Nevroz, Hıdrellez, Sakura, Chery Blosoom, Estor… Baharı Karşılamanın İnsani Çeşitliliği…

Ramazan Yelken yazdı…

Her yıl Mart ayının ortasından itibaren bizim sitenin bahçesindeki kiraz ve kiraz soylu bir kaç ağacı yoklarım. Eğer çiçekler açmışsa bahar geliyor demektir. Evet bir kaçının çiçekleri açmış ve dallar gelin gibi süslenmiş. Hatta rüzgâr çiçekleri dökerek yerde çiçeklerden oluşan küçük bir halıya bile dönüştürmüş. 

ABD’de Washington DC’deki Ulusal Park’ta her yıl binlerce ağacın çiçek açması ile oluşan bu olağanüstü çiçek coşkusu CHERRY BLOSSOM (Kiraz Çiçeği) Festivali olarak kutlanır. Ağaçlardan hafif rüzgârla çiçeklerin üzerinize yağdığı, yer ve göğün adeta pembe bir çiçek deryasına dönüştüğü, ancak bir kaç hafta sürecek olan bu olağanüstü ortamda en güzel fotoğraflar çekilir, piknikler yapılır, evlenme teklifleri yapılır, romantik filmlerin en güzel sahneleri çekilir, insanlar akın akın buraya geldiği için boş alan bulmak için sıra beklenir. Günümüzde sadece DC’de değil Amerika ve Avrupa’nın bazı kentlerinde de kutlandığı biliniyor. 

54517615_10157155919786118_4076741090021998592_n

Aslında Kiraz Çiçeği festivali bir Japon adetidir. SAKURA olarak bilinen meyvesiz kiraz çiçekleri Japonlar için baharı müjdeleyen kutsal bir ağaçtır. ‘Son Samuray’ filminde de etkileyici bir sahne vardır. Katsumoto, Sakura ağaçlarıyla dolu bir tapınağa doğru yürür ve herkese korku salan bu samuray, gayet yumuşak bir sesle “Her nefeste hayatı tanımak…” diyerek, açmış çiçekleri hayatla kıyaslar. Japon Kiraz Çiçekleri bu anlamda yeniden doğuşun simgesidir. Sakuraların çiçekleri ağır ağır açar ama çok çabuk dökülür ve çok kısa ömürlüdürler. Hem hayatın başlangıcını yani baharı müjdeler, hem de kaçınılmaz sonunu simgeler. Sakura mevsiminde ağaçların altında Japonlar saatlerce oturarak düşünür ve çiçekler üzerlerine dökülerek bir örtü oluştururken gözlerinden hüzün ve sevinç yaşları dökülür. Bu hem hayatın güzelliğini ve anlamının neşesi hem de bu çiçeklerin ömür kadar kısa oluşunun hüznüdür. Japon felsefesinde de önemli bir yeri vardır. Ağacın altında saatlerce oturmak, düşünmek, gülmek ve ağlamak… Hayatın bir muhasebesini yapmak! Ne kadar ihtiyacımız var bu hırpalayıcı, yaralayıcı, acımasız dünyamızda.

Bizde buna benzer bir festival her yıl İstanbul’da ERGUVAN mevsiminde yapılır. Nisan sonu mayıs başı İstanbul boğazının özellikle Anadolu yakası mor bir tabloya dönüşür. Boğazda geziler yapılır ve bu coşkulu görsel doya doya seyredilir. 

Japonya’daki Sakura Vakfı, bütün dünyada sakura ağaçlarını barışın sembolü haline getirmek için çalışıyor ve diğer ülkelerle ilişkilerini geliştirmek amacıyla hediye ediyor. İstanbul’da da, 120 yıl önce Japonya’ya yapılan dostluk ziyaretinden dönerken batan Ertuğrul Fırkateyninde şehit olan 600 denizcimizin anısı için TEMA Vakfı tarafından Kozyatağı’ndaki Nezahet Gökyiğit Bahçesi’ne 2005’te sakura fidanları dikildiği bilgisi var. Ayrıca Sarıyer’de 2003’te Balta Limanı’nda kurulan Japon Bahçesi’nde de sakuralar ziyaret edilebilir. Emirgan Korusu’nda da bir kaç yaşlı sakura vardır. Benim bildiğim Konya’da da Üniversite yolu üzerinde sakura ağaçlarının bulunduğu bir Japon bahçesi vardır. 

Biz baharın gelişini çok çeşitli şekillerde kutluyoruz. Bunların en başta geleni NEVRUZ, yani yeni bahar. Ya da Anadolu’da yaygın adıyla HIDRELLEZ

Nevruz bilindiği kadarıyla Sümerlere kadar dayanıyor. Bugün Temmuz ayına adını verdiği düşünülen Çoban Dumuzi’nin Tanrılar tarafından mahkum edildiği yer altından çıkarak, tanrıça İnanna ile birleşmesi sonucunda yeryüzüne bereket, bolluk ve baharın gelmesi, bütün Asya halkları arasında “yeni bir gün” yani Nevruz olarak farklı şekillerde kutlanmaktadır.

Anadolu’nun bir çok yöresinde yayla şenlikleri yapılır. Tahtacı Türkmen Alevilerinin Kaz Dağları’ndaki Tahtakuşlar Köyünde Hıdrellezin mezarlıkta kutlanmasının nedeni belki de buraya dayanıyor. Bu gecede gökteki çoban yıldızı ile venüs yıldızının birleşmesi izlenir. Belki de bu iki yıldız Sümer mitolojisindeki çoban Dumuzi’yi simgeleyen çoban yıldızı ile Tanrıça İnanna’yı simgeleyen Venüs yıldızıdır. Türkler Müslüman olduktan sonra bu inanç Hızır ile İlyas Peygamberin buluşması olarak dönüşmüş olabilir ve böyle inanılmaya başlanmıştır. Bu esnada soğuğa karşı ateş yakılır ve dans ederek şarkılar söylenerek üzerinden atlanır. Hıdrellez günü ateşten atlamanın nazardan ve hastalıktan koruduğuna inanılır. Ateş, Toprak, Su, ve Hava everenin dört elementidir. Ateş bunların içinde kötü ruhları ve hastalıkları kovan bir özelliği olduğuna inanılır. Yaralar kızgın demirle dağlanır, Eve ocak denir ve ocak söndürülmez. 

hıdr.jpg

Bahar şenliklerinin Avrupa’daki izlerini sürdüğümüz zaman ESTOR Bayramı olarak karşımıza çıkıyor. Hz. İsa’nın Pagan Romanın zulmü nedeniyle, havarileri ve inananlarıyla birlikte Anadolu’nun bir çok yöresinde örneklerini gördüğümüz yeraltı şehirlerinde yaşamak zorunda kalması ve nihayet yeryüzüne çıkması, Sümer mitolojisindeki Dumuzi’nin yeraltından çıkması İsa’nın yeraltından çıkması”na dönüştüğü ifade edilir uzmanlar tarafından. Easter ya da Ostern Bayramı boyalı yumurtalarla kutlanıyor ve Hıristiyan aleminin 14 Nisanda kutladığı Paskalya töreni buraya dayanmaktadır. Kırmızı yumurta çarmıha gerilen Hz. İsa’nın kanını temsil etmektedir.

Nasıl kutlanırsa kutlansın baharı karşılamak hayatı karşılamaktır. Önemli olan insanca karşılamaktır. Bahar coşkudur ve canlanıştır. Ancak insan ömrü de bir bahar gibi gelip geçicidir. 

(Muazzez İlmiye Çığ ve Hamza Yücel’den yararlanılmıştır.)

isisisisiss.jpgRamazan YELKEN

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: