Ve Diri Diri Topluma Gömülen Kadına Sorulduğunda…

Sevim Korkmaz yazdı…

kadın

Peygamber zamanında eşinden ayrılmış mağdur kadınlar yoktu. Çünkü boşanan kadın iddet bekledikten sonra başka bir erkekle nikahlanırdı genellikle. Nikah bir yerde sosyal güvence gibiydi. Çokeşlilik hâkimdi. Dolayısıyla kimsesiz, düşkün, karnını doyurmak için bedenini satmak zorunda kalan kadınlar yoktu. Gelelim günümüze, boşanan ve bir işi olan yada ailesi zengin kadınlar için sorun yok. Ama işsiz, ailesi fakir kadınlar hele bir de anne ise erkekler tarafından evlilik için tercih edilmezler genellikle. Çocuğu varsa ve küçükse ayrılmak istemez hiçbir anne evladından. Yeni bir düzen kurana dek desteğe ihtiyacı vardır. Nafaka da bu yüzden gerekli görülmüştür kadın ve çocukları için. Mevcut yasal düzenlemeler bu şekilde. Bu uygulamaları İslama uygun bulmayanlara göre, olması gerekenler şöyledir:

-Nafaka iddet müddetincedir. Bu süre bitince kadın evlenemezse ailesi bakmalı ailesi bakamıyorsa, kimsesi yoksa devlet sorumludur bu kadınlardan.

-Çocuklara gelince, çocuk 7 yaşına kadar annede kalabilir, babası nafaka öder çocuğu için, 7 yaşından sonra babanın yanında kalmalıdır. Çünkü çocuk kimin beşiğinde doğduysa onundur, neseb babaya aittir, velayet de babanındır.

kadın cina

-Mal rejimi ayrılığı esastır. Ayrılırken evlilikte edinilmiş mallar ortak değildir. Herkes kendi birikimini kendi alır. Şimdi gelin hep beraber düşünelim: 15 yıllık bir evlilik bitti diyelim. 2 çocuk var. Kadın ev hanımı. Kadın iddet müddetince nafaka alır. Kadın çocukların velayetini 7 yaşına kadar alır. Kadın ev hanımı olduğu için geliri yoktur. Bu yüzden erkeğin edindiği mala ortak değildir. 15 yıl evli kalmış, ev hanımı olduğu için maddî birikimi yok, imam nikahı kıyılırken tespit edilen mihri verip vermemek eşinin vicdanına bırakılmış, iddet müddetince nafaka alan, çocuklarını 7 yaşına kadar yanında tutabilen, ailesinin yada devletin korumasına bırakılmış bir kadın… Bu anlayışı sizce Allah bir kadına reva görür mü? Böyle bir anlayış kadınları feminizme götürmez mi?

600 yıl İslamla yönetilmiş bu coğrafya son 100 yılda bu hale neden ve nasıl geldi? Bunda biz Müslüman zihniyetin rolünü, eksikliğini konuşmaz suçu külliyen batıya, feminizme atarsak sorunlar çözülmez. Nitekim çözülmüyor da… 2011’de kabul edilen İstanbul Sözleşmesi öncesi kadın cinayetleri rakamları şöyle: 2003’te 83, 2005’te 164, 2005’te 317, 2006’da 663, 2007’de 1011 ve 2008’de 806. Eğer bu süreçte biz Diyanetiyle, Sivil Toplum Kuruluşlarımızla, ilahiyâtçı İslâm Hukukçularımızla, şimdi olduğu gibi susmasaydık; ömür boyu nafakaya verilen tepkinin yarısını gösterseydik İstanbul Sözleşmesine, 6284’e mahkûm edilmezdik.

Kadın beyanı esas olmuş ne ki… Nafaka süresizmiş, ne ki… Bu ülkede, genelevde çalışmak için vesika bekleyen 40 bin kadın var. Bu ülkede son 15 yılda erkekler tarafından öldürülen 6244 kadın var. Ve bu ülkede gündeme gelen birinci konu: Nafaka. Ömür boyu nafaka elbette zulüm. Kanun değişikliği olmalı. Ama ömür boyu nafaka kadar giden 6244 ömür için hiç bir şey yapılmıyor, yapılması nafaka kadar gündeme gelmiyorsa… Vesikalı çalışan, her gün diri diri gömdüğümüz kadınlar gündeme gelmiyorsa… Şu güne hazırlanın ey müslümanlar! “Ve izel mevûdetü suilet Bi eyyi zenbin gutilet” ” Ve diri diri topluma gömülen kadına hangi suçtan dolayı gömüldüğü sorulduğunda…”

kadınnn

Sevim KORKMAZ

2 Comments on “Ve Diri Diri Topluma Gömülen Kadına Sorulduğunda…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: