Habermas Üzerinden Osmanlı’yı Okumak

Nilgün Çelebi yazdı…

habermas

Habermas denince vurgulanması gereken çok önemli bir tespit de şudur: Malûm Marx, çok kabaca özetlersem, alt-üst yapı’dan söz eder. İdeoloji ve politik olanı üst, ekonomiyi alt yapıya yerleştirir. Tilmizleri ise meseleyi daha şematikleştirerek, ki böylece kestirmeden öğrenilmesi daha kolaydır, alt yapının belirleyici, yani determine edici, üst yapının ise alt yapıyı etkileyici olduğunu söylerler. Yine çok kabaca, Avrupa komünizminin teorik seviyedeki temsilcileri diyebileceğimiz başta Althusser, Gramsci gibi adlar bu kaba ayrımı rafineleştirmek istediler. Üst yapıdaki ideolojik ve politik düzlemi ayrıştırdılar. Böylece triplex bir model kurdular. Althusser‘in Devletin İdeolojik Aygıtları, Gramsci ‘nin hegemonya kavramlaştırmaları bu bağlamda anlam kazanır.

Peki bu konuda Habermas ne dedi? Çok önemli bir kavramsallaştırma yaptı: İdeolojik, politik ve ekonomik yapılar görece özerktir; Somut tarihsel ve kültürel ortamlarda bu yapılardan biri diğerlerini üstten determine eder (over determinaton) dedi. Bu tespiti bana göre sosyal teoride bir devrimdi. Batılı ya da doğulu meslektaşlarım ne der bilmem ama bu fakir, bununla gözünü açtı. Mesela buna dayanarak fakir, tarihimizi Habermas‘ı dikkate alarak okumanın daha isabetli olabileceğini düşündü. Zira Osmanlı toplum yapısı feodalite ya da Asya tipi şablonlara sığmamaktaydı. Sömürü ya da bağımlılık teorileri temelindeki eklemlenme modelleriyle uyuşmamaktaydı. Dünya ekonomik sisteminin merkezindeki karmaşık ve gelişkin yapının çevredeki basit meta üretimiyle ilişkiler tesis ederek bu yöreleri kendi merkezine alt sistemler olarak dâhil etmesini betimleyen kavramsal modellerle de bir türlü uyuşmamaktaydı.

Zira Osmanlı toplum yapısı ne doğu Afrika’dakine, ne Hindistan’dakine, ne Güney Amerika’dakine benzemekteydi. Osmanlı üç kıtaya yayılan bir imparatorluk idi. Osmanlı ve ondan cumhuriyete geçen toplumsal yapı mirasının tatminkâr bir açıklamasının teorik açılımı Habermas’da bulunabilir miydi? Fakir, bunun mümkün olduğunu düşündü. Kaba gözlemler Osmanlı toplumunun kuruluştan itibaren hep politik toplum olduğunu göstermekteydi: Osmanlı toplum yapısı politik alanın üst belirlenimi altındaydı (over determinaton). Osmanlıda feodalite yoktu, Osmanlı Batı Avrupa’nın sömürgesi yani kolonisi değildi. Osmanlı tebası olan hiçbir unsur, hiçbir millet köle olarak ne avlandı ne de satıldı. Osmanlı ekonomisi basit meta üretimi ile sınırlı değildi. (Mehmet Genç’i hatırlayalım). Tüm göstergeler işaret ediyor ki Osmanlı asla ekonominin ideolojik ve politik alanı (sphere) üstten belirlediği bir toplum olmadı. O hep politik toplumdu. Saray merkezliydi. Cumhuriyetin kuruluşundan sonra kısa bir süre, Türk milleti inşası sürecinde, ideolojik toplum olundu, ama o süreç bile politik alanın gözetimi ve denetimi altındaydı. Halkevlerinin idaresini işleyiş düzenini hatırlayalım.

liberalllllll

Türkiye toplumu Özal dönemine kadar da hep politik toplum olarak kaldı. Özal döneminde kısa bir süre ekonominin diğer iki alanı üstten belirlediği bir dönem yaşandı. O dönemin liberal rüzgârlarını ama o rüzgârın esintisine karşı özellikle sağ ve sol Kemalistlerin tepkilerini hatırlayalım. S. Demirel ve E. İnönü‘yü birleştiren ne idi? Basitçe Özal karşıtlığı mı yoksa devletçiliğe karşı geliştirilen liberal tavırlar mi idi? Nitekim Özal‘ın ölümü politik alana belirleyicilik gücünü (egemenliğini) yeniden verdirtti. Bu işleyiş bugün de böyle devam etmektedir.

Bugünün TÜSİAD‘ı ile Özal döneminin TÜSİAD‘ını karşılaştırmak bile yeter. Daha günümüze gelirsek, düşünün ki Sn.Erdoğan neden Başkanlık sistemini istedi? Kanımca, o, içgüdüleriyle bu toplumun yapısına hayatiyet veren ruhunu okudu, politik alana tam egemen olmak istedi. Bu tablo bize aynı zamanda CHP ve AKP arasındaki yakınlığı ve hatta CHP‘nin bir türlü muhalefet yapmayı becerememesini de, açıklamasa bile, anlatır diyeyim. Aynı şekilde, müsaadenizle, iktidarın el değiştirmesinin yolunu da gösterir diyeceğim. İktidar ancak bir liberal tavırla el değiştirebilir. Ki, AKP hatta Refah Partisi‘nin iktidar yürüyüşleri liberal söylemleriyle imkân dâhiline girmişti.

Nilgün ÇELEBİ

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s