Eğitimcide Olması Gereken Vasıflar

Muzaffer İnanç yazdı…

öğrt

Kusursuz bir insan olmayacağını bilerek yola çıkıyoruz, Eksiklik, noksanlık, hata, unutkanlık vb. zaaflar insanı oluşturuyor. Tüm gayret ve becerilerimize rağmen az veya çok hepimizin pişmanlıkları, yarım kalmışlıkları ve beceremediklerimiz mevcuttur. Kur’an’da 45 âyette yer alan unutkanlık, genel olarak insanın bir zaafı olarak dile getirilmektedir.

Eğitimci/öğretmen olmak her şeyden önce meslek sahibi olma hali değil insan olma halidir. “Aydın olmak için önce insan olmak lazımdır.’’ der Cemil Meriç

Tüm mesleklerde bir takım ortak özellikler mevcuttur, meslekler değişse de bu özellikler değişmez, zira önce insan olma sonra meslek sahibi olma önemlidir. İnsan olmanın, insan kalabilmenin ise ahlaki ve hukuki olmazsa olmazları vardır.

Yalan söylemek insanın kandırılması anlamına geldiği ve insanlar arasındaki güven ilişkilerini zedeleyeceği için her dönemde kötü görülmüş ve men edilmiştir. Dil ile yapılan tüm saldırılar da bu cinstendir, laf sokmak, mahcup etmek, ayıbını çıkarmak, kaş-göz işareti ile küçük düşürme vb. Hakeza kaba kuvvet, darp veya yaralama aynı şekilde toplumlar tarafından yüzyıllardır hoş karşılanmayan davranış şekillerindendir.

Diğer meslek mensupları için gerekmeyen veya olmaması halinde mesleğinde bir eksiklik hissedilmeyecek olan bir çok alışkanlık eğitimciler için elzemdir. Bu geniş alanı kuşatabilmek için Fındıkoğlu‘nun da dediği gibi ‘’eğitimciler maddi ve kültür durumlarını iyileştirmeliler’’. Eğitimci öncelikle bilgiye ulaşabilme alt yapısını hazırlamalı, süreç içinde yakıtı tükenmiş araç gibi tekleme ve zamansız bir yerde durması gibi eğitimi kendinden kaynaklanan sebeplerden dolayı istemeyerek de olsa sabote etmemelidir.

Eğitimci, öğretmen rolü ile kültürü, eğitmen rolü ile de uygarlığı/çağdaşlığı/ teknolojiyi öğrencisine aktarır.

Kültürü oluşturan ögelerin, hislerin, değerlerin, ülkülerin, geleneklerin, törelerin, ahlakın, sözlü ve yazılı edebiyatın, dil’in, dinin, hukuk ve iktisadın aktarımında eğitimci örnek model olarak ‘”değer taşıyıcısı’’ olduğunu her fırsatta göstermeli ki; öğrenci duymadığı, görmediği, anlamadığı yerde eğitimcinin hal ve tavırlarından örnek alarak eksiğini tamamlama fırsatı bulmalıdır. Kültürel aktarımcılıkta öznellik önemlidir.

Uygarlığı, çağdaşlığı, teknolojiyi öğrencisine aktarırken bilimden ve bilimsel yöntemlerden haberdar olmalı, uluslararası yenilikleri takip etmeli, nesnelliği özümsemelidir.

Kültürün ve uygarlığın aktarımında eğitimci klişelerden ve safsatalardan özenle uzak duracak ve öğrencinin incinmesine engel olacaktır.

Eğitimci uygarlığın kültürü veya kültürün uygarlığı boğmaması için dengede tutmalıdır. (Ziya Gökalp,Türk Sosyologları,s/7 )

1-İletişim Değil Etkili İletişim

Canlılık/Yerli yerinde konuşma (Hazm)/Halim-Selim olma/Diyalog/Kabul-Onay İlişki/Dinleme/Tebessüm gibi eş ve yakın anlamlı ifadelerde kullanılmaktadır.

En yetkin ifade ile canlılık, yaşıyor olmanın verdiği doğal bir durumdur, fizyolojik bir özelliktir. Zıddı kendi halinde olmaktır, buda en iyi haliyle can sıkıntısı en kötü haliyle ise melankoli halidir.

Canlılık kıskançlığı dizginler, normalleştirir. Newton ve Looke de canlılık özelliği az olduğu için kıskançlıklarından dolayı İngiltere’de matematiğin gelişimini 100 yıl geciktirmişlerdir. (Bertrand Russel, Eğitim üzerini, 3.bölüm)

ttttt.jpg

Eğitimcinin görevi bir meseleyi anlatmak veya aktarmak değildir, zira tüm insanlık iletişim ile hayat bulur, iletişimin olmaması düşünülemez. Fakat eğitimci etkili iletişim yapmak zorundadır. Eğitimci öğrencisine derdini/davasını/hayalini aktarmak, anlatmak değil bilakis derdini yüklemek, sırtına sarmak için iletişimi kullanır, buda ancak etkili iletişim ile olur. İletişim ile etkili iletişim arasındaki temel fark; ifade etmek ve söylemek yerine  karşısındaki anlayana ve bilene kadar ısrarla ve en uygun usulü buluncaya kadar iletişime devam etmektir. İletişim anlatınca biten, etkili iletişim ise anlaşılınca biten bir süreçtir.

Tebessüm ederek eğitimci içinde sakladığı iyiliği iletişime taşımış olur. “Allah yumuşak ve güler yüzlü kimseyi sever.” (Câmiü’s-Sağîr, 2/503)

Aynı şekilde yumuşak ve merhametli olmakta iletişimi etkili ve tesirli kılan bir diğer davranış biçimidir. “Resulüm O vakit, Allah’tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın. Şayet kaba ve katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından dağılıp giderlerdi’’. Al-i İmran 159. Mahkeme suratlı olmak işleri daha zor anlaşılır kılar.

2-Liderlik/Rehberlik

Yüreklilik/Hareketlilik/Fail olma/Eğitimcinin liderliği gibi kavramlarda bu bölüm için kullanılır. Liderlik ve rehberlik iç içe geçmiş bir şekilde eğitimcide hayat bulur. Öğrenciyi hem peşinden sürükler hem tıkandığı yerde yolunu açar.

Fındıkoğlu ‘’Eğitimciler kafa ve zihniyet mimarlarıdır.’’

Eğitimcinin rehberliği üç noktada olur;

İlk olarak, bilgiye (eğitim ile elde edilmiş bilgi kastedilmektedir) sahip olan insanın bu donanımla ne işe yaradığını, toplumdaki statüsünün ve rolünün nasıllığı ile öğrenciye ‘Sen de çalışırsan BENİM GİBİ olabilirsin’ hedefini gerçekleştirmek için liderlik ve rehberlik etmesidir. Liderin özelliklerinden biriside yenilikçi olmaktır, eğitimci hep aynı fıkrayla güldürmez, hep aynı bilmece ile düşündürmez, hep aynı tarihi olayla nasihat etmez, hep aynı insandan örnek vermez, hep aynı bölge insanından veya aynı milletten bahsetmez, hep aynı sanatsal eserleri işaret etmez. Film gibi değil dizi gibi senaryosunu kurgular aynı aktörlerin yanında her bölüm için bir yenilik icad eder,heyecan ve merak uyandıracak sürükleyici bir 45 dakikalık birliktelik yazar.

(Kendini merkeze koyarak yapacağı liderlik)

İkinci olarak, Öğrencisinin kumaşını keşfederek ona uygun bir yol çizer ve bu yolda her öğrencisi için ayrı ayrı liderlik ve rehberlik usullerini geliştirerek gerçekleştirir. Burada öğrenciye beceri kazandırmak ve bilgi yüklemek vardır. Komut vererek değil kabiliyet kazandırarak dersler işlenir.(öğrencisini merkeze koyarak yapacağı liderlik)

Üçüncü olarak ise, Sınıf, okul, kurs vb. ortamlar toplumun küçük bir modelidir, burada toplumun beklenti ve değerleri, çıkmazları ve dertleri, çözüm ve teklifleri irdelenerek öğrenci hayata, gerçek topluma hazırlanır, eğitimci bir antrenör gibi liderlik ve rehberlik eder. Toplumda hata ve yanlışlıklar yeteri kadar göze batmaktadır. Eğitimci öğrencinin doğruları ve kazanımlarını göz önünde bulundurmalı ve öğrenciye bu artıları üzerinden geri bildirimlerde bulunmalıdır. Bu şekilde öğrenci gelecekte bu kuvvetli yönlerini kapsayan meslek ve yaşam biçimine yönelecek ve hayatta başarılı olacaktır. ‘’Hz. Ömer (ra) nın oğlu Abdullah için peygamberimiz bir gün şöyle buyurmuştur ; Abdullah ne güzel ve ne iyi bir adamdır! Keşke bir de geceleyin namaz kılmış olsaydı ‘’ Buhari,Teheccüd 2,21, Müslim ,fazailussahabe 139-140

( toplum ve yerleşik kültürel değerler merkeze alınarak yapılan liderliktir)

Eğitimci öğrencisini yürekli kılmak zorundadır, korkaklığı çocuklar yetişkinlerden öğrenir oysa yetişkinler bunun farkında dahi değildirler. Yüreklilik için sağlık, canlılık, alışkanlık ve beceriklilik olması gerekir. Evrensel yüreklilik için ise saygı ve yaşama nesnel bir bakış şarttır.

lider

Yüreklilik benlik saygısı ile başlar fakat alçak gönüllülük bu benlik saygısını baskı altına almakta ve böylece tevazu ile mertebe kazanma başkalarının saygısını kazanma eğilimi oluşmaktadır. Bu öğrencide iki yüzlülük ve sahte tevazu oluşturmaktadır. İnsanları yürekli kılan şey bilgi değilse ya utanma duygusu yada ayıplanma kaygısıdır.

3-Duygusallık

Gönül ehli olma/İlahi aşka sahip olma/ Sevgi-İlgi/Empati-Diğergamlık/Yumuşak kalpli olma/ Şefkat sahibi olma/Vicdanlılık

Duyarlılık çok sayıda ve doğru nedenlerle zevk alacak yada tepki duyacak biçimde etkilenmektir. Duyarlılığın görünmesi hayranlık duyulması ile olur, fakat hayranlık göreceli olduğu için yeterli ve tek başına bir mekanizma değildir, örneğin kahramanlara hayranlık duyulur ama öldürmeye hayranlık duyulmaz halbuki kahraman en çok insan öldürendir. Eğitimci duyarlılığı duygusallığın ve vicdanın üzerine yerleştirmelidir.

Duygusallık bulaşıcıdır, eğitimci kendi duygusallığını öğrencilerine bulaştırmalıdır. Kuran-ı Kerim’de “Yemin olsun ki, size kendi içinizden öyle izzetli bir peygamber geldi ki, sıkıntıya düşmeniz O’na ağır gelir. Size çok düşkündür. Mü’minlere karşı rauf ve rahimdir.’’ Tevbe 128. Kardeşi ağlayan abinin de ağlaması gibi veya yavrusu hastalanan annenin göz yaşlarına hakim olamaması gibidir. Duygusallık iki noktada sınırları aşar; ilki acı çeken kişi sevilmeyen biri dahi olsa onun için duygudaş olunması. İkincisi acı çekenin başka/uzakta bir yerde olmasına rağmen göz görmediği halde onun acısını hissetmek ve onunla duygudaş olabilmektir.

Hasta insanlara herkes üzülür ve acılarını paylaşır fakat hastalık sebeplerini öğrenince kendilerinin de başlarına gelebileceği akıllarına gelir ve bu seferde kendileri için kaygı duyarlar. Eğitimci kendisini öğrencisi ile arasına sokmadan yalın olarak hastalığı ve öğrencisinin hastalıktan dolayı başına gelen kaybı düşünür ve acı duyar. Bu Onda şefkat ve merhameti tetikler.

Duygusallık bir tercih değil bir gerekliliktir. “Duyduğumuzu vehmederek yaşıyoruz, duygusuzluğumuzun farkında değiliz, en az sahip olduğumuz duygu, realitenin duygusudur… Örf gitti, kuvvet gitti, aile gitti, idrak gitti, ümitler hep gitti, hala karanlıkta bekliyoruz. Bugünkü bir ailenin romanı, Asur hükümdarlarına esir olan bir kahramanın macerasından bin defa daha acıklıdır.’’ (Nurettin Topçu, Mehmet Âkif, s.15) Eğitimci duygusallığı sadece öğrenci ile empati/değergam kurmak için değil aynı zamanda öğrenciyi kurtarmanın zorunlu gerekçesi olarak görmelidir.

vnvnvnvnv.jpg

4-Zekâ

Merak/Gayret/Heves/Yenilikçi

Zekâ hem gerçek bilgiyi edinme hem de bilgiye açık olma halidir. Zekâ olmadan çağdaş ve karmaşık dünyamızı sürdürmemiz mümkün olmaz, ilerleme ve farkındalık oluşturmak ise hiç mümkün değildir, bu nedenle eğitimin temel amacı zekayı işlemektir. Doğru bilinen inançları aşılama isteği çoğu zaman eğitimcilerin zekanın eğitilmesine ilgisiz kalmalarına yol açar. Zekâyı eğitmeden de bilgi vermek mümkündür ve dahada kolaydır fakat bu ezberciliğe yol açar ve zekayı tembelliğe sevk eder.

Zihinsel yaşamın içgüdüsel temeli “merak’’tır. Fakat karanlık havada komşu evlerin pencerelerinden içerideki olaylara olan merak değil, bilmeye ve öğrenmeye karşı olan meraktır. Dedikoduya duyulan geniş ilgi bilgi edinme isteğinden değil, kötü niyetten dolayıdır. Kimse başka insanların gizli erdemlerini merak etmez, konuşmaz ama herkes (çoğunluk) başkalarının gizli ve saklı kötü yanlarını merak eder ve araştırır.

Komşunun günahından ve ayıbından içten içe bir zevk alınır, hatta çoğu zaman kişi kendi sıkıntısını ve ayıbını bu yolla hafifletmeye dahi yeltenir.

Merak gerçek bir bilgiye özlemden gelir, kedinin yeni girdiği bir odayı köşe bucak koklaması veya bir bebeğin önünde durduğu dolabın kapısını açmak için tüm gücünü kullanması hep bu meraktan gelir.

“Ben susuzum, bilgiye susuzum, sevgiye susuzum, yaşamadan geçen yılların acısını beynimin içinde duyuyorum’’. Cemil Meriç

Yıllar geçtikçe merak duygusu azalır, yerine bilinen şeyler kullanılmadıkça tiksinti vermeye başlar, yakından tanıma isteği kalmaz, işte tamda bu dönemlerde kişide “Hiç bir şey eskisi gibi değil’’ sendromu başlar. Meraksızlık hayatı tatsızlaştırır ve merak ve öğrenme ile geçen eski dönemlere özlem ve yeni dönemden bıkkınlık ortaya çıkar.

Merakın ölmesi ile etken zekâ da ölmeye başlar zira atıl kalmıştır. Merakın verimli olması için bilginin bir teknik ile edinilmesi gerekmektedir. Gözlem bir bilgi edinme şekli iken Sabır, İnanç ve Çaba olmadan düzenli bir gözlemden de söz edemeyiz.

Adsız.png

Muzaffer İNANÇ

One Comment on “Eğitimcide Olması Gereken Vasıflar

  1. İletişim ile etkili iletişim arasındaki temel fark; ifade etmek ve söylemek yerine karşısındaki anlayana ve bilene kadar ısrarla ve en uygun usulü buluncaya kadar iletişime devam etmektir. İletişim anlatınca biten, etkili iletişim ise anlaşılınca biten bir süreçtir…. her satırı mükemmel bir yazı. Bir eğitimci olarak çok ama çok beğendim. Herkes okumalı hemen paylaşıyorum

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: