GEYİKLİ BABA’YA DAİR [1] RAKI VE ŞARAP MESELESİ

Sinan Çuluk yazdı…
FB_IMG_1500837465594.jpg

Bugün “Kesmeşeker” adlı bir müzik grubunun “Geyikli Baba Uzaylılar Şarabı” adlı saçma sapan sözlerden ibaret şarkısını duydum. Hafakanlar bastı. Dar ve sınırlı bir çevrenin inhisarındaki yalan-yanlış bilgilerin popüler müziğe malzeme edilip kamuoyuna sunuluş tarzı beni aşırı rahatsız etti.

Neden böyle oldu? İşin bir evveliyatı var. Hilmi Ziya Ülken 1924 yılında “Anadolu Tarihinde Dini Ruhiyat Müşahedeleri” adlı bir makale yazdı. Osmanlı Arşivi’nin ilk tasnif heyetlerinde yer alan Ahmed Refik [Altınay]ın arşivde bulduğu çok eski ve eksik bir belgede Orhan Gazi’nin Geyikli Baba’ya rakı ve şarap gönderdiği yazılıydı. Bu belgeye dayanan makale öylesine kabul gördü ki Geyikli Baba’nın meyhor olduğu, rakı ve şarap içtiği en aklı başında olması gereken ilim erbabı tarafından da sorgusuz sualsiz kabul edildi. Oysaki Ahmet Refik bu makaleden üç sene sonra “Bizans Karşısında Türkler” adlı kitabını yazdığında belgenin tamamını neşretmiştir. Üstelik Osmanlı Arşivi’nde bu belgeler sapasağlam vaziyette araştırmaya açık bulunuyordu. Birbirinden nakletmekle alim olmak yerine kuşkuya kapılıp belgeyi yerinde görmek isteyen biri de çıkmamış. Aslında bazı “Tevarih-i Al-i Osman”larda belgenin eksik kısımlarını tamamlayan malumat zaten yazılıydı. Bu yeni malumata istinaden eski hatalı tezlerin tashihi gerekirdi ama ne yazık ki günümüze kadar sayısız makalede Geyikli Baba’nın şarap ve rakı içtiğine yönelik iddia gerçeğin ta kendisi olarak yayıldıkça yayıldı. Hilmi Ziya Ülken belki belgenin ikinci sayfasını görmedi, belki belgeyi aktaran Ahmed Refik kasıtlı olarak Ülken’i yanılttı. Bu ihtimaller üzerine kesin bir iddiada bulunamam ancak Ahmet Yaşar Ocak’a kadar aynı batıl iddianın tekrarında inat edilince tarihin kasıtlı olarak tahrif edildiğini söyleyebilirim.

Olayın aslı şu şekilde cereyan etmiştir; Orhan Gazi yanındakilerden medhini çok duyduğu bazılarının da belki gözden düşürmek için “Meyhor” olduğunu söyledikleri Geyikli Baba’ya iki yük rakı ile iki yük şarap göndermiştir. Geyikli Baba aslında şarap ve rakı olan yükleri kabul etmiş ve yanındaki Balım Sultan’a “padişah bize iki yük bal ve iki yük yağ göndermişler” diyerek keramet göstermiş ve onlardan zerde-pilav yaptırarak padişaha iade etmiş. Aynı zamanda kazanların altındaki kordan aldığı bir parçayı da pamuğa sardırarak Orhan Gazi’ye göndermiştir. Bu vaziyet karşısında aklı başından giden Orhan Bey, Baba Sultan Tekke’sini ziyaret ederek Geyikli Baba’ya “Bizim de bir hissemiz olsun, gözünün gördüğü yeri vereyim” teklifinde bulunur. Bu soruya Geyikli Baba “Bizim gözümüz çok yere bakar” diyerek zahiri âlemde gördüklerinin Orhan Gazi’nin sınırlı dünyasının çok çok üzerinde olduğunu vurgulamıştır. Yine de padişahların ikramını geri çevirmek uygun bulunmadığından olsa gerek kendi fethettiği tekke ve civarının verilmesini kabul etmiştir.

Kor ve pamuk metaforunun daha başka menkıbelerde de geçtiğine dair itirazlara hiç gerek yoktur. Bu belge ve anlatıdaki şekliyle Orhan Gazi ve Baba Sultan’a özgü bir haldir. İşte yıllardır “Orhan Gazi’den Geyikli Baba’ya rakı ve şarap gönderildi, Baba ve müritlerinin de bu içkileri içtiğine dair dolaşan rivayetlerin aslı astarı bu kadardır. Hilmi Ziya Ülken’in göremediği ikinci sayfa belge dahil olmak üzere bu orijinal belgeleri ve çevriyazısını yayınlıyorum.

Metin

Kutbü’l-arifîn Şeyh Geyikli Baba Hoy’dan gelmiştir. Ulu geyiğe binip gelmiştir. Geyikler kendine musahhar imiş. Gelip İnegöl’de mekân tutmuş. Merhum Sultan Orhan padişah hazretlerinin fethinde merhum Orhan ol kıyıları [herkes farklı okumuş, belki imla hatası var, kapı yazılmak istenilmiş olabilir] fethederken Kutbü’l-arifîn Şeyh Geyikli Baba dahi ol cânibde üç yüz altmış kapılı bir kilise varmış. Kızıl Kilise demekle meşhur imiş. Ol kiliseyi kendiler[i] fethetmişler. Cenk ederken bir kestan[e] ağacı varmış. Cengi eder edermiş. Ol kestaneye vardıkta ol kestane yarılıp Baba’yı saklar imiş. Kâfirler arar bulamazlar imiş. Sabah gene çıkıp kâfirlerle cenk ederdi. Erenlerle bu nev’le alınmıştır. O zamanda Hazret-i Orhan padişah şöyle haber vermişler ki “Hoy’dan bir er gelip ulu geyiğe binip Kızıl Kilise’yi aldı” deyü cevap vermişler. Vardıklarında merhum Orhan padişah “Baba meyhordur” deyu iki yük arakı ve iki yük şarap gönderüp Baba dahi yanındaki Balım Sultan[a] cevap verip “padişah bize iki yük bal ve iki yük yağ göndermişler” deyü bir kazan getirtip ateş yaktırıp kaynattırıp içine pirinç koyup a’la zerde olup getiren adam nazarında ve hem onunla biraz zerdeden padişah[a] gönderip ve hem altında yanan ateşten biraz kor bir panbuk içine koyup padişah[a] göndermiş. Padişah onu görüp bî-ihtiyar nazarlarına varıp onlar dahi gaibden taam getirip ziyafet etmişler. Musahabette Baba’ya padişah “Hazret bizim dahi bir eserimiz olsun. Ne dilersen vereyim, gözün baktığı yeri vereyim” demiş. Onlar dahi “benim gözüm çok yer bakar ve illa benim feth etticeğim yeri verin” deyip padişah hazret dahi iki pare kendinin fethettiği köyü onlar[a] vakfetmiştir. Ol vakıf olan köyler mahsulünden Baba’nın üzerinde umaç şorbası [çorbası] pişip ayende ve revende ve fukaraya bezl olunur. Baba bile cevap edip “her kim Baba Çorbası ister bende sakin olsun ve her kim pilav zerde ve nefayis isterse Tahtalıköy’e gitsin. Ol zaman Bursa’ya Tahtalıköy derler imiş. Ve dahi şikar-ı hümayununuzda buyurduğunuz Geyikli Baba’nın ve Balım Sultan’ın örtüsü tecdid olup kırk kazan keşkek üç tane sığır ve üç mut [mud: ölçü birimi] un yufka ve on kazan pilav ve on koyun dahi kurban ihya olmuştur gönderdiğiniz otuyla…

 

Sinan ÇULUK

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s