“Senin Bu Ellerinde Ne Var Bilmiyorum Göğe Bakalım”

Suna Kızılırmak yazdı…iyi.jpgAhlak nedir? İnsana has yani insanda bulunması beklenen, doğuştan gelen ve üzerine eklenebilen bütün iyi ve güzel huylardan ne varsa hepsidir. Hayvanları ayırırken ahlaklı ahlaksız diye ayırmak uygun olmaz ama bu ayrım insanı ‘iyi ve kötü’ diye ayırmaya ve taraf olmamıza sebep olmuştur. Evet taraf! Seçimlerimiz belki de en hakiki varolma biçimlerimizdir. Eğri ya da doğru… Hepsi bizimdir ve her seçim bize ders niteliğindedir. Bu yüzdendir ki insan ânılırken, tabir edilirken yahut insandan bahsedilirken “Eşref-i Mahlukat” diye hitap edilir. Yani; Yaratılmış tüm mahlukatların en şereflisi. Demek ki ‘Ahlak’ sadece kadına dayatılan, kadından beklenen, kadında özellikle bacak arasında aranılan, yalnızca onda olması gereken ve erkeklerde aranmayan, önemsenmeyen, olmasa da olur diyebileceğimiz bir şey değil de tam aksine kadın-erkek ayırt etmeden tüm İNSAN’da olması istenilen beklenilen güzeli olursa iyisi doğrusu bu olduğu yaratıcımız tarafından da 4 kitabında bize söylenendir.

Yere tükürmek, sünkürmek, toplu kullanılan alanları temiz tutmamak ya da sana özel eşyaları sen temizlemiyorsan eğer, başka gören dokunan temizleyen yıkayan var nasıl olsa diye temiz tutmamak ahlaksızlıktır! Küfretmek ahlaksızlıktır! Hak yemek ahlaksızlıktır! Çalmak ahlaksızlıktır! Yetim hakkı yemek ahlaksızdır! Tehdit etmek, korkutmak, kötü davranmak, zulmetmek ahlaksızlıktır! İnsana, cana, canlıya, bitkiye ağaca, hayvana yapılan her türlü zulüm ahlaksızlıktır!

Trafikte dosdoğru gitmeme… Kadın şoför görüp onu sıkıştırma… Yolda yalnız yürüyen kadın gördüğünde laf atma, rahatsız etme onu tedirgin etme ahlaksızlıktır! Taciz etmek ahlaksızlıktır! Sırf kısa veya açık giydi diye ya da ne farkeder kara çarşafa da bürünse ‘kadın’ diye bir insana kötü damga vurmak, kendini temiz, namuslu sanıp da o kadına, kadınlara aşağılayıcı gözle bakmak, imâda bulunmak hatta alenen hakaretvari söz söylemek… Kılığı kıyafeti açık saçık, gösterişli diye kendinde ona tecavüz etme hakkını bulmak ya da sıkıştırıp faydalanma arzunu gerçekleştirme niyetinde olmak ve buna onu zorlamak ahlaksızlıktır!kadınnnnnGıkı çıkmayan, kendini savunamayan engelli, sakat, yaşlı, çocuk, hayvan farketmeksizin tecavüz ve istismarda bulunmak sapmışlığın en şerlisi ve koskocaman ahlaksızlıktır! Hor görmek, hakaret etmek, kendini üstün görmek, ‘şu dağları ben yarattım’ dercesine ukalaca bir tavırla, kibir giyip, kibirle beslenmek, insanları ezmek, küçük düşürmek ahlaksızlıktır! Denize, piknik alanlarına atıklarını, çöplerini öylece bırakmak ahlaksızlıktır! Göz hakkı bir iki tane veya doyasıya yemek dışında hayrat için dikilen kırdaki, dağdaki, bayırdaki meyve veren ağaçları yaş iken kesmek, zarar vermek, dallarını kırmak, yediğinden fazlasını ziyan etmek ahlaksızlıktır! Komşuna küsüp bahçene, tarlana girmesinler diye onun tavuğunu, ineğini zehirlemek ahlaksızlıktır! Çocuklarının eve arkadaşları geldiğinde o arkadaşları içeride oturtup kendi çocuklarını gizlice mutfakta yedirip içirmek, o çocukları ayırt etmek, paylaşmamak ahlaksızlıktır! Yalan söylemek, kandırmak insanları ezip sömürmek ahlaksızlıktır! Sırf teni senden esmerce diye ‘arap, zenci’ ya da aynı mezhepten değilsiniz diye ‘o alevi aşı yenmez, suyu içilmez’ deyip de kendini üstün ırk, üstün mezhep, üstün millet, üstün insan olarak görmen ahlaksızlıktır! Ve dahası…

Vicdanının sesini duymadığında yaptığın her türlü kötülük kötü ahlaktan, duyduğunda seni tutan koruyan, seni tutup korurken de başkalarına zarar vermeni engelleyen içinde duyduğun o ses de güzel ahlaktandır. Aklıma ilk gelen örneklerle kadının da erkeğin de ahlaksızlık yapabileceğini, insanın dünyaya gelmişliğinden beri türlü türlü kötü huylarımızın olduğunu söylerken daha nice örneklerle maalesef bunu çoğaltılabileceğimizi de biliyorum. İnsanız, özümüz beşer, elbet şaşarız! Eksiliriz de, kirleniriz de… Çamura da düşeriz, pise de bulaşırız. Olmaz girdaplara, dehlizlere de gireriz. Sürünürüz de. Kul’uz çünkü.. İnsan kadarız. Yanılmak, yazgısına yazılmıştır insanın. Ve bu düşüşler daha da güçlenip ayağa kalkalım diye başımıza dolanmıştır. Çünkü bize ‘gecenin ardında gün var’ diyen “Bir” müjdeleyicimiz vardır! Hasılı ahlak; Doğuştan gen danteliyle gelen özelliklerin yanısıra sonradan da öğrenilip eklenebilinen iyi ve kötü huylarımızdır. İnsan aciz, eksik, yanılabilir ama düzeltip değişebilir olduğunun farkındaysa eğer.. ‘Ben oldum’ deyip daha büyük hata yaptığını görmeyecek kadar körleşmemişse hâlâ ümitvar olmak da hakkımızdır.

Çok sevdiğim yazarım Dücane Cündioğlu‘nun da dediği gibi; “Yaşamı boyunca hiç yanılmamış bir aptal olmaktan sakın ey talib, çünkü sen kirlenmemekle değil arınmakla mükellefsin.” sözünü bir an olsun düşünüp silkelenmeye kalkışıyorsak ne mutlu bize. Kire kir eklemektense değişmek isteme çaban, arınıp güzel insan olma gayreti içinde olman ibadettendir. Ve asla o kötülere teslim olmadan, yenilmeden onlarlaşmadan dünya yolculuğuna usul-yavaş, temkinli-emin, düşe-kalka, hayalli-düşlü, umutla ve hakikate olan inançla yola devam etmektir elzem olan. El’lerin lekelerini bir bir sayacağına kendi elindeki lekelere dön bir bak. Hiç olmazsa birini yıkamaya uğraşırken yenisini eklemekten alıkonulmuş olursun, diyorum kendime. Kutlu bir yolculuktur bu, hepimize mübarek ola…ahlak

Suna KIZILIRMAK

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: