Alman Siyasetinin Kalbi, Unkel-II

Alaattin Diker yazdı…IMG-20190504-WA0018Unkel, renkli Ren kasabalarından biri. Ahşap evleri ve küçük üzüm bağları ile ünlü olan bu kasabada eski Almanya Başbakanı Willy Brandt, politikaya veda ettikten sonra, 1979’dan 1992’de ölümüne kadar yaşadı. İkinci eşi, ilk eşinden çocuklara miras kalmasın diyerek oturdukları evi sattığı için Unkel Belediyesi eski belediye binasında Brandt‘ın çalışma odasını yeniden yapılandırmış. Aynı koyu kahverengi deri koltuklar, çalışma masası ve duvar kağıdı kullanılmış odada. Johannes Mario Simmel ve Hildegard Knef‘in kitapları arkasında sıralanmış duruyorlar. Duvara ikinci eşi Brigitte‘ye bir gül verirken çekilmiş bir fotoğrafı asılı.

İlk şansölye Konrad Adenauer ise malikanesini az ilerdeki Rhöndorf köyüne inşa etmiş. Yarı ahşap, gevrek ve ütülenmiş gibi duran evleriyle Rhöndorf‘u gören herkes, Bonn Cumhuriyeti‘ni daha iyi anlar. Küçük… Hoş… Sığ… 1949’dan 1969 yılına kadar hergün özel şöfürü Konrad Adenauer‘ı başkent Bonn‘a taşır. Tabii ki, yöre insanı Adenauer, II.Dünya Savaşı’ndan sonra Bonn‘u başkent seçtirmek için çok uğraş verdi. Paris, iki saatlik bir yolculuktan sonra ulaşılabilecek bir şehirdi onun için. Üstelik buranın havası seyyah Alexander von Humboldt’un deyişiyle  Akdeniz’i aratmıyordu.

IMG-20190504-WA0058Adenauer‘ın yeni malikanesi 600 metrekare büyüklüğündedir. Muhit ise tam bir burjuvazi ortamı. İkinci karısı Gussi, 1948’de öldüğü için Adenauer Başbakanlık döneminde bekârdı. Villayı sadece birkaç çalışanı ile paylaştı. Böylesi durumlarda Almanlar çok meraklıdır. Değirmenin suyu nereden geliyor, diye çekinmeden sorarlar. Bu evin nasıl alındığını siz sormadan rehber anlatıyor. Naziler tarafından Köln Belediye Başkanlığı‘ndan uzaklaştırılan Adenauer aylık maaşını işletmiş ve Nazilere rağmen davayı gerçekten kazanmış. Avukat Adenauer sert mizaçlı ama girişimci bir kimseydi. Mimar kayınbiraderi sayesinde malikaneyi ucuza inşa ettirir! Adenauer‘ın ömrü boyunca hiç televizyonu olmadı. Seçim sonuçlarını parti merkezinden telefonla alırdı ve her zaman seçimi kazanırdı.

Bonn şehrinin başkent olduğu yıllarda her yıl 120.000’e yakın ziyaretçinin bu evi ziyaret ettiği söyleniyor. Bugün bu rakam oldukça azalmış. Ancak halkın doğaya, özellikle Siebengebirge Dağı‘na ilgisi hızla artmış. 321 metre yükseklikteki Ejderha Tepesi‘ne trenle çıkmak mümkün. Bu demiryolu yılda 40 milyon turisti yukarı taşıyor.  En tepeden aşağıya  doğru baktığımızda güneş ışığında parıldayan Ren uzanıyor. Sisler yukarı doğru çekildiğinde ve ağaçlarla kaplı adalar pusdan kurtulunca, neden Alman Romantizm cereyanının buralarda doğduğunu hemen anlarsınız.

IMG-20190504-WA0017
Willy Brandt ve Ailesi

Adenauer‘dan sonra şansölye seçilen Willy Brandt‘ın en son yaşadığı Unkel kasabası da Ren Nehri‘nin kıyısında ve en az Rhöndorf kadar sevimli. Adenauer, 1936-1937 yıllarında bir süre Unkel‘de yaşamıştı. Yalnızca o mu? Ünlü düşünür Schopenhauer‘ın annesi de  zenginlikten yoksulluğa düşünce; buradaki dini vakfa sığınmış. Civardaki tarikat ve cemaatleri öğrendikçe, dinin aslında vicdan ve ahlak davası olduğunu kavrıyorsunuz. 1871’den itibaren politika ile ilgilenmesi yasaklanan Kilise kendini tamamen hayır işlerine adamış. Dini kuruluşlar da iyilikte yarış eder olmuş!

Ren iklimi, değişken haliyle Alman ruhunu hem okşuyor hem de uyarıyor. Örneğin Unkel‘de Kırmızı Yanak olarak bilinen şifalı meysu icat edilmiş, Rhöndorf‘ta Penaten kremi. Willy Brandt Anıtı ile Willy Brandt Forumu sanatçı ve yazarlar tarafından finanse edilen özel bir vakıf. Giriş ücreti alınıyor. Halbuki Rhöndorf’daki Adenauer Evi‘ne giriş ücretsiz, zira devlet desteği alıyorlar. Adenauerhaus‘un mirasçıları evi devlete hibe ederken, Willy Brandt‘ın dul eşi evi zengin bir bankere satmış. Elbette bunlar tesadüf olabilir, ancak Unkel‘de sorduğunuz herkes  Brandt‘ın son eşi Brigitte Seebacher hakkında hiçte olumlu şeyler konuşmuyor.

Sosyalist Enternasyonal’ın kurucusu Brandt istisnai bir kişilikti. Nazilere karşı direnişin sembol ismi omuştu savaş yıllarında. Norveç ve İsveç’te sürgünde yaşadığı sırada, sosyal demokrasi fikriyle tanıştı ve  onu yürekten benimsedi. 1961 seçimlerinde 47 yaşında iken 85 yaşındaki Şansölye Konrad Adenauer’ın karşısına çıktı. Ancak Brandt, 1969 yılındaki üçüncü teşebbüsde seçimi kazandı ve hükümeti kurdu. Soğuk Savaşın tam ortasında “yakınlaşarak değişmek” ilkesi uyarınca Doğu ve Batı Blokları arasında ilk siyasi yumuşamayı sağladı. Ki bu girişim ona 1971 Nobel Barış Ödülü’nü getirmiştir. Ayrıca ilk nesil Türklerden kime sorarsanız sorun onu sevgi ve saygıyla anacaktır…

Brandt, bir danışmanının Doğu Almanya casusu çıkması nedeniyle Başbakanlık görevinden ayrılmak zorunda kaldı.(1974) Fakat Brandt, SPD lideri olarak kabul gören dünya çapında tanınmış bir politikacıydı ve Afrika Komisyonu‘nun başına geçerek Uluslar arası siyasete devam etti. Özellikle Batı ve Afrika ülkeleri arasında ticari ilişkileri geliştirmeye çalıştı ve günümüz göç hareketlerini çok erken öngördü. 1987 yılına dek Sosyalist Enternasyonal (SI) başkanlığını yürüttü. Bu kuruluştaki arkadaşları François Mitterand, Bruno Kreisky, Olof Palme ve Yitzhak Rabin gibi çok önemli isimlerdi. Bugün Almanya, Fransa, Avusturya veya İsveç Sosyal Demokrat Partilerinin liderlerinin isimlerini kimse bilmez.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Alaattin DİKER

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s