‘Susarak Kalmayı’ Seçmek Zorunda Bırakılan Tüm kadınlar Adına; Bugün Ne Pişirsem?

Suna Kızılırmak yazdı…

kakakakaattttttttttttttttttttt‘Kadın olmak’ üzerinde uzun uzun yazı yazabileceğim, en acıyan, en kanayan, en verimli yanım ama sonra bir şey olmuyor hiçbir şey değişmiyor kimse de değiştiremiyor. Diyeceksiniz ki; Hani siz kadınlar erkeklerden güçlüydünüz ee niye bir şey olması için başkasından yardım bekliyorsunuz? -ki öyleyiz grip olsanız devriliyorsunuz bir doğum yapsanız da bilseniz- 

Güçlüyüz ama şöyle; Kalkıp ev süpürüp, pırasa doğrayıp, fasulye kırıp ya da karnabahar ayıklayıp ocağa koyuyorsun, evi temizleyip, çocuklarla yoruluyorsun misafirler ağırlayıp yüzünde tebessümle servis yapıyorsun; kimselere az evvel mutfakta yediğin küfrü ya da dün gece sana kalkan eli belli etmeme konusunda güçlüyüz. Biraz da içinde göz boyayıcı madde -her ne ise o- bulunduran bir güç bu. Sonra gece herkes uyuyunca sessizce hayal kurup, düğüm yutup, kahredip bazen de bir iki damla gözyaşı akıtıyorsun hepsi bu oluyor yaşamak saydığının! 

Koyvermediğimiz için güçlüyüz! Salıvermediğimiz için güçlüyüz! 

Eve gelenler senin içine, kırık kalbine sıcacık tebessümüyle, samimiyetiyle, ruhuyla dokunmaya değil de dibinin, köşenin temizliğine, yemeklerinin çeşitliliğine ve lezzetine geldiği için, buna zorunlu olmaya mecbur bırakıldığımız için güçlü olmayı öğrendik! 

Nazımızı çeken olmayınca bencillik de edemeyince güçlü oluverdik işte biz. 

Bir tokatla bayılan kadınlar varmış bayılmalılar da ve bir daha o kocalarının yanında ayılmamalılar hatta lâkin mümkün olamıyor çoğu kez.. 

k_2524Beş yerinden eski kocası tarafından bıçaklanmış bir kadını sedyeyle ambulansa taşıyorlardı, annesi perişan olmuş ağlıyordu ama o bıçaklanan kadın sırf annesi üzülmesin diye; ‘İyiyim ben bir şey yok’ diyordu ısrarla annesine.. Daha geçen gün izledim ülkemin haberlerinde. 

Hele aklımdan hiç çıkmayan; Yaklaşık iki-üç ay evvel kaldırımda oğluyla yürürken vuruluyor bir kadın eski koca mıdır dini nikahlı mıdır sevgilisi midir her ne halt ise onun tarafından ve yanında korkan oğluna çantasından çıkarıp su içiriyor; “Korkma iyiyim ben..” diyor, son nefesini veriyor oğlu su içerken. Ölürken bile güçlüyüz! 

Siz şimdi yüz kere ‘kadın hakkı var’ deyin bin kere ‘adalet var’ deyin ama bir kere vicdanla ve içselleştirerek düşünemeyenlerle doluyken çevremiz ve avukatlar ve hâkimler ve yazılmış uygulanan şu hak dediğiniz şeylerle asla bir yere varılmıyor! 

Sana kalkan elin sahibine; ‘O eli kırarım vurursan, hemen polis çağırırım’ diyebilecek hale gelmiş olman o elin sana inmek için havaya kalktığı hakikatini değiştirmiyor!  Kimseler o kalkan elin bedenine inmeden de acıttığını anlamıyor! ljlkjlkjlkjKimse “sen kimsin kendini ne bok sanıyorsun?’ denilince güm güm diye bağrına, aklına, kalbine, insanlığına, kadınlığına, onuruna yumruklar yediğini göremiyor! Darp raporu için ten üzerinde morluklar, şişlikler açık yaralar ya da kırık kemiklere bakılıyor kırık kalpten kırık onurdan bihaber hepsi! Ne bunu anlatabiliyorsun hadi anlattın diyelim buna darp raporu çıkmıyor.. 

En yakınlarına koş ne fayda ki? Hiç!! 

Dillerin de hep; ‘Aç koymuyor açık koymuyor, dul olursun, orospu olursun, herkes sana yan gözle bakar, komşunun evine seninle iki kere gidemem kocasından kıskanır’ denildiğinde bu kez de onlardan inen kocaman yumrukları göremiyorlar! Aile denilen ‘kader dayatması’nın  yanına geri dönmek, başına kakıla kakıla yaşamak zorunda kalmak yumruklarını da bilmiyorlar bu hukukçular adaletçiler… Hele çocukların varsa… Âh! 

Kalıp susuşa tutunuyorsun ve sen sustukça her şeyin yolunda ve iyi gittiğini sanıyorlar, sayıyorlar bu devlette, bu adalet söylemcileri de şu akrabamsılar da… Oysa sustukça kendini yiyerek birikiyorsun bunu da bilmiyorlar! Ne senin yavrularınla ayrı bir hayat kurup ev tutmana izin veriyorlar, sana destek olmuyorlar varsın olmasınlar ama köstek olmak için bekliyorlar hemen atacağın ilk adımın karşısında ne de sen o evde kaldıkça insan muamelesi görüyorsun.. 

Sonra mı? Fevri, sinirli, dengesiz oluyorsun ya da pasif, ağlak kadınlardan, annelerden oluveriyorsun işte. İkisinden de olmayayım diye kendini yiyorsun. Öğreneyim, bilgileneyim, düzgün üsluplu, mantıklı, doğruyu anlatan birey olayım diye… 

Halbuki evet halbuki bu sadece gözüne bakılan, varlığından mutlu olunan yani sevilen, yüzü de içi de gülen bir annenin öğreteceği şeydir yavrusuna! Bunun için de ne kitaplar devirmeye ne de diplomalara hiç gerek yoktur.  aaaaaaaSevilsin, değer kıymet verilsin.. Yeter! 

Odun da kırar kadın, halı da yıkar, inek de besler, bağ da teper ve bunları mecburen de yapar ama seviliyorsa zerre ağır gelmez şu dünyanın hiç bir yükü! 

Peki sevmediğine yapmak zorunda bırakıldığı hizmetlerin, görevlerin balyozla bağrımıza inen vuruşlarından bahsedeyim mi biraz da?

Soğumak, içinin almaması raddesine gelmiş halinde bunu gidip bir yakınına söyleyen kadına nasıl gözle bakılıyor sizce? İki seçenek vardır Anadolu’da; Ya kadının gözü dışarıdadır çünkü kocası ‘aç komaz açık komaz’ ya da birisi bunların evliliğini kıskanıp büyü, muska yaptırmıştır yoksa bir kadın onca dayak yer, küfür yer, aşağılanır, saygı duyulmaz, var sayılmaz da yine de soğumaz kocasından(!) 

Karnımız bir dilim ekmeğe yağ sürüp yiyip kalksak doyar, buzluğun çaka çaka et dolu olması pek de umurumuzda değil aslında sevgisiz, içimizin almadığı, aşağılandığımız, varlığımızın sadece ütü yap, yemek yap, ev temizle, çocuk bak olarak sayıldığı, üzgün olduğumuz evlerde ortamlarda olmaktansa! Evet karın doyuyor doyar bir şekilde de ama ya ruh..? Peki ruh? O huzursuz, o mutsuz, o sevgisiz, o bulunduğu yerde güvensiz ruhu neyle doyururuz? ‘Aç değil açık değil’i öyle kolay söylüyorsunuz çünkü kendi beklentileri istedikleri dünyevi şeyler olanların dilinde bu cümle oysa ruh maddeyle doymuyor maddeyle örtünmüyor yani aç da açık da! Bunu anlatamadığımız erkek müsvettelerinin ve ‘elalem ne der’cilerin dünyasında kadına mahkemelerinizce verdiğiniz o yalancı o yetersiz haklar bize güven vermiyorlar maalesef.. öç.ööç.ö.ö‘Benim gücüm yetmiyor’ dediğinde bir kadın, devleti olmalı yanında, arkasında ama maalesef 250 metre yakınına yaklaşmama cezası kesmekle, kadının dışarı çıkmasını bir avcı gibi gözetleyip kaldırımda kocası tarafından bıçaklanıp öldürülüp üzerine gazete kağıdı örtülmesine engel olabilecek caydırıcı korkutucu düşündürücü yıldırıcı cezaların yok devletim! 

Kadın bireyine yetmiyorsun ve güven vermiyorsun ülkem! 

Sonra susuşu seçip gülücük takıp başlıyoruz düşünmeye;

Bugün ne pişirsem??? 

Suna KIZILIRMAK 

One Comment on “‘Susarak Kalmayı’ Seçmek Zorunda Bırakılan Tüm kadınlar Adına; Bugün Ne Pişirsem?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: