İki Kere İki, Eşittir Sıfır!

Gürgün Karaman yazdı…

"Gerçek sorunu tanımlayamıyorum, dolayısıyla ortada gerçek bir sorun olduğundan kuşkuluyum. Fakat yine de ortada gerçek bir sorun olmadığından emin değilim.”
Rıchard P. Feynman

“İki kere ikinin ya da iki, iki daha dört ettiğinin” mutlak bir hakikati var mıdır? İki kere iki neden dört eder de neden bir etmez, neden sıfır etmez ya da neden beş etmez. Bu çarpmanın ya da toplamanın sonucunu nereden biliyoruz? Doğal olarak herkes bunu “akılla biliyoruz” der. Akıl nedir, peki? Mantık mıdır, nörolojik süreçler midir? Nöron patlamalarının aşka gelmesi midir bilgiyi işlerken? Bilgi zihne akarken, bay nöronlar onun aşkıyla yanıp tutuşuyor mu? Bilinç midir bu kararı veren? Eee, daha modern bilim bize bilincin ne olduğunu dahi açıklayamıyorken aklın “ne” olduğunu nasıl açıklıyor? Hemen orta yere, binlerce bilimsel araştırma, makale, deney, gözlem… Dört tane biri yana yana getirdiğimizde dört ediyor. Çarpma işlemi bu dört tane birin kısa yoldan yapılış yöntemidir. Toplama işlemi de ileriye doğru ritmik saymadır.

Kim karar verdi bu “dört dörtlük” sağlamaya, mutlaklığa? Hani kuantum dolanıklığı vardı? Sonsuz sayıda olasılık… Sonsuz sayıdaki tesadüflerin oluşturduğu olasılık bulutu? Mutlak olan, hakikat olan nasıl tezahür eder ki? Kuantum dolanıklığı, sonsuz sayıdaki olasılıkların oluşturduğu olasılık bulutunda, mutlak hakikati nasıl izhar eder ki? Fizikçi değilim ama epigrafta verdiğim Richard Feynman’a ait söylemden hareket edecek olursak “gerçek” nedir ki “gerçek sorun” da olsun?  

soru

Gerçek, gerçek sorun, kuşku ve gerçek bir sorunun yokluğu… Zihin, dış dünyadaki verileri almaya, ölçmeye, biçmeye, değerlendirmeye vs. neden ihtiyaç duyar? Sadece var olmak için mi? Var olmak da bir “gerçek, gerçek sorun, kuşku ve gerçek bir sorunun yokluğu” çerçevesinde ele alınabilir mi acaba?

Derdimiz nedir? Gerçekten insan olmak mı? Doğru ya, “gerçek” dediğimiz şey, “gerçek olmayan bir sorunsa” insan olmak nedir sorusu da kendisini doğal olarak dayatacaktır değil mi? İnsan mıyız gerçekten, kuşkumuz mu var bundan? Bu “insan” denilen ve uçsuz bucaksız evrende konuştuğunu, düşündüğünü, aklının ve bilincinin olduğunu iddia eden bir varlığı imleyen bu kelimenin bir de etimolojik kökeninden tanımlıyoruz bu varlığı değil mi?

Var olmanın “gerçek, gerçek sorun, kuşku ve gerçek bir sorunun yokluğu” etrafındaki kısır döngüyü aştığını iddia eden bir varlık, henüz varlık kazanmamış demektir. Var olmak, yokluğu bağrında taşıyan bir varlık haliyse, var olan hiçbir şey de yoktur aslında.

eef

“İki kere ikinin ya da iki, iki daha dört ettiğinin” mutlak gerçekliği bilim denilen salt bir dayatmadır. Çok büyük bir iddia değil mi? Dönelim İbn-i Arabi’ye ve cevabı yapıştıralım: “Hamd, eşyayı bir yokluktan ve yokluğun yokluğundan var eden Allah’adır.” Ne demek şimdi bu “yokluğun yokluğu?” Yokluk var mı? Hazreti Pir’e göre var. Bu mutlak mıdır? Yani “İki kere ikinin ya da iki, iki daha dört ettiğinin” mutlaklığı kadar kesin midir? Hayır. Neden mi? İşte Hazreti Pir’den ikinci cevap “Bu âlem hayal bile değildir.” Ya nedir? İki kere iki eşittir dört müdür? Ya da iki, iki daha dört müdür? Yine hayır. “Bu âlem hayal bile değildir; hayal içinde hayaldir.” Hayal, hayal içinde hayal, hayal olanın içindeki hayalin hayali… İnsan ise sadece bir hayalpereset. Bu hayal içindeki hayal olma halinden kurtulmaya çabalayan kaç halife adayı vardır? Kuşku… İşine nasıl geliyorsa, bazen mutlak dört, bazen hayal, bazen hayalperest. Olmadı mı, varlığa çıkacak erdemi gösteremedi mi? O zaman da olur putperest.

Hangi hayalin hayalisin, ya da hangi hayalin hayalperestisin? Gerçek, ancak gerçek olmayanla tanımlanabilir mi? Hakikat, var olandır.

Çoook bilimsel ve rasyonel bir dünyayı bile aşan bu insan denilen yaratık, Mars’ta, uzayda koloniler kurmak üzere hayallere daldı. Kısa sürede de gerçekleştirecektir. Zor değil ki, çünkü her şey hayal, yeter ki zihnini hayal kurmaya zorlasın. Değil mi ki “gerçekliğimiz, hayalimiz kadardır.” Hayal içindeki hayal olan bir “var olma” hali içinde “gerçek, gerçek bir sorun, kuşku vs.” yoktur. Ne vardır peki?

İki kere iki eşittir sıfır!

Yeryüzündeki bir milyar, elektriksiz yaşayan; karnını doyuracak ekmek bulamayan Afrikalı halife insanların da çok umrundaydı sanki bu yazı!

ssssss.jpg

Gürgün KARAMAN

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: