Biraz Tiyatro/Siyahlı Kadın

Nilgün Çelebi yazdı…

Siyahlı Kadın (Bir Hayalet Hikayesi). Notu:7. Ankara DT.  Yazan Susan Hill.

Sanıyorum aslı bir roman ve bu romandan aynı adla film de yapılmış. Woman in Black gibilerden (Bir de Woman in Red vardı, sanırım şarkısı da olacaktı). Neden bu kanıya vardım? Aylık tanıtım kitapçığında Oyunlaştıran Stephen Mallatratt yazıyor. Şimdi efendim; İngilizler hortlak hikâyelerine pek meraklıdırlar. Eee o özellikle kuzeye doğru çıkıldıkça kırsalda yükselen paslanmış taş renkli 40 odalı malikaneler arasında yaşayıp bulutlu, kasvetli gökyüzüne bakıp hortlak hikayeleri düzmeyeceksin de ne yapacaksın?

Oyun iki kişilik. Biri başından geçen ama etkisinden hala kurtulamadığı bir hortlak hikâyesini yazıya döküp bir tür katharsis yaşamaya çalışıyor. Diğeri ise ona o katharsisi dramaya dönüştürerek yaşatmayı planlıyor. İlginç… Ama oyunun özü bu değil. Oyunun özü, ki bu özü yönetmenimiz, çevirmenimiz, oyunlaştıranımız ve hatta yazarımız da benim gibi mi düşünmüştür, bilemem. Malûm bu işleyiş telefonculuk oynamaya benzer. Hani herkes birbirinin kulağına fısıldarken bir şeyleri de değiştirir. O hesap.

sssisisisis

Oyunun bana göre özü, inanmak ve bilmek arası, kılıçtan keskin kıldan ince farklılık. Pozitivist genç tiyatrocu (oyuncu mu yazar mı yönetmen mi bilemeyeceğim) bu dünyada kendinin ve başkalarının aynı tutarlılıkla tattığı, gördüğü, işittiği, kokladığı, dokunduğu realite düzleminde yaşayan bir genç. Bildiklerinin bunlar olduğunu, bildiklerinin herkesle birlikte algıladıkları olduğunu söylüyor. Bilmek ve inanmak arasında kesin ayrım yapıyor. Bu iki act’tin birinden diğerine öyle elini kolunu sallayarak geçemezsin diyor. Diğeri ise yani huzursuz delikanlı inandığının da bildiği olduğunu söylüyor. Huzursuza göre, pozitivist dediğim delikanlının ‘inanma’ya havale ettiği ve inanmayan için yok olan düzlem de vardır. Üstelik bir realite düzlemi olarak vardır. Benim için oyunun bel kemiği burası idi. Sonunda, yok yok yazmayacağım, pozitivist dediğimin başına öyle bir felaket geliyor ki anlıyor Hanya nire Konya nire.

Oyundan sonra metroda oyunu izleyen genç kızlarla yakın düştük. “Anlamadım” dedim, “hortlak masumlardan neden intikam alıyor ki?” Kızlardan geleceğin Nilgün Çelebisi bilgiççe atıldı “toplum evlilik dışı bebek doğuranı ve doğan bebekleri kınadığına göre hortlak da meşru evlilik bağı içinde dünyaya gelen çocukları öldürerek toplumdan intikamını alıyor” demez mi. Kim demiş gençler hicbir şey bilmiyor, anlamıyor diye. (Lütfen “bu spoiler sonunu söyledi” demeyin, başta da yazdım; bunlar benim yorumum, belki telefonun başındaki bambaşka bir şey söylemiştir). Ha notu neden 7? Çünkü oyunculuk, dekor, ışık, efekt hepsi iyi hoş ama oyunun özü hakkında yönetmenimizin ne düşündüğünü göremedim. Benim gibi mi düşünmüş yoksa metrodaki kızımız gibi mi bilemedim.

hbbgbgbgbtg

Nilgün ÇELEBİ

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: