Dil-Duygu-Mimik

Ahmet Bayraktar yazdı…
kelime.jpg
Biz dili derste öğrenmedik, dolayısıyla hayatı taklit etmeyen derslerde dil öğrenemiyoruz. Dil binasının boyası kelime ve grammer olsa da iskeleti duygu ve mimiklerdir. 
“Benim kalemim nerede?” cümlesini kalemini arayan ve elleri havada gezinen, gözü fır dönen birinden duymakla, kuru bir kağıtta üç kelime ile okumak arasında ne kadar birim bilgi olduğunu bu cümle anlatabilmiştir umarım.

Beyin duygu ve mimik çözümleme makinasıdır. O duygu ve mimik bir kere kodlandığı anda onu tanımlayan ifade kaç kelime ya da cümleden oluştuğunun önemi yoktur. Uzun süreli hafıza onu almıştır ve bir ömür onu kullanacaktır.

 

Dikkat ederseniz ana dilimizi düşünerek konuşmayız, kimse düşünüp konuşmaz. Her şey bir dizi beyin algoritmasının ürünü olarak o anda kendiliğinden gerçekleşir. 

Yabancı dil öğretiminde duygu ve mimikler olmadığından bizde bir derste öğretilenler iki hafta sonraki derse aktarılmaz. Çünkü beyin oradan asli ihtiyacını, yaşama ve insana dair bilgiyi bulamamıştır. Bize kendi diliyle şöyle der. “Eğer sınavdan geçmek istiyorsan çalış, benim işim seni sınavdan geçirmek değil hayatta ve ayakta tutmak. Git kendin ne halin varsa gör, beni bu işlere bulaştırma.”

Bu nedenle en fazla sınava kadar işimizi gören dilbilgileri yaz tatilinde formatlanır. Dile karşı özel bir ilgi ve çalışmamız yoksa beyin çöpe atmak için zorlamayla sakladığı bilgileri dersler bittiğinde atar.

O nedenle dizi, film izlemek dil için vazgeçilmezdir. Çünkü hayatın en güzel taklidi oradadır. Özellikle diziler uzun bir zaman aralığını kapsayabildiği için zaman kiplerinin çoğunun bir arada kullanımını mümkünleştirir. 

Yurt dışına gitmenin herkes için mümkün olmadığını dikkate alırsak, A2 seviyesi olan birinin ayda 40 tl ödeyerek netflix abonesi olup orada gözüne kestirdiği bir diziyi beş belki on defa izleyerek bir dili bir ayda ciddi bir seviyeye getirmesi mümkün. Mümkün çünkü gavurların tiyatro geleneği ve kültürü bizimkinin çok üstünde. Mimik ve duygu aktarımları üst düzeyde. O mimiklerle çıkan bir cümle ile kağıttan okunan bir cümlenin beyinde yapacağı etki kıyas dahi kabul etmez. Beyni bir toprak gibi düşünebiliriz bu manada. Tohumu (bilgiyi) derine gömmek istiyorsak olabildiğince etkili ve ağır bir güç uygulayarak boşluk yaratmamız gerekir. Bilgi paketi ne kadar çok ve etkili olursa öğrenme de o düzeyde kalıcı olur.

Özellikle üniversite öğrencileri ya da mezun olmuş evde, sokakta zaman öldürenler boşa geçen zamanlarını faydalı bir amele çevirebilir.

dil.png

Ahmet BAYRAKTAR

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s