Muhafazakâr Sol

Aliye Çınar Köysüren yazdı…

mmmmmmmmmBu iki kelime bizde alışılmış anlamda birbirine uzak görünse de, gerçekte aralarında bir ünsiyet vardır… Muhafazakâr sol söylemi esasında Batı’da da mevcuttur. Özellikle Avrupa’da emperyalist baskıcı sağ rejimlere karşı solun kucaklayıcı olması muhafazakârları da sol bünyesine katmıştır. Böylece hem muhafazakâr hem de sol yan yana anılır olmuştur.

Türkiye’deki sol esas itibariyle muhafazakârdır. Çünkü sol, durumların ve inandığı şeylerin değişmesini göze almak istemiyor. Hâlihazırda ‘sol algı’ muhafazakârlığını korumaya devam ederken, ‘sağ’ çizginin baskıcılığa doğru kayması yeni bir yol ayrımını zorunlu kılmaktadır. Son tahlilde hem sol hem sağ, belirli ön kabullere bağlılıklarıyla, yani inanç manzumeleriyle varlık kazanmıştır. Batı Avrupa deneyimini çözümleyen siyaset bilimciler söylemektedir ki, H. Arendt, Statüko, konformizmi koruduğu sürece itaat ve kabulün dozu artar sadece. İdris Küçükömer, bir zamanlar Türkiye’de sağ soldur, sol da sağdır, derken önemli bir saptamada bulunmuştu. Solun daha dogmatik olduğunu, fanatizme ziyâdesiyle pirim verdiğini öne çıkarmak için sarf edilen cümlelerdi bunlar. Muhafazakârlıkla neredeyse aynı bileşenlerde buluşan sağ, şimdilerde Küçükömer’in söylediği sol ile aynı potada buluşmuş durumdadır. Böylece `biz bize benzeriz` sözü konumuz bağlamında anlamını da bulmuştur. Çünkü sağ ve sol, içinin boşalmasıyla ya da farklı yollardan ayni kavşakta buluşabilmelerinden dolayı, kavgalı arkadaş olduklarını görmüş olduk.

Tıpkı sol gibi sağ da sınıfçılığı öne çıkarır gibi görünmektedir. Elbette kendi anlam dünyalarına göre enstrümanları var bu sınıfın. Öyle ki şaşırtıcı bir biçimde beklenmedik kimliklerin bu sınıfa ait görünmek için belirli formatlara girmeleri sağın basbayağı sınıfçılığını teyit etmektedir. Bu sınıfın yeşil sermaye olarak güçlenmesi kuskusuz solun garibanlığa ve emekçiliğe övgüsünden ayrılmaktadır(!) Sosyo-ekonomik bakımdan değişen ve farklı olduklarını -beden dillerinden yaşam biçimlerine kadar- her fırsatta ifşa etmeye çalışan bu yeni damarın sağ muhafazakârlıktan türeyen yeni sol olduğu söylenebilir.

Dindarlık algısının içinin boşalması ya çağın gerisinde kalması ya da şekilciliğe mahkûm olması, düşünen ve ince zevklere sahip kişileri farklı bir çizgiye kaydırdı. Taban ve çevre olarak muhafazakâr olan bu yeni trend de sağdan ayrılmaya meyletmiştir. Onlar, özgürlük talebi ve hukuka dair vurgularıyla muhafazakâr sol çizgiyi zorlamaktadırlar. Hatta erkin muhafazakâr vurgusu ve `yayılımcı muhafazakâr` stratejisi laikliği desteklemelerine de neden olmuştur; bu duruş bile başlı başına sola yaklaşmak anlamına gelmektedir.muhafazakar

Bu yeni sol çizgi, muhafazakârlığın savunma refleksinden memnun değil… Daha gerçekçi olmak istiyor. Muhafazakâr neslin çocukları ve gençleri mağduriyet ve rövanş psikoloisinden uzaktı, bu bir varsayımdı ve nitekim öyle olmadığı anlaşıldı. Yine “aslında biz iyiyiz, ama şu modernlik olmasaydı bakın neler olacaktı…” kompleksi de sol muhafazakârları fazlasıyla rahatsız etmektedir. Muhafazakâr sağın özgün bilgi, rafine ve incelikli bir sanat, dahası bütün benlikler üretemediğini gören vizyon ehli algılar, ezber bozamayan, analitik ve kategorik düşünemeyen yazarlarının da aydın olamayacağını sessizce kabul etti: Kral çıplak diyerek cesaretin iyileştireceğini düşünmektedirler. Elbette burada gizlice gelenek eleştirisinin, cehalete duyulan nefrete yaklaşması da andığımız bu yeni çizginin yol ayrım tabelasını gösterir.

Bu muhafazakâr sol, geleneğin sınırlayıcı kıskacına direnç gösterdikçe, bireysel özgürlükleri seslendirdikçe, liberal bir hava esmektedir. Onların devletçilikle de başı hoş değil… Bu bağlamda devletin neo-liberallik tavrı ile sür’atle özelleştirmeye destek olarak, devletçilikten uzaklaşmasını da desteklemektedirler. Dahası bu yeni dalga, aynı zamanda tipik sol olarak sosyal devlet projesini desteklemektedir. Bu muhafazakâr sol, geleneğin sınırlayıcı kıskacına direnç gösterdikçe, bireysel özgürlükleri seslendirdikçe, liberal bir hava esmektedir. Onların devletçilikle de başı hoş değil…

Ancak isimlendirme kadar tavır olarak da kendi içinde bir gerilimi saklamaktadır muhafazakâr sol… Çünkü muhafazakârlıktan uzaklaşmış gibi görünse de, Kemalizm bekçiliği yapan sol ile arasına mesafe koymak istemektedir. Öte yandan sağdan uzaklaşırken; sosyal demokrat ve özgürlük arayışıyla sola daha yakın durmakta. Liberallikle ara sıra flört edip kaçmakta; çünkü geleneksel ve muhafazakâr damarı kızdırınca, “aslını saklayanın” kültürde hayırla yâd edilmediği hatırlanmakta. Sonuç olarak her sınırda duranın risk alması gibi, bu durumu göğüslemiş durumdadır muhafazakâr sol. Ancak sınırı zorlayarak da kendi gücünü deneyimleme fırsatı yakalamaktadır.

Esasında bu muhafazakar sol, bir terkip olarak dünyadaki özellikle Avrupa’daki sol’a daha yakındır… Bu da göstermektedir ki bizde sağ statükoya yaklaştıkça, ki sol zaten öyleydi, hem köklerden kopmayan hem de daha liberal bir oluşum arayışı zuhur etti ki, bu bize `muhafazakâr sol` gibi görünmektedir. Dahası bu muhafazakâr sol, kendi içine kapalı kalan muhafazakâr çepere direnç gösterirken, kendilerine yabancılaşan sola da kökleri göstermektedir. Dahası muhafazakârlığı sadece taşralılıkla ilintilendirmeye itiraz olduğu gibi, aslıyla da kavgalı olmaya gerek olmayacağına dair bir orta yoldur, muhafazakâr sol trend.muhafAliye Çınar KÖYSÜREN

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: