İspanya Notları

Halil Dalman yazdı…

55470295_10157360677342313_2564971932508225536_n.jpg

Geçen hafta İspanya’ya bir gezi yaptık. 7 günlük bir geziydi bu. Türkiye’ye dönene kadar İspanya‘da geçen her günü, gezdiğimiz yerleri kısa yazı ve fotoğraflarla sosyal medyada paylaştım. Paylaşımlarımı takip edenler arasında “sizinle birlikte İspanya’yı gezmiş kadar olduk, teşekkür ederiz” diyenler oldu. Bu arada Muaz Ergü “Abi bu ziyaretinin yaz, yayınlayalım” dedi. Yıllar önce beş arkadaşla “Bulutların Ötesi” isimli bir şiir kitabı çıkarmıştık. Bazı dergilerde şiirlerim yayınlanmıştı ama hiç bir dergiye yazı göndermemiştim. Arada bir Facebook sayfamda yazarım o kadar. Dedim öyle teferruatlı uzun uzun yazamam, yazsam da millet okumaz böyle uzun yazıları… “Abi biz de kısıtlama yok; uzun, kısa, içinden geldiği gibi yaz da nasıl yazarsan yaz.” dedi.

Bu Avrupa’ya ilk gidişim değil. Ama İspanya farklı. Endülüs Emevi Araplarının burada kurmuş oldukları devlet öyle az buz değil, 800 yıl ayakta kalmış. Emeviler burada; İbn-i Rüşd, İbn-i Tufeyl, ibn-i Cübeyr, Zerkali, El Kurtubi, Muhyiddin İbn-i Arabi gibi bilim, din ve felsefe adamları yetiştirmiş, kendilerine has bir mimari oluşturmuşlar, izleri bu gün bile tamamen silinememiş bir kültür ve medeniyet meydana getirmişler. Evet, Endülüs Emevileri 800 yıl sonra tarihe karışmış. Geriye Sadece duvarları ayet ve hadislerle sanatın doruğuna çıkılarak bir oya gibi işlenmiş El Hamra Sarayı ve Camileri bırakmamışlar. İspanyol diline sayısız kelime katmışlar. Bu gün İspanya’da ve İspanyolca konuşulan Güney Amerika ülkelerinde “El” ve “La” edatları kullanılıyorsa bu Endülüs Emevilerinden yani Arapçadan kalmadır. Dikkatimi çeken bir konudan bahsetmek isterim: Granada’da tarihi eserleri bastıran büyük binalar yok. Tamamen yatay mimari hâkim. Dar, taş döşeli temiz sokaklar… Kâbe bile görgüsüz ve hayasızca Zemzem Tower’ın gölgesinde kalmışken, burada böyle bir görüntü yok.

54346733_10157350231047313_461731747646668800_n.jpg

İspanya gezdiğim diğer Avrupa Ülkelerinden bu bakımdan farklıydı. Emevi Arap Devletini yıkmışlar ama onlardan kalan kültürün izlerini yok edememişler. İspanya parlementer sistemle yönetilen bir Krallık. 17 Özerk Bölgesi var. Endülüs Özerk Bölgesi Arap kültürünün en çok hissedildiği bir bölge. Ayrı bir dili ve etnik kökeni olan, bu yüzden bağımsızlık talebini dillendiren Katalonya bu etkinin en az görüldüğü yer. Bu 17 Özerk Bölge’den birisi de Fas açıklarındaki Kanarya Adaları. Katalonya ve Kanarya Adaları vahşet olarak gördüğü Boğa güreşlerini yasaklamış. Diğerlerinde devam ediyormuş. Keşke hepsinde yasaklansa. Başkent Madrid‘de boğa güreşlerinin yapıldığı arenalara denk gelebilirsiniz.

54208018_10157347120362313_3882468092747448320_n

Yukarıda biraz değindik ama İspanya deyince Granada şehri El Hamra Sarayı ve Cennet bahçelerini uzun uzun anlatmadan olmaz. İspanya 17 özerk bölgeden oluşmuş demiştik. Endülüs de bu özerk bölgelerden. Endülüs‘ün Granada şehrindeki El Hamra Sarayının duvarları ayet ve hadislerin incelik ve ustalıkla işlenmiş örnekleriyle doluydu. “La Galiba İllallah” sıkça tekrarlanan söz olarak dikkat çekmeye devam ediyor. Bizans yıkılır, Osmanlı gelir, Endülüs yıkılır, İspanyol gelir ama Allah her zaman galiptir. Sarayın bahçesinde bizim Fındık ağacına rastladım. Üç ocak fındık vardı. Koparmak yasaktır belki ama ben sarayın bahçesinden küçük bir portakal kopardım. Nefis bir kokusu var. 

54209216_10157352899092313_8208366334463967232_n

Granada‘dan sonra Malaga’ya geçtik. Akdeniz‘i ve Endülüs Araplarının (Emeviler) eski bir sarayını da burada gördük. Güzel, modern, gelişmiş bir kent. Tarih ve modernlik burada iç içeydi. Ünlü ressam Paplo Picasso‘nun evi burada. Adamın bir düzineden fazla sevgilisi varmış. Her fani gibi, her şeyi bırakıp göçüp gitmiş tabii ki. Toprağı bol olsun. Ayrıca evinin önünde heykeli var. Herkes sıraya girip resim çektirirken, bir resim de biz çektirdik.

Malaga‘dan sonra Sevilla… Tıpkı Malaga gibi tarih ve modernlik iç içe. Tarihi eser yönünden Malaga’dan daha da zengin. Adamlar 1929 yılında Güney Amerika ülkelerinin katılacağı İhracat Fuarı nedeniyle İspanya Meydanı ve onu tamamlayan muhteşem yapılar yapmışlar. Sanki yüzlerce yıl önce yapılmış gibi tarihi bir havası var.

54433742_10157354096062313_8580990292541308928_n

Yahudi mahallesini gezdik, Granada’daki Arap Mahallesi gibi sokaklar daracık ama evler şirin ve güzeller.

Endülüs Özerk Bölgesi gezisinden sonra Valensiya Özerk Bölgesinin başkenti Valensiya’dayız. Buralar İspanya‘nın Antalya, daha doğrusu Akdeniz Bölgesi gibi yazın tatil yöresiymiş. Geniş ve uzun sahilleri, tarihi eserleri var.

Yolda cam kavanoz içinde kavrulmuş fındık ve Badem aldık. Üzerinde Bomba yazılı tarhana torbası gibi bir torba raflarda alıcı bekliyordu. İnternetten baktım. Bomba, pompa demek. Pirinçli soğan pompası gibi anlamsız bir şey çıktı. Neyse geçelim…

Kapısında La Estrecha yazılı, pembe, 1.70 cepheli, dört katlı dünyanın en dar cepheli evini gördük.

Endülüs Özerk Bölgesi bana daha güzel, daha yakın ve sıcak geldi. Burada aynı sıcaklığı hissetmedim.

Hava biraz serin, serbest zamanda sıcak bir cafeye girdik. Four black tea söyledik, bülbül ingilizcemizle. Her bir çay 2,5 Euro. 15 ₺ yani.

İspanya‘nın 17 özerk bölgesinden, Katalonya’nın başkenti Barselonada‘yız. Futbol kenti malum. Ayrı bir dil, ayrı bir ırk, bağımsız bir devlet olma hayalindeki bir bölge. Harika bir pazarı vardı. Orada Hindistan Cevizi suyu içtik. Yakınındaki bir restaurantta deniz ürünleri ve pilavdan oluşan payelya yedik. Yüz yıldır bitmeyen ünlü mimar Gaudi’nin Katedralini ve tepeden limanda demirleyen kocaman bir gemiyi resimledik. Büyük ve güzel bir liman şehri Barselona.

55451778_10157348705452313_8410414188911919104_nBarselona‘dan sonra Girona şehrini gezdik. Napolyon’un ordusunun konakladığı yere diktirdiği ve fidanlarını Türkiye’den getirttiği rivayet edilen çınar ağaçlarını gördük. Amasya’nın içinden geçen Yeşilırmak benzeri bir ırmakgeçiyor şehrin içinden. Burada tarihi eserler ve yine daracık sokaklı Yahudi Mahallesi gördük.

Ünlü Ressam Salvador Dali’nin memleketi Figueras’tan geçtik.

Buradan sonra Fransa’nın deniz kıyısında güzel, turistik bir yer olan Collouire köyünü ziyaret ettik.

53845892_10157348891372313_6356690218149478400_nGezilecek yerleri gördükten sonra, serbest zamanlarda İspanya’nın milli yemeklerinden sayılan, bir çeşit meze tabağı Tapas’ı tatma imkânı bulduk. İspanya’da menüler bol kepçe. Ismarladığımız birer porsiyon Kalamar’ı ne kadar uğraştıysak ta bitiremedik. Bir porsiyonla üç kişi rahat doyar. Bu arada bir gece kulübünde İspanyol dansı Flamenko’yu izleme imkânı bulduk. Müzik ve dans görülmeye değer. Kadın ve erkek dansçılar arkalarına pil takılmış oyuncaklar gibi yorulmadan sürekli dans edebiliyorlar. Rehberimiz, bu dansçıların İspanyol Çingeleri olduğunu söyledi.

54434023_10157351340337313_5650671764477313024_n (1).jpg

Dolu dolu bir gezi sonrası ülkemize döndük. Üzerimizde 13 kişiden oluşan ETS turdaki arkadaşlarla olan anılar, telefon alışverişleri ve tatlı bir yorgunluk kaldı. 13 kişinin içinde Giresun Dereli’den iç Mimar bir genç kadınla, Uşaklı bir Mutfakçı da vardı. Yeni evlenmişler, balayına çıkmışlardı. İstanbul Sarmaşık evlerde kiracımız çıktı. Emekliliğimize hazırlık için evin tadilatını onlara yaptırmaya karar verdik. İspanya gezisinin bir artısı da bu oldu bizlere. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Halil DALMAN

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s