Ailede Babanın Etkisini Azaltan Faktörler

Muzaffer İnanç yazdı…aileleleleleleleAile görünüş itibarı ile tek parça olsa da aslında parçacıkların uyumlu çalışması sebebi ile bu tek parça algısını meydana getirmektedir. Bu uyum, aile fertlerinin itibar ve değerlerinin örselenmemesine bağlıdır. Ailede babanın etkisini kıran ve işlevini örseleyen belli başlı tehlikeler ve akımlar şunlardır:

Feminist Akımlar

Feminizm akımlarının son yüzyıldaki varlığı aile içi olaylarda olumlu anlamda kendini göstermiş ve özellikle kadınlar açısından birçok kazanıma sebep olmuştur. Fakat kapitalizmin kadınları erkeklere oranla daha büyük bir tüketici kitlesi olarak görmesi ile feminizm kadın hakları kılıfı içinde kadınların daha serbest ve ölçüsüz tüketimine zemin hazırlamıştır.

Ataerkillik kavramsallaştırması ile geleneksel aile yapısını ciddi anlamda eleştiren ve kuramlar üreten feministler, erkek-baba ayırımında dikkatli davranmayarak babalık olgusunun yıpranmasına sebep olmuşlardır.

Eleştirilen egemen erkek anlayışı babalık rolüne sıçramış ve sonunda hane içinde babalık, aile reisliği ile birlikte değerlendirilerek yozlaştırılmıştır. Aile içindeki denge, eşitlik ilkesine göre düzenlenmek istenmiş ve baba aile içinde çocuklarla olan ilişkisini anne üzerinden kurmak zorunda bırakılmıştır. Erkek egemen anlayışı eleştiren feminizm, babayı rol icabı özel bir alana çekememiş ve alan daraltması ile kadın ve anneyi ailede egemen kılmıştır.feeeeeeTDK sözlüğünde erkek maddesinde şu anlamlar sıralanmıştır:

-Adam, bay, er kişi

-Biyolojik olarak kadının zıddı

-Sert ve kolay bükülmeyen

-Sözüne güvenilir, mert

TDK’nın baba maddesi ise şöyledir:

-Anlayışlı, iyi huylu

-Koruyucu

-Yararlı kimse

-Çok kaliteli ve üstün nitelikli

Kelimelerin anlamları bakımından erkekten babaya bir evrim olduğunu görmek çok zor değildir. Şöyle ki; adama çocuk sevgisi yüklerseniz, kalitesinin ve yaptığı işlerin daha üstün olduğunu görürsünüz veya sert ve bükülmez olanın kucağına evladını koyarsanız, onun iyi huylu ve anlayışlı olduğunun farkına varırsınız.

Kapitalizmin “İş Hayatı” Dayatması

Tarım toplumundan sanayi toplumuna geçişte sadece çalışma hayatı değil, aile ve hanenin yaşama şekli de değişmiştir. Eskiden tarlaya çoluk-çocuk hep birlikte gidilir ve gün kararmaya başlayınca da hep birlikte eve dönülürdü. Aile bireyleri birbirlerine hasret kalmaz, geniş bir aile olarak hayatlarını hep beraber devam ettirirlerdi. Babanın erken vefatı veya yatalak hastalığında babalık vazifesi amcaya veya dayıya düşer, erkeklik bilgileri onların vasıtasıyla iletilirdi. Sanayi Devrimi ile büyük şehirlere göç eden aileler tarlada olduğu gibi önceleri fabrikalarda da ailece çalışıyorlardı. Fakat ihtiyarların dinlenmek için işe çok ara vermesi, kadınların çabuk yorulması ve çocukların da sık sık makinaların arasında oyun oynaması işverenlerce hoş karşılanmadı ve sadece 15 yaş üstü kişiler işçi olarak alınmaya başlandı. Ergen erkek çocuklar ve aile babaları ilk zamanlar en fazla dört saat çalışırken, fabrikaların yeterince ürün vermemelerinden dolayı günlük çalışma saatleri 14 saate kadar çıkarıldı. Bu çalışma süresi babaları evlerinden ve ailelerinden koparmıştır. Sonraları Ford firmasının öncülüğünde günde 8 saat ve haftada 5 gün iş süresi kabul görmüştür.

zxzzGünümüzde evine iş getirmeyen baba yok gibidir. Görünüşte sekiz saat olan çalışma süresi evdeki saatlerle yükselmiş, hafta sonu mesaileri ile birlikte de haftanın her günü iş günü haline gelmiştir. Bundan en fazla baba-çocuk ve eşler arası ilişkiler zarar görmüş ve hane içi yabancılaşma ortaya çıkmıştır.

Ev hayatına fiili olarak katılamayan baba çocukları ile ilgili meseleleri anne üzerinden takip etmeye çalışmış, bu da hem anneye ağır bir yük getirmiş, hem de çocukların anne-baba algısında bozuklukların meydana gelmesine sebep olmuştur. Baba zamanla akraba, komşu ve eş-dost ilişkilerini, alışveriş ve hane içi ihtiyaçları karşılayan ama takip edemeyen, dolayısı ile de bu noktalarda etkisiz kalan bir dış destekçi haline gelmiştir. Çocukları ile olan ilişkisi zayıflamış ve çocuk dünyasına yabancı kalmıştır. Onlara pahalı hediyeler ve teknolojik imkanlar sunarak ilişki kurma yolunu seçmek zorunda kalmıştır. Çocuklarının doğum günlerini eşine soran, geçirdiği hastalıkları bilmeyen ve kabiliyetlerinden bihaber olan baba, annenin insafına kalmıştır.

Modernleşme ve Kurumsallaşma

İş hayatının acımasızlığı, bireyselleşme ve uzmanlaşmanın getirdiği bir yaşam tarzında elbette aileye destek için bir takım kurumsal yapılar kurulacak ve anne-babanın eksikliği giderilecektir. Bu şekilde insan çağdaş değerlerden kopmayacak ve hayatın kendisinden istediklerini bu kurumların eğitimleri sayesinde karşılayacaktır.

Anaokulları, meslek kursları, çıraklık, okul derslerine yardım kursları vb. kurumsallaşmış yapılar sadece alan bilgisi vermekle sınırlı kalmaz, aynı zamanda sosyalleşme işlevini de görür. Toplum aileden bağımsız olarak yeni nesilleri işte bu kurumlardaki müfredat ve sosyalleşme etkinlikleri ile yetiştirir. Kültür, aile ile birlikte üretilirse nesiller arası uçurum ve kaos olmaz, fakat aileden bağımsız oluşturulursa kuşak çatışması kaçınılmazdır.

Baba, rolünü hiçbir şekilde devretmemeli ve rolü ile ilgili gerekli donanımlara sahip olmak için bireysel gelişimini tamamlamalıdır. Aksi halde sahip olduğu maddi birikimler yeterli olmayacaktır.

bababababMuzaffer İNANÇ

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s