O Belde

Mehdi Genceli yazdı…

şiiiiii

Bizim aydınımız, devamlı zamaneden ve muhitinden şikâyet etmiş, uzak ve mesut bir diyara çekip gitme hayali kurmuştur. Bizim sosyolojik yapımızın sacayağını şikâyet oluşturuyor dersek mübalağa etmiş olmayız herhalde. En büyük şairimiz Dede Fuzuli, aynı zamanda en büyük müştekimiz değil midir? Fuzuli denince aklımıza ilk olarak “Şikâyetname”si gelmiyor mu? Sürekli “terk-i can” diyerek sade muhitinden değil, dünyadan dahi çekip gitmek isteyen Fuzuli-i Nâlân değil de kimdir? Devran hep ona muhalif olmadı mı? İşte bu sebeplerden olsa gerektir ki, bir şiirinde Dede şöyle diyor:

Gelin ey ehl-i hakikat çıkalım âlemden,
Gayri yerler gezelim, özge safâlar görelim.

Reviş-i silsile-i dehr melûl etti bizi
Nece bir dehrde evza-ı mükerrer görelim?!!!

Gördüğünüz üzere, Dede isyanlarda… Tekrar eden olumsuzluklar Dede’yi yıldırmış, canından bezdirmiş. “Yeter ulan, bu nedir, aynı çirkin manzarayı, aynı b.ktan hayatı daha ne kadar göreceğiz, ne kadar yaşayacağız!” deyip, varsa birkaç ehl-i hakikat ahbabı, onları da alıp Mars‘a gitmenin yollarını aramış. Huzur Mars’ta demiş!

* * *

Aralarında Tevfik Fikret’in de bulunduğu ve başını Hüseyin Cahid’in çektiği bir grup “muhayyel hayat” sevdalıları 1898 yılında, o yıllarda James Cook‘un henüz yeni bulduğu Yeni Zelanda (eskisi neresiyse) adlı ülkeye, yani dünyanın taa öbür ucuna gitmeye karar verdiler. Efeler gibi alıp başımızı gidelim, dediler. Oraya yerleşip mülkiyet esaslı değil, temelinde uhuvvet/kardeşlik olan sosyalist bir cemaat kuracaklardı. Tabii, bunlar para bulup gidemediler. O iş yattı yatmasına, fakat ülkeleri için düşünülen “sosyalist cemaat” düzeninin hem “sosyalist” hem de “cemaat” hüviyetinden aşırı rahatsız olan yerliler, o hınçla Anzak olarak örgütlenip on yedi yıl sonra üstümüze geldiler.

* * *

Geçenlerde kıymetli bir hocamız sayfasında, “Kuzey Avrupa… Ruh sağlığı için birebir!” yazmıştı. Anlaşılan hocamız da Norveç adlı “o belde” hayalinde… Hâlâ gidiyoruz yani. Ama bu son istek, bende bir umut uyandırdı. Dede en uzağa, Mars’a; Servet-i Fünuncular ise dünyanın öbür ucuna, Yeni Zelanda‘ya, gitmek istiyorlardı. Hocamız ise huzur arayışında Norveç yolcusu. Farkında mısınız, mesafeler kısalıyor gittikçe. Mars, Yeni Zelanda, Norveç derken huzur kapıya kadar gelmiş. 50 yıl sonra başka yerlere gitmeye gerek kalmayacak. Mutluluk bize doğru koşmakta. Neredeyse gelmiş bile. Gebze’de!..

* * *

Uzak
Ve mâi gölgeli bir beldeden cüdâ kalarak
Bu nefy ü hicre, müebbed bu yerde mahkûmuz...

Ahmet Hâşim

uuuuuuuu

Mehdi GENCELİ

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: