Yegâne İktidar Allah’tır

Erdal Çakır yazdı…

allah.jpg

Değişmez ve değiştirilemeyecek hakikat budur. 

Tarafı olduğumuz, gönül verdiğimiz, o olsun, hep o olsun diye içimiz titreyerek baktığımız, gözettiğimiz, geleceğimizi onda gördüğümüz dünyevi iktidar veya iktidarların değişmesi, izzetin hepsini kendisinde toplayan Allah’ın iktidarında bir değişikliğe, çöküşe neden olur mu?

Şu soruyu lütfen en samimi en içten bir yüreklilikle kendimize soralım:

Değişmesinden endişe ettiğimiz hatta korktuğumuz iktidar(lar)ın zeval bulması ihtimaliyle öne çıkan kaygılarımız nelerdir: Sıralamayı dürüst ve cesurca yapalım.

Read more

Jürgen Habermas ve Modernite

Mustafa Küçükhüseyinoğlu yazdı…

hhhhh.jpg

Benim için Jacques Derrida zamanımızın en etkileyici ve
dahiyane filozofudur; Jürgen Habermas ise sosyal açıdan en
faydalı olanı, bu demek sosyal demokratik siyaset için en fazla
çaba harcayanı.

I see Jacques Derrida as the most intriguing and ingenious
of contemporary philosophers, and Jürgen Habermas as the
most socially usefull – the one who does the most for social
democratic politics.
Richard Rorty

Dünyaya/dünyayı akılla/akıllı bakana/göreni, dünya da
akılla/akıllı bakar/görür.

Wer die Welt vernünftig ansieht, den sieht auch sie vernünftig
an.
Friedrich Hegel

Uçurumun içine uzun uzun bakarsan eğer, uçurum da [uzun
uzun] senin içine bakar.

Und wenn du lange in einen Abgrund blickst, blickt der
Abgrund auch in dich hinein.
Friedrich Nietzsche

Read more

Pazar Sohbetleri: Almanların Ortaçağ’a Yolculukları…

Alaattin Diker Almanların Ortaçağ Şenlikleri adıyla düzenledikleri Ortaçağ yolculuklarını anlattı. 
IMG-20190629-WA0030
İkibinli yıllara girerken Almanya’da yeni bir ‘trend’ baş gösterdi. Özellikle Rhein nehri boyunca sıralanan ve hâlâ ayakta duran şatolarda ‘Ortaçağ Şenlikleri’ düzenlemeye başladı Almanlar. Günümüzde yaklaşık 1000’e yakın ‘Ortaçağ Şenliği’ veya “Ortaçağ Festivali” düzenlendiği söyleniyor.

Aslında bu kutlamaların ilk örneklerine 18. yüzyılda rastlıyoruz. Alman romantizminin doğuşuyla birlikte Rhein Nehri kıyısındaki şatolar, saraylar ve kaleler kıymete biniyor. Ancak bu ilgiyi tarihçiler ‘nostalji’ olarak niteliyorlar. Peki, dilimize de geçen bu kavram ne ifade etmektedir? Önce bu kavram etrafında biraz gezinelim…

Read more

Sen, Sahici Misin Bebeğim?

Yasemin Kapusuz yazdı…

barbie.jpg

Sana hiç hâlini hatırını soran oldu mı şimdiye kadar Barbi Bebek? Halin nicedir? Seni pek yakından tanımıyorum. Oğullarım da biImiyor seni. Eğer seni bilselerdi, sana, “Mutlu ol, mutlu oI, taam mı” derler miydi? “Seni bi sevcem, sevcem” deyip öpüp koklarlar mıydı? Kızım var benim, cennet bebeği. O da tanımadı seni. Sahi Barbi! Sen cenneti bilir misin? Sana samimi, sımsıcak, cennet evIerden, mutIu masallar, yaşanmış hikayeler anlatmak isterim. Dinler misin beni?

Benim yüzlerce bebeğim oldu, biliyor musun? Tanıştın mı onlarla? Kırmızı püsküllü, sarı püsküllü, şişman, uzun, kambur… Anne, baba, nine, teyze olabiIen mısır bebeklerim. Ayrıca onlarla kardeş, arkadaş olan, yastıktan, minderden, seccadeden yapılma bez bebekler… Kâğıtlardan, mukavvadan, ağaçtan yapılma kukla bebekler…

Read more

Kar Çölü

Chao Tica yazdı…

kıi.jpg

Ellerimi cebimden çıkartamadığım için kapıya omzumla yüklendim. Dirseklerim donmuş, parmaklarımdan umudu kesmiştim. Ağaç kapının zayıf parçaları etrafa saçıldı. Koridoru geçerek sıcaklığın yoğunlaştığı odaya girdim, sobanın başına gittim ve biraz olsun ısınmayı bekledim. Ellerimi, gövdesine doğru yaklaştırdığım sobanın, tavana doğru eğreti bir biçimsizlikle uzanan kızılkor borusuna uzattım. İçeri girerken üzerimden dökülen kar öbekleri çoktan erimiş, küçük su birikintilerinden sessizlik yansıyordu.

Read more

Ankara’nın Parıltılı Semti Çukurambar

Rahmi Kızıltoprak yazdı…
cukurambar1.jpg
Eskinin kuş uçmaz kervan geçmez gecekondu dutluğu, şimdinin allanıp pullanarak söylenen semti “Çukurambar”.

 

Plazalar, gökdelenler, rezidanslar, apartumanlar, bistrolar, cafeler, restoranlar… Semaya meydan okuyan son teknoloji binalar ve yeme-içme namına ün salıp şan veren mekânlar.

Gökyüzüne huzme ışıkları ile Los Angeles’da, caddesi ile Şanzelize’de, gökdelenleri ile Manhattan’da, trafiği ile Şangay’da ve Başyazıcıoğlu/Firdevs Camileri ile kendinizi Medine’de hissedebilirsiniz.

Hem şarkıye hem garbiye ikisinin ortasında Turkish atmosferiyle anlayacağınız her şeyin hepsi bir arada.

Read more

Şiir Öldü Mü? Katili Roman Mı?

Rahmi Şeyhoğlu yazdı...

şiir.jpeg

Roman yaşamaktır. Şiir hissetmek… Roman dünyadır, şiir daha çok öbür âlemler… Roman akıldır, kurgudur. Şiir histir, ruhtur. Romanın vatanı batıdır. Her şeyi tanımlamak ve açıklamak gayreti, dünyayı kuşatmak hevesi edebiyatta roman olarak 16.yüzyılda tezahür etmiştir. Bizde ilk romanlar 19.yüzyılda. Batının şiiri, doğunun şiirine yaklaşamaz bile. Şark histir, akıldışılıktır, akılüstülüktür. Garp, dünyayı akıllıca yaşamak peşinde koşarken, şark şiir gibi bir hayatı düşler. Gördüğünü tanımlamak yerine, süslemek ve onu yeniden şekillendirmek ve hatta aslından koparmak gibi bir huyu vardır. Garbın zamanı şimdidir, an’dır; şarkın zamanı sonsuzluk. Şiir şarktır, roman garp. Şiir hayaldir, roman gerçek.

Read more