Solucanlara Kim Kıydı?

Suna Kızılırmak yazdı…

hjhhgjghjghkg.png

Yağmur sonrası komşu çocuklarla mahalleye çıkar o mis gibi toprak kokusunu içimize çeke çeke elimizde değnek, çomak gibi bir dal parçası ile sokak aralarında oluşan yağmur göletlerine, küçük su birikintilerine koşardık… 

Asfalt değildi o zaman o yollar. 

Ve o bulanık, çamurlu su birikintileri içerisinde solucanlar olurdu, bahar müjdecisi solucanlar… 

Elimizde çomaklarla oynardık onlarla, kim elindeki dala alabiliyor solucanı diye ve onları en yakın meyve ağaçlarının ya dibine ya dallarına götürür koyardık. Bir ömürlük boğaz telaşına bir ân evvel başlamaları için çocukça bir masumiyetle… 

Korkmadan eline alan çocuklar da vardı tabii, onlarla oynayan, çekip uzatan hatta koparan yahut bir erik dalına ‘yesin de doysun diye bırakan..’ 

O solucanlara zarar vermemeye çalışan ne kadar çocuk varsa bilirim ki onlar hala iyi… Üzerlerine taş atan, elindeki çubukla ortadan ikiye kesen kim vardıysa da…..

Bilmiyorum, uyanıp arınmışlardır umarım. 

Onlar sürünüyor, ayakları yok diye ne kadar üzüldük kim bilir o yaşlarda. Ama öğrendim ki; Herkes payına düşeni yaşıyorSorsak, solucan memnundur halinden ve belki de o bizi anlamaz. 

Derler ki bence; 
-Bizim tank tüfek silah bomba vb… üretecek aklımız yok. İyi ki de yok! Bir yaprak buluruz, birimiz bir tarafından diğerimiz öbür tarafından başlarız yemeye… Paylaşır uyuruz. Dünya bu kadar işte! 

soluuu.jpg

Bi öğrenemediniz gitti! 

Hırs bize en fazla kilo yapar. Peki ya size, ya size? Can alırsınız gözünüzü bile kırpmadan! 

Hasılı; 
Biz çocukken mahalle aralarında yağmur sonrası su birikintilerinde solucanlar olurdu… Bahar gelince uyanır onlar derdi annem. Solucan habercidir, müjdecidir derdi babaannem..  

Yağmur sesini duyan, erik çiçeğinin kokusunu alan solucan duramazdı yerinde, oyun oynamaya evinden çıkan çocukluk gibi çıkardı toprağın altından.. 

Alfaltı delip çıkmaya uğraştılar evvela… İttirdikçe başları acıdı, canları yandı.. 

Çıkabilenler ya bunca aracın tekerleği altında ezildi, ezilmeyenlerse yerlerine beton dikilen meyve ağaçlarını bulamayınca açlıktan öldü yollarda. Sonra küsüp terkettiler şehirlerimizi.. 

Çocukluğum gibi gelmediler onlar da buralara bir daha. 

Bahar gelmiş diyorlar…
Hani yağmur sonrası toprağın, hani dalında çiçeğin kokusu? Hani solucanlar? Hani babaanne? Hani çocukluk? Hani arkadaşlar? 

Hadi hepsini geçtim, geçtim de.. 

Baharı koynunda bulacağım hani nerde o gül kokuşlu yâr?

sssss

Suna KIZILIRMAK

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s