Yeni Hayatın Acemileri

Adem Özkan yazdı…hayatt acemi.jpg

“…Biz yeni bir hayatın acemileriyiz
Bütün bildiklerimiz yeniden biçimleniyor
Şiirimiz, aşkımız yeniden,
Son kötü günleri yaşıyoruz belki
İlk güzel günleri de yaşarız belki
Kekre bir şey var bu havada
Geçmişle gelecek arasında
Acıyla sevinç arasında
Öfkeyle bağış arasında….”
Cemal Süreya
_______________________

25 yıl sonra, bir araya gelinecekti… Dile kolay… Yıl 1994… Herşey orda mı başlamıştı, yoksa bitmiş miydi… Aynaya, onca yıl bakmayıp, insanın kendisini görmesi gibi… Ne bırakmıştık o yıllarda gör, hafızalarda… Ne yargılar biriktirmiştik… Kim bilir ne kalpler kırmış, ne incinmişlikler kalmıştı geriye… Ne önyargılar oluşturmuş, ne acemilikler ortaya koymuştuk… İdeolojilerimizden ne büyük balonlar şişirmiş, arkası arkaya yüreğimizde ve beynimizde patlamalarından, heybemizde nelerin kaldığından habersiz, neyi  konuşacağını bilmeden…

Buluşma yerine giderken, ruhundaki; kulakları sağır eden sayhayı, duyuramayacağının acısıyla yürümek… Akıp giden zamanın, belki sesine ve yüzüne yansıyan yanlarının darası, kolay düşülecekti… Ya zihninin, sahilde kumdan kaleler yapan çocuğun, esen bir poyrazla yer ile yeksan olan surları, nasıl izah edilecekti. Sihirli bir kelime ya da bir telepatik yöntem var mıydı ki, olanı, olmuşu, olacağa dair olan ne varsa hepsinin üzerinden geçilsin… Ne acımasız ne vicdan yakıcı bir haldi… Öyleyse bir bahane bulunup, kaçılmalı, hiç değilse erkenden ayrılmalıydı… Kavruk yüzünün, kapı gıcırtısı çıkaran sesinin, bunca yaşanmışlığın üzerine, hiç değilse dar bir zamana hapsedilmeliydi. Umudun, Dünün üzerine bugünün ve yarının, kendin olmanın, aşk gibi filizlenişinin,  bir şimşek gibi kalbinde çakışlarının, ayak seslerini duyumsatabilmek,  çok zordu ne de olsa… En iyisi, nisan yağmurları gibi, dolu dolu ve hızlı ve yoğun yağıp, kaçmaktı… Ve öyle oldu…

25 sene sonra bir araya gelebilmek, buluşmak, sohbet etmek, birbirimize takılabilmek, anılarımızı anımsamak, yılların getirdiklerine götürdüklerine tanıklık etmek, bizi bu günlere taşıyan öğretmenlerimizi yâdetmek, aşklarımızı konuşabilmek ve sanki bunca sene hiç geçmemiş gibi yeniden çocuk olabilmek, saçlarımıza düşen akları, yüreğimize değen anı paylaşmak, her şeyden öte bir ve beraber olabilmek, yıllara, yaşadıklarımıza, hayata isyanımızı dile getirebilmek, inanılmaz güzeldi… Rüya gibiydi… Siyah beyaz bir filmin, renklendirilmesinden, içimizdeki çocuğun büyümesini görmekten, farksızdı… Hiç bitmeyen bir yol türküsünün nağmelerinde, kulaklarımızın duyduğu melodi, iftardan sonra içilen bir bardak su gibi tarifi imkânsız bir heyecandı.. Yaşamanın ve varolmanın tatlı  telaşı,  ayrılık sonrası vuslatın,  mutluluktan dökülen bir göz yaşı gibi masum ve bir o kadar yüreklerden birbirine gelen bahar tınıları gibiydi. Güzeldi… Biz meğer, yeni bir hayatın acemileriymişiz…  Meğer her şey yeniden başlıyormuş… Meğer, her şey çok  güzelmiş..

Çok güzeldiniz…
Her şey çok güzeldi…

Adem ÖZKAN

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s