Kuş Sıçırtan Şeyh

Mustafa Everdi yazdı…

fatih ist.jpg
Fatih/İstanbul

İstanbul Fatih’te büyüdüm. Dergâh evim olmuştu. Yemekhanesinde bulaşık yıkamakla başladım seyri süluka. Şeyhimin kerametlerini coşkuyla anlatan halim dinleyici sayısını gün gün artırdı. Artık beni dinlemek için can atan hayran kitlem bile vardı.

Her yerde olduğu gibi çekememezlik burada da geçerli. Dergâh içinde korsan tekke açtığım dedikodusu yayıldı zamanla. Susmakla konuşmak arasında bir karara varamadım. İlahi bir işaret olursa konuşmaya devam edeceğim.

Şeyhin sadık bir bendesi, hayran kitlem beni dinlemek için çevreme doluştuğu bir gün, ‘ayaksın, baş olmak istiyorsun’. ‘Bu dergâh sana bile tahammül ediyor’ deyince  çok zoruma gitti. Hüzne düştüm. ‘Ha bire konuşuyorsun, ne bir hikmet ne keramet var sende!’  diye ezdikçe ezdi beni. İnsan-ı kâmilin yüzünde meymenet, dilinde hikmet halinde kerâmet olmalı. Sen ancak Yeni Cami güvercini olabilirsin. Yem atarlarsa ötüşür, karnın doyunca kanat çırparsın, diye sürdükçe sürdü azarları. O kadar ağır geldi ki nefsime ‘Tepene kuş sıçsın!’ diye ünledim. Her ne hikmetse o anda bir güvercin pisledi kafasına. Sanki doğuştan keldi. Şap diye bir ses çıktı tepesinden. Güvercin kimyası bir simya gibi alnına doğru aktı.

Zaten hayrandı çevremdekiler. İçlerindeki öfke seli kuş pisliği olarak sıvamıştı zalimi. Benim gibi garibin de bir sahibi, Ebabil olmasa da hakka râm olan güvercinleri vardı. Bu tesadüfü kerâmetim saydılar. Anında görüntü diye.

Kuş sıçırtan şeyh diye namım aldı yürüdü. Her duyan beni görmek için akın etti ülkenin her bir yanından. Zamanla ben de inandım keramet ehli olduğuma.


Allah gecinden versin, şeyhe bir şey olursa yerine geçmem gerektiğine bile inanmaya başladım. Hayranlarım da besledi bu düşünceyi.

Kerâmetime vasıta olan Yeni Camii’de kılacaktım artık Cuma namazlarını. Yeni bir devir başlayacaksa, yeni bir şeyh olacaksam Yeni Camii iyi bir adres olabilirdi. Her ne kadar eski, Osmanlı’dan kalan bir cami olsa da.

Artık kendimde bir şeyler vehmetme ifsadına kapıldım. Tasarrufum olmalıydı insanların gönlünde. Her dara düşene güzel bir söz bulmalıyım diye hikmetli sözleri ezberliyordum.

O Cuma içimde bir taşkınlık vardı. Allah’ım dedim, bugün bende bir hal zuhur edecek. Mesih olmasa, Mehdi denmese de insanlığın beklediği bir cümle ilham edilecek. Göklerden bir beklenti içindeyim.

İhlasla bütün azalarımı ovarak abdest aldım. Ceketimi giyip camiye yöneldim. Miraca çıkmak üzereyim. Öyle bir hal üzerimde. İlk basamağa adımımı atmıştım ki. Lanet bir martı, boğazın bütün balıklarını hazmetmiş, boşaltımı tam benim tepemde icraya soyunmuş. Sanki bir varil pislik aktı tepeme. Sonra alnıma yüzüme sızmaya durdu. Yoğurt değil ki alnımın akıyla çıktım bu işten desem.

O hırsla yüz geri dönüp Eminönü kalabalığına karıştım. Şadırvanda yıkamak bile gelmedi aklıma. Kurudukça gerildi saçlarım. Yüzüm lanet kuşun abdesthanesi gibi kokmaya başladı. Gökyüzüne baktım. İçlendim önce. Ağlayacaktım az kalsın. Sonra bir öfkeyle;

Beklediğim işaret bu değildi, diye haykırdım.

Kılmıyorum işte namazını da.

şeyhhhh

Mustafa EVERDİ

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s