Fotoğraf Okumaları/Foto Terapi

Sacit Türker yazdı…

s844040232614509840_p3_i1_w600.jpeg

İyi fotoğraf böyle bir şeydir işte…

İki farklı dünyayı tek doğal çerçeve içerisine ustalıkla yerleştirir; buğulu ve sisli camın arkasındaki meçhul melek yüzlerden taşan o saf ve masum bakışları taa insanların gönüllerine kadar aynalar ve gölgeler vasıtasıyla sessizce ve kırıp dökmeden taşırsınız. Sanata dönüşen fotoğraf karesi böylece zevk, heyecan ve imrenme duyguları ile kendini her milletten insana seyrettirir. Çünkü, anlatacak iyi bir hikâyeniz varsa sizi dinleyecek en az bir kişi bulunur daima…

56681290_2556985694528424_1331200438808084480_n

images

Anadolu yakasında oturup da yolu buradan geçenler mutlaka görmüşlerdir. Sahile inişte Üsküdar meydanına bir kaç adım kala Horhor Durağına varmadan sağ taraftaki türbeli camii bahçesinde küçük bir kabristan ve buna bitişik bir de çeşme var. Yıllardır dikkatimi çekmiştir. Haftanın her günü sabahları bu bahsi geçen çeşmenin yalak taşında iğreti ve hemen kalkıp gidecekmiş gibi hazırlıklı bir şekilde oturan narin yapılı, dalgın ve düşünceli yaşlıca bir teyzenin serencamıdır merak edip sizinle de paylaşmak istediğim…

Evvela bahse konu garip ve sırlı kahramanımızın temiz giyimli oluşu, tek noktada sabitlediği bakışları ve müstağni duruşuyla alışılagelmiş dilencilerden biri olmadığını söyleyebilirim. Peki o hâlde bu kadıncağız kimdir acaba!? Bıkmadan ve ısrarla aynı saat ve aynı mekânda öyleyce kabristan duvarına ilişmiş kuru bir çeşme taşında oturup kimi, neyi veya hangi haberi beklemektedir!?

Bu sorularla birlikte özellikle yanından ayırmadığı büyükçe bir bavulun anlamı ve gizemi ile ilgili Eminönü vapurunda Boğaz boyunca ne çok senaryolar ve kurgular biriktirdim kafamda… Terk edilmiş talihsiz bir eş, sevgisine karşılık verilmemiş bir kız, ‘burada bekle işleri bir yoluna koyup gelip seni de alacak ve gurbet diyarlarda daha mutlu bir hayat süreceğiz’ diyerek söz verilen bir kadın, evladı ve gelini tarafından istenmeyip de sokağa atılan çilekeş bir anne, sevdiği kimsenin ölümüne ve ayrılığına bir türlü inanamayan ve ‘bir gün döner elbet’ diyerek bu ümitle bekleyen sabır ağacı bir insan. Ya da bütün varlığını bir bavula sığdırmış ve her sabah büyük yolculuğa hazırlanmış olarak ölüm meleğini beklemekte olan bir yolcu.

Kırık bir kalp, mahzun bir gönül, dertli bir sine, nazenin bir can, tövbekar bir ruh… Cesaret bulup yanına bi yaklaşsam. Selam versem, yancağzına otursam. Hal-hatır sorsam. Anlatır mı hikâyesini, döker mi içini acep. Konuşsa dinlesem, dinlesem konuşsa…

60524477_2396168417089425_7116496750587674624_n.jpg

Sacit TÜRKER

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: