İman Ve İslam’ı Yeniden Düşünmek

Muaz Ergü yazdı…

IMG-20190518-WA0021

Ahmet Özcan son dönem İslamcı camianın önemli zihinlerinden biri. Bugün herkesin bir yerlere dağıldığı, ortalıkta kimselerin kalmadığı bir dönemde bir camiadan bahsetmek ya da İslamcı camia kavramı ne kadar anlam ifade eder onu da bilmiyorum ama yazımıza böyle giriş yaptık. Özcan‘ın kendine özgü akıcı, lirik üslubu, çok yönlü okuma serüveni, dindar/muhafazakâr oluşumları yakından tanıyor olması Onu öne çıkaran özelliklerinden. Birbirinde önemli dergiler dergiler çıkardı. Kitaplar yazdı… Uzunca bir zamandır ortalarda gözükmüyordu. Şimdi üç kitapla birlikte göründü. İman ve İslam, Tevhid Adalet Özgürlük, Devlet Millet SiyasetYeniden Düşünmek ana başlığı altında yayınlanan üç kitapta önemli tespitler, teklifler ve eleştiriler barındırıyor. Kitaplardaki yazılara topyekûn Müslümanlar olarak yaşadığımız sıkıntılara ve bu sıkıntıların kaynaklarına ve çözümüne dair vicdanlı, Müslüman bir yüreğin sesli düşünmesi, değinisi olarak bakabiliriz.

Özcan, mevzulara içeriden bakıyor. Kategorize etmeden, ayrıştırmadan, Müslümanların iyiliği ve daha güzel yaşaması dışında herhangi bir maslahat gözetmeden, bir camianın, çevrenin sancaktarlığını yapmadan söylüyor, ne söyleyecekse. Söyledikleri çoğu zaman okuyanı, dinleyeni kızdırabilir. Özellikle yaşadığı hayata hayal âleminden bakan, şıhını, şeyhini putlaştıran, paranın ve mevkiinin esiri olmuş insanlar kızabilir. Bizle uzun zamanlardan beri gerçeği görmek, kabullenmek ve bunun karşısında bir paradigma belirlemek yerine kendini rüzgâra kaptıran bir yaprak gibi savrulup duruyoruz. Düşman olduğumuz ve sevdiğimizi gerçekten bilmiyoruz. Neye inanıyoruz, neye inanmamız gerekiyor farkında değiliz. Nedense hep karşı olduklarımız, düşman olduklarımız aslında bizim içimizde. Biz farkına bile varmadan düşman olduklarımıza benzemişiz. İmanımızın lezzeti yok. Teslimiyetimizin görkemi…

Özcan’ın İman ve İslam kitabı bir İlmihal kitabı tadında. Özellikle ilk bölüm. Kitap iki bölümden oluşuyor. İmanın ve İslam’ın şartları, Eski sorulara yeni cevaplar… Birinci bölümde İman ve İslam’ın temel ögeleri ile ilgili mevzu ve meseleler karmaşıklaştırılmadan, düşünen zihinlerin kolayca anlayabileceği bir üslupla anlatılıyor. Kitabın üslubunda en göze çarpan şey yobaz, bağnaz, öfkeli, dışlayıcı bir dilin olmaması. Siyasi ve konjonktürel ideolojik düşüncelerin ayrıştırdığı birbirine düşman kıldığı birimler yeniden tarihin ve dini düşüncenin süzgecinden geçiriliyor. Hakikat arayışının herhangi bir grubun, zümrenin tekelinde olmadığı, İslâm’ın akletmeyi sorgulamayı, düşünmeyi öneren bir din olması hasebiyle ata, dede dinini sorgulattığı ve insanları sahih, samimi inanmaya çağırdığı belirtiliyor. Şüphe de arayış da imanın parçasıdır. Kendini cemaatin, camianın ya da içine doğduğun toplumun anlayışının içine atıp onları sorgusuz kabul etmek din değil. İnanmak hiç değil…

İman ve İslam kitabı yaşamın zorluklarına karşı dayanma ve moral kaynağı olan, daha iyi yaşamanın yollarını öğütleyen dinin bugün ne yazık ki hayatı zorlaştıran, insanları umutsuzlaştıran, bağlılarını birer zombi haline getirerek canlı bombaya dönüştüren yapıya nasıl ve ne şekilde evrildiğini, bunu kimlerin ne tarzda yaptığını soruyor. Bunun izini sürüyor. İlk ortaya çıkışı gayet insani ve zulme isyan olan, peygamberlerin, velilerin yoksullarla en büyük devrimleri gerçekleştirdiği din bugün neden insanlığı kapatan, kendi içine gömen ve orada yok eden bir mekanizma oldu? İşte bunların düşünülmesi isteniyor. Kitap İslam’a, güncel mevzulara, temel hükümlere dair görüş, düşünce, soru ve bu sorulara verilen kişisel yanıtlardan müteşekkil. Aynı zamanda tarihi ve ya da coğrafi şartlara sıkıştırılmış bir İslam düşüncesi yerine bunları da içeren bunların bir fazlası olacak ve bizlere yeni bir perspektif kazandıracak bir yürüyüşün ilk adımı olarak da görülebilir.

IMG_20160729_215213

Ahmet Özcan kitapta Din, Allah, Melek, kitap, peygamber gibi kavramların tarihsel işlevlerini, etimolojik anlamlarını, farklı kültürlerdeki izdüşümlerini de araştırmış. Allah’a İman makalesinde: “Allah kelimesi, ilah kelimesinin tam halidir.İlah, yaratan, yöneten yüce varlıktır. Kökeni El’dir. El, Akadça’dır. Sümer metinlerinde yaratıcı baş tanrı olarak geçen Ea, An, Anu, En kelimelerinden türetildiği söylenebilir. Yunanca telaffuzu İo’dur. Zeus, İo’nun Grekçe ağzıyla telaffuzudur. Tevrat’ta bu kelime Elohim olarak geçer. Hepsi, Türkçe olarak ifade edersek, en yüce, baş tanrı demektir. Arapça orijinal telaffuzu Ellah’dır. Kur’an’da Ellah olarak kullanılır. Türkçe telaffuzu Allah’tır.” “Allah, işte insanlık adına, adalet, iyilik, doğruluk adına bu zalim dünya düzenine isyanın adıdır.” diyor.

Kitapta inancın bireyselliğine dikkat çekiliyor. Müslüman bir topluma doğmamız sağlık, sahih bir iman kazanacağımız anlamına gelmez. Sorgulamak ve bireysel olarak kabul ya da reddetmektir asli olan. İmanın Şartları, Cennet Cehennem Tasavvuru, Yargı/Hesap Günü Şuuru, Ahlak, Cihad, Din Bir Amaç mıdır, Araç mıdır?, İslam Çağımıza Yanıt Verebilir mi?, İslam, Arap Dini midir?, Büyü Sihir, Cevabı Hangi İslam Verecek gibi birbirinden önemi mevzular işleniyor.

Özcan’ın da kitabında dile getirdiği gibi modern dönemlerde tanrı yerine akıl, din yerine bilim, tanrını kutsal soyu yerine ulus-millet, tanrını çocukları yerine devlet, lider, tanrı buyruğu yerine bilimsel yasalar, anayasa, piyasa kanunları geçmiş durumda. Yani insanlık durumu aslında aynı formun hayat geçirilmesinden ibaret. İlk insandan bu tarafa aynı paradigma ama zaman ve mekâna göre şekil değiştiriyor. Öz aynı… Paralel metafizik bir dünya oluşturuluyor. Burası somut maddi yasaların soyutlaştırılması. İnsanın hayalleri, özlemleri, korkuları, çaresizliği… Somut olan soyut mucizevi varlıklara dönüşüyor. İşte Peygamberler, âlimler, önderler buradaki durumun egemen, zalim güçler tarafından kullanılmasını engelleyerek, işleyişi doğru yola sokmak için mücadele ediyorlar.

Peygamberlerin gayet sade bir hayatları var. Halkın içindeler… Güvenilir kişiler. Böyle hayatları olan peygamberleri ulaşılamaz, insan üstü varlıklar gibi sunan din bezirganları, din tüccarları, kılcı tüycü şeyhler kendi durumlarını meşrulaştırarak her türlü zulme, insan iktidarına, baskıya başkaldırı olan dini ehlileştiriyorlar. Kendi tembelliklerine, kendilerini insanüstü varlık olarak lanse etmelerine kılıf buluyorlar. Peygamberler ne servet ne iktidar ne silah ne de ordu peşindeydiler. Onların en büyük silahı sözleriydi. Dosdoğru sözleri…  Sözün gücü…

Ahmet Özcan: “Hz. Peygamber; “Âlimler peygamberlerin varisleridir” hadisiyle, toplumlara doğru yol gösteren bilge kişilerin de nübüvvet misyonuna sahip olduğunu işaret etmiştir. Bu çerçevede bir çok âlim, Sokrates, Platon, Aristo, Pisagor, Konfüçyüs gibi filozofları da Nebi kategorisinde anmışlardır. Yine insanlara yol gösteren, iyiliği öğütleyen, veli, evliya, şeyh, pir, kam olarak tanımlanan dürüst ve iyi insanlar da nebevi misyonla anılmışlardır.”

Yeniden Düşünmek ana başlığı altında yayınlanan İman ve İslam birbirinden önemli mevzuları ele alıyor. Okuyucunun itiraz edebileceği birçok noktalar olacaktır. Yazar bir cesaret örneği sergileyerek bu itiraz noktalarını gündeme getiriyor. Umarız dikkatle okunur; yeni bir tartışma başlar ve doğruyu hep birlikte buluruz. Ne diyordu Ali Şeriati: “Okuyun, okuyun… Çünkü mürekkebin akmadığı yerde kan akıyor.”

thumbnail_IMG-20190518-WA0020

Muaz ERGÜ

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s