir durum. Lâkin stresin geçmesi ve beynin tekrar eski sisteme dönmesi halinde. Ama stres kronik hal alınca, adrenalin, kortizol hormonları sürekli salgılanmaya başlanınca, tepkilerimiz sertleşir, hem kendimiz hem diğerleriyle iletişim sorunları yaşamaya başlarız, sağlığımız bozulur ve genetik eğilimimize ve duygularımızın çeşidine göre (ifade sorunları, boğaz ağrısı, sevgi eksikliği veya hayatla sevgi bağının kopması, kalp hastalıkları gibi) değişik hastalıklar, ağrılar, hafıza, konsantrasyon, öğrenme vs. sorunları baslar. 
Burada hepimizin, stresimizi, hastalıklarımızı, huyumuz sandığımız, doğuştan geldiğini sandığımız duygu durumlarımızı, ben böyleyim dediğimiz durumları bir  muhasebeden geçirmesi gerekir kanısındayım.
Ve dahası vatan için, ülke için, eşimiz dostumuz için, insan için, diğerleri için, üzüldüğümüz veya üzüldüğümüzü sandığımız, söylediğimiz ama eylem olarak harekete geçmediğimiz, yardım etmediğimiz, çorbada tuzumuzun bulunmadığı, üretmediğimiz, bir şeyler yapmadığımız, yani kaslara yüklenen enerjiyi harcamadığımız, yapmamız gerekeni yapmadığımız, vicdanımızın da rahat olmadığı (umulur ki) durumlarda stres hâli geçici de olsa beyin tekrar normal sisteme dönse de, bedende stresin etkileri kalacaktır.
O halde Seyit Onbaşı ve onun gibi tüm Çanakkale şehit ve gazilerimizi hatırlayıp yâdederken, günümüz ve kendimizin streslerini bir elden geçirelim! Bizde bir değişikliğe vesile olmayan hatırlamaklar ne işe yaraya yoksa…
Seyid Onbaşıların ruhları ve ruhlarımız şâd ola…
csdsdsd
Emine BİLGE

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s