“Bilmediğiniz Şeyler Var!”

Servet Kızılay yazdı…

nnnntyhtyjt6yjt56yjt65y

Siyasal söylemlerin analizi, ortaya çok farklı durumların resmini sunar. En yaygın ve doğruymuş gibi görülüp öne sürülen birçok siyasal söylemin; aslında hiçbir şey söylemeyen fakat yalnızca belirli işlevi olduğu için “hakikat” diye yedirilen şeyler, olduğu görülebilir. Bu söylemlerin en tipik meşhur olanlarından biri de şudur: “Bilmediğiniz şeyler var!”

Hem Devlet Aklı hem de Devlet Bürokrasisi (buna ilave olarak; kendini devlet zanneden milyonlarcası) bizlere hep şu sözü söyler: “Bilmediğiniz şeyler var!”. Bu söylemle neyi kast etmek istendiğine bakmak gerek. Bizler (yönetilenler, dışarıdakiler) neyi bilmiyoruz? Neden kavrayamadığımız ve bilemeyeceğimiz şeyler var? Kısacası: bu söylemin doğruluk değeri nedir ve neye dayanır?

Bu söylemi sıklıkla dile getirip bize yönelten devlet aklı ve devlet büyükleri, iki ana kategoriye dayanarak haklı olduğunu iddia ediyor. Birincisi; İç siyaset düzleminde yani içeride. İkincisi; Dış siyaset düzleminde yani dışarıda (Uluslararası siyasette). Birinci düzlemde; ‘kim kimin adamı, kim kime hizmet ediyor’, şeklinde özetleyebileceğimiz “İlişkiler ve bağlantılar” bulunur. Yani bizler kimin yerli/yabancı istihbarat olduğunu, hangi etkili adamların nereye çalıştığı, neye hizmet ettiğini kısacası kişilerin (toplulukların, derneklerin, cemaatlerin vb) sosyal-siyasal konumları bilmediğimiz/bilemeyeceğimiz için “bilmediğimiz şeyler var”dır. Bu dayanak, haklılık taşır. Bizlerin bunu anlaması-bilmesi için o sistemin, o ağın içinde yer almamız gerekiyor.

Lakin ortada çok büyük bir açmaz ve paradoks bulunur: şimdi bizim için geçerli olan “bilmediğimiz şeylerin var olması” aynı zamanda devlet erkanı-bürokrasisi için de geçerli. Mesela; bir paşa bile devlet denilen büyük yapıda sadece bazı şeyleri bilebilir. O en yüksek devlet mevkiinde bile; her şeyi aynı genişlikle ve hakimiyetle istese de kapsayamaz. Onun bilgisi, ilişkide olduğu ağ kadardır yani sınırlı bir ağla siyasal meseleleri görüp algılar. Devlet Aklı ise; bu bilginin “tamamına” vakıf olduğu varsayılır fakat bu akıl kimsenin tekelinde değildir, kimsenin malı olmaz. Genel itibariyle soyuttur, asla gösterilemez (ve aslında temsil de edilemez) fakat bir toplam olarak bakıldığında “somut” varsayılır. İç siyaset düzleminde kullanılan “bilmediğiniz şeyler var!” söylemi, yerelde bir manavın-bakkalın siyasete girer girmez, diğerlerine kullandığı bazen alaysı bazen siyasal bilgi düzeyi itibarıyle aşağılayıcı bir söyleme döner.

İkincisi, dış siyaset düzleminde ise; devletler arasında hangi kirli pazarlıklar, ilişkiler, anlaşmalar yapıldığı bizlere kapalı olduğundan “bilmediğimiz şeylerin var” olduğu söylenir. Lakin burada da başka bir açmaz karşımıza çıkar: bizlere bilmediğimiz şeylerin olduğunu söyleyen devlet aklı ve bürokrasisi, içine girdiği ilişkileri bilmekle o şeye hâkim olmak arasında doğrudan bağ kurar. Peki uluslararası bir ilişkiler içinde bulunmak, bu ilişkilerde rol almak, bir devletin doğru/ tutarlı olacağını garanti edebilir mi? Yani buradaki bilgi tam bir bilgi midir, bütün olasılıkları kapsayan, her şeyi kontrol edebilen bir bilgi midir? Şayet değil ise; Devlet Aklının da Bürokrasinin de “bilmediği şeyler var” denemez mi?

yyyyyyyyyy

“Bilmediğiniz şeyler var” siyasal söyleminin işlevsel boyutu, bizler için daha kötü resimler sunar. Bu söylemle birlikte; insanlar paçavraya kolaylıkla çevrilir. Siyaset, insanların hayatları ve malları üzerine rahatlıkla zar atabilme meşruiyeti elde eder. Bu söylem, onların fevkalade üstün zekâlarını ve ince hesaplarını, onlardan başka kimsenin anlayamayacağı “yüksek ve derinde” olduğunu, imâ hatta iddia eder.

“Bilmediğiniz şeyler var” söylemi, göz önünde bulunan siyasal olay ve olguların “anlaşılamayacağı” yahut “kavranamayacağı” temeline dayanır. Hem siyasetin pratikten çıkması hem tesirlerinin pratik olarak yansıması, onu hep görünür göz önünde kılar fakat buna rağmen “anlaşılmaz” sayılır. Şayet bu bir Varoluşçu düşünüre yöneltmiş olsa; “İnsanın en iyi bildiği şey; en iyi yaşadığı, tecrübe ettiği, içine düştüğü şeydir” diyerek, şiddetle itiraz edecekti, muhtemelen. Yani bu tür düşünüre göre; bizler değil bizzat Devlet Aklının ve Bürokrasisinin “bilmediği şeyler” olduğu, rahatlıkla iddia edilebilir.

Bir örnekte Suriye Politikasından getirelim: Suriye’nin yıkılması, 1 milyondan fazla insanın katledilmesi, 11 milyon insanın göç ettirilmesi vb için toplamda 350 Milyar Dolar harcayan Müslüman Devletler (SUUD-Katar-BAE-Türkiye) bizlere anlamadığımız şeylerin olduğunu söylüyor.

Tüm bunlardan sonra, Şark Devletlerinin siyaset tarzına meşruiyet veren siyasal söylemlerin ne kadar çürük, çözümsüz olduğu, ortaya konabilir. En önemlisi, artık bizlere yöneltilen bu tür siyasal söylemleri sahiplerine (devlet aklı ve bürokrasisine) geri iade edebiliriz:

“Bilmediğiniz şeyler var!”

(Not: Mesela; aşağıdaki resme iyice bakın ve neyi bilmediğimiz-anlayamadığımızı tekrar sorun. Yahut bunca bilenlerin neyi bildiğini-anladığını tekrar düşünün).

suuuuuuuServet KIZILAY

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s