Çizdiğimiz Sınırlar, Zindanlarımızdır

Sena Sultan yazdı…

sınırlar.jpg

Lise ve üniversitedeyken sınırların olmadığı bir dünya hayalini kuran dostlarım vardı. Şimdi büyüdük ve her şey değişti. İnsanlar eskisi gibi hayal kurmamaya başladı ya da kendisi için yaşına uygun olarak belirlenmiş ev alma, araba alma hayallerinden birini seçip, ona sadık kaldı.

Bir sosyoloji dersinde sosyoloğun görevinin toplumu sadece olduğu gibi resmetmek değil, toplumdaki yozlaşmışlıkları deşifre etmek ve yapabilirse bir çözüm üretmek olduğunu söyleyen eleştirel realistlerle tanışmış ve çok heyecanlanmıştım. Demek ki verili dünyayı olduğu gibi kabul etmek onlar için -herkes için- tek seçenek değildi. Mücadele etmek de bir tercihti.

Körler sağırlar olarak birbirimizi ağırladığımız bu dünyaya çizdiğimiz sınırlara kendimizi öyle çok kaptırmış, söylediğimiz yalana kendimizi öylesine inandırmıştık ki birileri çıkıp bize bunun aksini söyleyecek olsa onun gerçeklikle ilişkisinde bir sorun buluyor ve gerçeği göremeyişine acıyorduk. Sorunun bizim gerçekliği inşa etme şeklimizde olabileceğini düşünmüyorduk. 


-“Hiçbir sınırı kabul etmiyoruz ama onlar “bizim” ülkemize geldiler onlar “mülteci”. “Hiçbirimiz ırkçı değiliz” Ama onların da bazıları çok şöyle… Bizim milletimizden de var tabi öyle insanlar ama olsun çok azlar.”

“Yok biz hiç kimseyi yargılamayız ama yine de şöyle yapsalardı.”

İnsan ne zaman doğanın vazgeçilebilir bir parçası olduğunu hatırlayıp evrendeki bütün canlılarla uyum içinde yaşamanın yollarını arayacak? 

Ali Şeriati anlatır; 

“…Bir gün Habil‘in gözü kardeşinin tarlasına ilişmiş. Memnun olmuş. Tarlaya adımını atmış heyecanla Kabil‘e seslenmiş. Bu büyük mucize dolayısıyla kardeşini tebrik etmek istemiş, bir avuç mısır tanesi almak için elini uzatmış [?]

Birden arkasından bir el uzanmış, güçlü ve öfkeli. Bileğini sıkıca tutmuş:

-Bir dakika! Bu toprak parçası “benim”.

– Nasıl yani kardeşim?

-Yani “senin” değil!

-Ben? Sen? Benim? Senin? Var? Yok? Sahip olma? Sahip olmama? İzin? Hak? Yasak?

Bu yeni kelimeleri nereden öğrendin Kabil?

Kardeşim, konuştuğun bu dil neyin nesi?”

Konuştuğunuz bu dil neyin nesi?

sınırlarımız

Sena SULTAN

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: