Siz Allah’tan Razı Mısınız?!…

Yadigar Demiray yazdı…

aaaaaaa

Ben 11 yıl arayla bir kız ve bir erkek çocuğuna anne olarak seçilmiş bir kadınım. Seçilmiş diyorum çünkü hayatta öyle şeyler vardır ki yerine seçilmiş kavramından başka hangi kelimeyi koyarsanız koyun havada kalacaktır.

Kızım doğduğunda çok genç ve tecrübesizdim belki ama, Allah’ın kadınlara bahşettiği annelik içgüdüsüyle her şeyin üstesinden gelebileceğime olan inancım katbekat artmış, çok daha güçlenmiştim çünkü ben bir Anneydim artık…

Yüzüne ve kokusuna doyamadığım minik emanetimle günler birbiri ardına geçiyordu, kızım artık 5-6 aylarındadır ve hayattan öğrenmeye başladıklarını minik minik gösterme zamanlarıdır, fakat bir terslik sezmeye başlamıştık, çünkü kızımın yaşıtlarının çevrelerindekilere olan ilgileri, hal ve hareketleri bariz bir şekilde fark ediliyordu, tabi bunu şimdiki aklımla çok daha iyi ayırt edebiliyorum, o zamanlar; bizim kız biraz tembel demek, belki de daha kolay gelmişti.

zaxxxx

Artık bir yaşındadır kızım ama yürümek şöyle dursun emeklemek yada emin bir şekilde oturması bile yoktu. Tabi doktorlarla irtibat halindeyiz fizik tedaviler vs… Sanırım telaşlanmaya başlamıştım artık, gelişiminde bir gerilik olduğunu fark etmiştim ama kızıma engelli demek hiç aklımın ucundan bile geçmiyordu.

Yavrum artık bir buçuk yaşında emeklemeden de olsa birden ayaklanıp bıcır bıcır koşturmalara başlamıştı elhamdülillah, henüz konuşması falan yoktu ama olsun, yürümesi gerçekten büyük moral olmuştu. Genç yaşta anne olmanın bir avantajı da bazı şeylere gereğinden fazla kafa yormamak olabilir çünkü herkesin fark ettiği bazı şeyleri biraz da annelik duygusallığıyla fark edemeyişimi buna bağlıyorum, taki kızım okula başlayana dek….

Mahallenin çocuklarından birinin kızımın hangi okula gideceğini sorduğunda aldığı cevaba karşın; biz oraya deli okulu diyoruz, deyişi hâlâ kulaklarımdadır. Evet kızım zihinsel engellilerin gittiği bir okula başlamıştı ve ben kızımın “sadece biraz yavaş gelişiyor” dan çok daha fazlası olduğunu o gün orada onlarca farklı meleği gördüğümde idrak edebilmiştim. Bu farkındalığın öyle basit bir şey olmadığını, hele de o yaşta ciddi bir sorumluluk ve sağlam bir psikoloji gerektirdiğini sonraki yıllarda daha da iyi anlayacaktım. Öyle ki ileriki yaşlarında bazı hal ve hareketlerinden dolayı ondan korkup, tir tir titreyen ve yavrumdan fellik fellik kaçan çocuklara şahit olacaktı bu gözler. Daha buna benzer irili ufaklı, sonu gözyaşıyla biten onlarca olayımız olmuştur. Lâkin beni nedenli olgunlaştırdığını ve ne çok şey öğrettiğini tahmin edersiniz.

işlkjhgfdsa

Keşke ebeveynleri çocuklarına kendilerinden farklı, bazı yeteneklerden mahrum yada bazı uzuvları eksik yaratılmış insanlardan bolca bahsetseler. Çocuklarını engelli meleklerin eğitim gördükleri okullara yada rehabilitasyon merkezlerine götürüp oradaki engellilerle tanıştırıp arkadaşlık kurmalarını sağlasalar, böylelikle çocuklar (hatta yetişkinler) kendilerinden farklı insanlarla karşılaştıklarında bu kadar şaşkın tavırlar sergilemez, zaten ciğerlerinin bir köşesi yanık olan anne babaların yürekleri daha da dağlanmazdı, ama inanın bu özel çocuklarla tanışıp arkadaş olmaları asıl sizin çocuklarınız için büyük bir nimet ve hayat tecrübesi olacaktır…

Benim minik kızım artık 11 yaşına gelmişti, bütün zorluklarına, hırçınlıklarına rağmen adına annelik dediğimiz o büyülü duyguyu dolu dolu yaşatan bir melektir  ve bir abladır artık. Simsiyah saçları kaşlarına kadar inmiş, mis kokulu, kara yağız bir delikanlı katılmıştır ailemize. Ben artık daha tecrübeli bir anneydim ve kendimi çıraklıktan ustalığa terfi  etmiş gibi hissediyordum

Oğlumun ablasına olan benzerliği doktorlar için şaşılacak bir durum değildir, nihayetinde ablasıdır. Keşke ben de bunu doktorlar kadar doğal karşılayıp içimi rahatlatabilseydim…

cccccc

Benim Malkoçoglum 4. ayına geldiğinde, gelişiminin takip edildiği rutin muayenesinde artık bir şeyler günyüzüne çıkmaya başlamıştı. Bir köşesi yanık olan yüreğimin diğer bir köşesi de tutuşturulmuştu artık ve tabiki her yaranın bir kanama ve iyileşme süreci olacaktı elbette. Yine fizik tedaviler, terapiler vs… vs… Kabullenmeye  karşı ayak diremeler, eline biraz da zorla oyuncak tutuşturma gayretleri, minicik bir tepki karşısındaki abartılı sevinmeler… Boşunaydı çünkü onun kaç yaşına gelirse gelsin hep bir melek olarak kalacağı gerçeğini kabullenmekten başka bir çarem olmadığını anlayacaktım. 1-2 yaşlarındayken yaşıtlarıyla bir araya geldiğimizde ben bir kaç gün kendime gelemiyordum, bir yandan da zaman akıp geçiyordu, sonra bir gün geldi, bir baktım ki benim yaralarım kabuk bağlamış, artık eskisi gibi kanayıp canımı yakmıyorlar. Allah’ım sen ne büyüksün, nelere kadirsin.

Bir keresinde bir kitapta okuduğum ve hislerime tercüman olan bir hikâyeyi aklımda kaldığı kadarıyla aktarmak istiyorum.

Bana engelli bir çocuğa sahip olmanın nasıl bir şey olduğunu soruyorlar; Düşünün ki eşinizle yıllardır İtalya’ya gitme hayalleri kuruyorsunuz, İtalya hakkında kitaplar, broşürler okuyup onlarca bilgi ediniyorsunuz. Acemilik çekmemek için bir kaç cümle İtalyanca bile öğrenmişsinizdir. Büyük gün gelip çatmıştır, bavullarınızı hazırlayıp uçağa binmiş ve havalanmışsınız. O kadar mutlu ve heyecanlısınız ki, kolay mı yıllardır hayalini kurduğunuz şey gerçek oluyor. Sonra bir şeyler ters gitmeye başlamış, herkesde bir telaş bir tuhaflık… Uçağınızın zorunlu iniş yapması gerekmiştir. Ardından bir anons yankılanır; HOLLANDA’YA HOŞ GELDİNİZ… Bir anlık şokun ardından itiraz etmeye başlarsınız; ama nasıl olur biz  İtalya’ya gidecektik, bizim Hollanda’da ne işimiz var? Hem ben Hollanda hakkında hiç bir şey bilmiyorum deseniz de, ne kadar üzülüp ağlasanız da artık çok geçtir ve dönüşü de yoktur. Ama zaman çok şeyin ilacıdır demiştik ya, işte bir müddet sonra Hollanda’daki yel değirmenlerini fark edersiniz, birbirinden muhteşem güzellikteki laleleri… Hollandaca bile öğrenmeye başlamışsınızdır artık. Hollanda’da yaşamaya alışmış hatta sevmeye bile başlamışsınızdır ama… İtalya’ya giden arkadaşlarınız İtalya’daki macera ve anılarını ballandıra ballandıra anlattıkça içinizin burulmasına ve; ben de İtalya’ya gidecektim diye hayıflanmanıza da engel olamazsınız.

PO876G5F4D3E2WQ

Benim imtihanımı ağır görüp acıyarak bakan  gözlerle muhatap olduğum günlerde oldu, ama artık Allah’ın izni ve yardımıyla bu tür bakışlara gülümseyebilecek bir noktaya geldim Elhamdülillah. Her ne kadar benim imtihanım daha zormuş gibi görünse de, sağlıklı bir birey yetiştirmenin sorumluluk ve vebalinin daha ağır olduğunu düşünemeyebiliyor insanlar. Örneğin: Benim yavrularım hiç bir zaman, askerine, polisine, vatanının yiğit gencecik fidanlarına kurşun sıkmayacak, vatanının milletinin kuyusunu kazıp lanetle anılan vatan haini olmayacaklar…. Daha bir cok şey sayılabilir ama sadece bu bile benim; ‘Rabbim sana ne kadar şükretsem azdır’, demem için yeter de artar bile…

Diyeceğim o ki, bir köşeye çekilip ağlamak kahırlanmak işe yarıyorsa, bir kaç seveninizi de alın yanınıza ve devam edin, ama bunun bir yarar sağlaması şöyle dursun,  daha da körükler içinizdeki ateşi. Öyleyse Yaradan’ın sözüne kulak verin “HER ZORLUKLA BERABER MUTLAKA BİR KOLAYLIK VARDIR!!!” Bu Yaradan’ın kendi vaadi, yoksa Yaradan’dan daha doğru sözlü biri mi var?! Evet, hâlâ bazen oğlumun yaşıtlarını gördüğümde hüzünlenirim, kızımın yaşıtları artık evlenmeye başladılar, düğünlerinde, nişanlarında çokça ağladığım da doğrudur ve evet kursakta kalmış heveslerim de var benim… Ama burası dünya, yalan, fani… Eğer her arzumuz gerçekleşecek olsaydı buraya Cennet derdik öyle değil mi..? Bu gün bir yazı gördüm şöyle diyordu; Bazen hayat çok…: Amaaan boş ver, Cennette daha iyisi var, deyip dünyayı boş vermelik değil mi☺ aynen öyle gerçekten. Dünyadaki dertler de geçici, Dünyada geçici olmayan ne var? Rabbim bizi Ahiretteki ebedi ıstıraplardan muhafaza eyleyip, ebedi mutluluklara gark eylesin inşaallah.

Rabbim! Senden ne gelirse gelsin, kollarımı iki yana açmış bekliyorum, başım gözüm üstüne, (demişim bundan iki yıl evvel. Ne kadar gereksiz bir cesaret sergilemişim diyorum şimdi. Ben bir garip kul’um, acizim, hangi akla hizmet bu kadar coşmuşum bilmiyorum. Ama şimdi; Allah’ım ben dertlere, sıkıntılara katlanma kapasitesi sınırlı bir kul’um bana ve ümmeti Muhammed’e kaldırabileceğimizden ağır yükler yükleme demeyi tercih ediyorum. (11.03.19)) Ben senden razıyım sen de benden razı ol ya Rabb, diyebilmekte hüner…

Hep, Allah senden razı olsun deriz. Şimdi başlıktaki sorumu yineliyorum.

SİZ ALLAH’TAN RAZI MISINIZ…?

cxccvcvx

Yadigar DEMİRAY

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s