İttifak Zemini Olarak Türkiye Ve Siyaset

Servet Kızılay yazdı…

ittifak.jpgTürk siyaseti “Başkanlık Sistemi” ile yeni bir siyasal modele geçti. Bu model, Öncelikle ittifak denilen şeyi içeriyor ve onu zorunlu kılıyor fakat bu ittifak; geniş çaplı değil, oldukça kamplaştırıcı ve sınırlı boyutta. İki ana eksende (Cumhur ve Milli ittifak ile) ittifak toplanmış olmasına rağmen “Türkiye İttifakı” olabilecek bir olguyu ortaya çıkarmıyor. Hatta bu ittifak, sistemin çalışma prensiplerinden dolayı oldukça ayrıştırıcı bir işlev görüyor. Siyasal Temsiliyeti başka şekilde manüpüle ediyor. Mesela; bir Liberal’e yahut Komünist’e  “ya sağcı kanatta ya ulusalcı Kemalist kanatta yer al ya da bunu beğenmiyorsan dışarıda kal”, diyor. Kürtlerin sistem içindeki durumu ise daha karmaşık. Onlar ya Türk milliyetçileri ile birlikte olabilir ya da Kemalizm ile aynı kampta yer alabilir. Buna göre; popüler siyaset malzemesi olarak bakıldığında Kürtler; hangi ittifakta yer alırsa alsınlar, bir diğer ittifakça rahatlıkla “terörist” ilan edilebilir. Her kanat diğerini Kürtler üzerinden karalayabilir.

Türkiye’de sağdan-sola tek hâkim siyasal düşünce-algılama-kavrama olan ‘Çatışma teorileri’ başlı başına “Türkiye İttifakı”ına en büyük düşmandır. İttifak imkanını düşünsel bir imkan olmaktan bile uzak tutan bu teoriler, sürekli bir şekilde şiddeti ve şavaşı örgütler. Bir taraftan çatışma teorilerini mutlak kabul edip öte yandan “Birlikten-Barıştan-Toplumsal Huzurdan-Dirlikten” vb. bahsetmek ve bunların olabileceğini düşünmek, ancak büyük bir akıl hastalığı ile açıklanabilir.

Türkiye’de Anti-demokratik Oluşumların (sağ ve sol ya da asker sivil) aralarındaki mücadelesinden, geniş alanlar bulmasından, maddi-manevi diğer alanlardan beslenmesinden dolayı; “Türkiye İttifakı”nın cendereden çıkma sansı, düşünüldüğünün aksine çok büyük maliyetleri gerektirir. Bu gerilim alanı herhangi bir genel ittifakı oluşturmamak için çalışır.

sssss.jpgTürkiye’de ittifak zemininin kurulması gereken yerlerin kaymış olması, işlevini yerine getirmemesi, düzgün, objektif çalışamaması ve buna bağlı olarak sayılabilecek bir çok eksiklikler, aksaklıklardan dolayı; “Türkiye İttifakı”nın engellenmesi adeta sistematik bir üretime dönüşür. Bu engelleme fabrikaları, sorumluluk açısından Siyaset kurumuna rahmet okutacak boyutta kokuşmuştur: Üniversiteler, Akademiler; toplumsal-siyasal hiçbir soruna, o sorunu ortaya çıkaran siyasal etkenlere-uygulamalara bilimsel müdahale etmemekle kalmayıp, her şeyi siyasetin kendisine havale edip işin içinden sıyrılmaktadır. Siyasetten maddi-manevi paylarını oldukça fazla almakta fakat “diğer işlerle” ilgilenmemektedir. Entelektüeller- Aydınlar; toplumda ve siyasette zaten var olan Çatışma Teorilerini güncellemek, yeniden üretmek, bunları Devlete pazarlamakla meşguller. Bunu başarılı bir biçimde gerçekleştirdikleri oranda aynı şekilde Devletten itibar görmekteler. Cemaatler-Vakıflar-Odalar-Dernekler-STK’lar; Kamplaşmayı en iyi düzeyde gerçekleştirmek üzere biraraya gelmiş, sivil olmaktan çok ‘Görevli’ kodlarla hareket ederek İttifakı baltayan pratik alanı temsil eder. Medya ise; İttifak bozuculuğunda en etkili araç olmayı sürdürüyor. Tüm bunlar kendi aralarında herhangi bir genel ittifaka karşı- amansız kıyasıya bir yarıştalar. Yarıştaki dereceleri; Demokrasiden Uzak-Çok Uzak-En Uzak olacak düzenlenmiş gibidir. Her biri yarışı kazanmak için kendi üzerine düşen görevi hakkıyla yerine getirmeye çalışır. İlişki modeline böyle bakılınca; Siyaset bu yarışta en sonda yer alır ve en “masumu-zayıfı” sayılır.

Özetleyecek Olursak;

Türkiye’de herhangi bir genel İttifakın oluşmaması, bir tesadüf değil sistematik bir üretimin işidir. İttifak düşmanı olabilecek birçok neden gösterilebilir. Burada sayılanlar (Sistemden kaynaklı, Siyasal düşünme biçiminden kaynaklı, siyasal tarihten ve anti-demokratik örgütlenmelerden kaynaklı, Üniversiteler-Akademiler-Cemaatler-Vakıflar-Dernekler-Odalar-STK lar, Entelektüeller-Aydınlar gibi Kurum ve Kuruluş, Kişilerden kaynaklı vb) nedenlerin dışında ilave edilebilecek önemli bir unsur daha vardır: Özellikle genel bir İttifakın-Uzlaşının-Uzlaşımın belirli bir Kültürel refleksin parçası olması. Yani bunlar siyasal bir kültürün, alışkanlığın, doymuşluğun ortaya çıkarıp sunduğu durumlardır. Gündelik hayatın pratiklerinde nefret ve kin etrafında dönenlerin siyasette bir ittifak beklemeleri de ayrıca anlamsızdır ya da hayallerden kurulu büyük bir Ütopyadır.ssssss

Servet KIZILAY

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: