Sözcükler

Cemil Kanca yazdı…

tttttt

Tam içimin sesini duyduğum anda bir perde düşüyor aniden. Demirden, iri, hantal… Toz bulutu: Göz gözü görmüyor, ses kesiliyor. Bir kuyu: Eski yanmış tuğlalardan. Eski ustaların özensiz ördüğü duvarlarında bir yansıma. Ortasına kimin attığı bilinmeyen koca bir kayanın çıkardığı uğultu. Vakit ne zamandır? Akşamın alaca karanlığı mı? Ağaran günün şafak sancısı mı? Bulunduğum yer neresi? Beynimin orta yeri uyuşuk. Yerimi saptayamıyorum. Dikitler ve sarkıtlar beliriyor. Buğulu cam renginde. Yerin üstünde olmadığım kesin. Bu sızan ışık da nereden geliyor? İnce bir huzme. Üşüyorum. Kör olası demir kapı! Arkasında ne var? Neden birdenbire önüme dikildi? Yol bilmez aceminin şaşkınlığındayım. Bir çıkış yolu olmalı.

Pusatlanmalıyım tüm gücümü. Kollarım: Yirmili yıllarımın kuvvetinde.

Asılıyorum: İnilti. Kısık ve boğuk. Kaybolmuş ruhların ülkesi önündeyim. Eski eşyalar. Çocukluğumun giysileri. Tahta çantam. Üzerine yazdığım adım bile silinmemiş. Okul defterim: Kapağında şişman Nasrettin Hoca resmi. O görünüşene kadar gülmüştüm.

Bir konak; iki katlı, cumbalı pencereleri. Pervazları türbe yeşili. Katrina Ana otururdu burada. Tek başına. Bembeyazdı saçları. Ruslar Harşit’e indiğinde çocukmuş. Terk etmiş gitmiş onu hekim babası. Elma şekeri, un helvası: Onun elinden yediğimiz doyumsuz tatlılardı. Katrina Ana halk hekimi. On parmağında on hüner. Herkes severdi bu adı. Güzelliği insanlığındaymış derdi annem. Kimse çözememişti bu yaşlı kadının sırrını.

Zirzilik: Uçmak hevesim kursağımda kalmıştı ilk bindiğimde. Ortası delik, yontulmuş bir gürgen kalası. Yere sıkıca çakılı bir diğeri. İkisi birleştirilince döngü başlıyor. Kim vardı zirziliğin öbür ucunda? Bayılmıştım fırlatıldığımda. Burada şimdi. Terkedilmiş, öyle duruyor. Çürümüş, çamura batan yanları. Biraz ötede su havuzu: Kurt tutmuş duvarları. Gün doğusunda yükselen meşeler. Kuzeyi ve nemi seven kestane ağaçları: Hiç mi geçmedim gölgelerinizden? Nasıl bu kadar yabancı durabilirsiniz?    

Uykum suya düştü. Unuttum aklımda tuttuğum sayıyı. Her insanın bir yıldızı varmış. Göçerlerden bir yaşlı kadın söyledi. Her insan yıldızının parlayacağı anı beklermiş. Ne yazık ki çok azı fark edermiş o anı. Benim yıldızım bulutlar ardında mıydı? Eleğimsağmaların belirdiği bahar sabahlarından birinde mi parlayacaktı? Umudum goncasına gömülü. Çekirdeğin özüdür yüreğim. Hiç umutsuzluğa düşmedim. Ben onardım kırılan yanlarımı. Kendi yükünü taşıyan kağnıydım. Şansıma dağ yolları düştü. Yürüdüm inadına yıldızımın.

67ı7ı67ı76ı67ı67ı67

-2-

Koyudur yaş ağacın gölgesi. Kuru dalların yazgısı alazlara karışmak. Her çiçek kendi kokusunu taşır. Alazlardan geçip kendi kimliğini bulmak kolay mı?

Çocuktum: Kente bağlandığında köyümüz. Yol: Uygarlığa açılan ufuk. Kestanenin kabuğundan çıkması. Değişim aynı zamanda. Uzaktan görünse de kent lambaları; gecenin delindiğini anlarsınız. Hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını da. Yok, bir itirazım yeni doğan güne. Hatta sözüm: Bütün doğumlar umut taşır.

Hayat bir küp su. Devrilmeye görsün; akar kendi yatağının dışında. Başıboş. Sanırsın yılkı atı. Dizginlenmez, yeleleri rüzgârlarda. Bilgi dizgindir. Bilgi sabaha kalan ay. Ustalık taşımaktır devirmeden  küpü. Evcilleştirmek yılkı atını. Irmak çok güçlü kayaları çakıla döndürmeyi bilir. Hayat da insanı. Kolay mıdır demiri tavında dövmek? Sütü mayasıyla buluşturmak ince iştir. Arzunun azgın dalgaları aklın bendini dövdüğünde; su yürür yaprağa. Cemre düşer. Anlarsın et ve kemik olmadığını. Isınan derinin sesi duyulur: İnce bir kalp ağrısı. Sevda çiçekleri daldan dökülür. Ne kadar kırılgan, o kadar nazik.

İçimdeki ölüler! Hiç mi yaşamadınız? Tuz buz serencamınız. Ne kaldı geride desem: Bir çift göz belirir. Nerede bedenleriniz? Bir çift göz; denizin buğusu, bölüşmediğim anılarınızı taşır. Akşamdan özgür bıraktığım kuşlarsınız.

şşşşşşşşşDönerim gömütlüklerden geçse yolum. Gizlerinizin gömütlüğü içim.

Durum: Ne kadar coşkulu aksan da bir gün durulacaksın. Ne kadar kayıp verdiğine bak. Bir bulut bir kez bırakır yağmurunu.

yyyyyy.jpg

Değirmen: Suyun taşa öğrettiği dildir. Taşın döngüsünde tahılın kendinden geçmesi. İnsan içine çıkmak için hazırlığa durması tahılın. İnce ayarda kıvamına ulaşmak. Suyun, taşın ve tahılın tozuna un demişler. Tahıl uzun uzun titrer dökülmeden önce iki taş arasına. Dönüşümün sancısındandır titremesi. Dönüşüm kendi dilini yaratır hece hece. Suyun taşla buluşması, insanın kendisiyle karşılaşması gibidir. Un, döngüden sonraki benliktir. Tortuları, çapakları, kıymıkları attıktan sonra geride kalan öz. Değirmen ,bilgeliğin çile evi. Bilgelik, iki taş arasından geçmeden ulaşılabilen ambar değil. Bilgelik, taşa söyleyecek sözü bulmaktır.

Atlas: Dut yaprağının, taşı çatlatan sabırla örülen yazgısıdır. Gün ışığının sızmasına izin verilmez. Bir tükürükle delinmiş kozanın ipeği makbul değildir. İpek, içine doğru ölümün pahalı ürünü. Kelebeğe duramaz ipekböceği. Dursa, ipek olmaz. Bu nasıl bir yazgıdır?

Yılan: Korkunun ipidir. Eğri, büğrü. Üstelik soğuk ve sevimsiz. Adı bile dondurur kanımızı. O da bir buyruk üzeredir. Tam mevsiminde gömleğini değiştirir. Bir başına ve sancılı. Değişim sancısız olmaz. Gömleğinden soyunup yenileri kuşanmak kolay bir iş midir? Daha kolaydır gömleğini değiştirmesi; aklın dağında uyanan yılanın. Aklın ışığı bilgidir. Bilgi, korkunun korktuğu şafak. Bilgi, yılanın aldığı buyruk. Korkunun ipini çengele asmaktır.

-3-

Yarasanın mahareti, karanlığa haykırdığı sestedir. O ses, geri yansımazsa, yol açık demektir. İzbelerin egemeni yalnızca yarasalar da değildir. Bir de baykuşlar vardır viraneliklerde. Kirli kirli öterler. Adı bile ürkeklik yaratır. Hatta uğursuzluk sayılır ötmesi bazı yörelerde. Oysa efendisidir karanlıkların. Yarasalarla bile bölüşmediği karanlıklar ülkesinin efendisi. Buyruğunda binlerce gece uzanır.

Yalnızlık, ortası yanık mendildir. İçine düğümlenir insanın. Yalnızlık, kendi duvarını ören usta. Nereye gitseniz, o duvar karşınızda. Yalnızlık, çekilmektir kendi kabuğuna. Yalnızlık sırtlamaktır geceyi bütün ağırlığıyla. Cüsse küçük, yük ağırdır.

thhhh

   Cemil KANCA                                                        

One Comment on “Sözcükler

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: