Şimdi ve Burada

Mine Poyraz yazdı…

Gözlerini araladı. Uzun süredir ilk defa erken uyuyup zinde uyanmıştı. İçini kaplayan huzurun keyfini çıkarmak için sakin dalgaların ve kuş cıvıltılarının sesini dinlemeliydi. Elini yüzünü yıkayıp odanın balkonuna çıktı. Büyülü bir sabahın tılsımını bozmamak için kedi adımlarıyla hareket ediyor, günlük yaşamın telaş ve kaygılarından uzak bu atmosferin dönüştürdüğü duygularını, akışa bırakmak istiyordu. Çocukluk yıllarından yansıyan duygular, dalgaların sakin ritmiyle senkronize olmuş gibi yayıldı benliğine.

Ayin gibiydi doğanın ahengi. Denize dikkat kesildi. İlerde zıplayan yunusların varlığını fark etti. Tatlı bir heyecan eşlik etti şaşkınlığına. Sanki bu sabah her şey kendisini mutlu etmek için tasarlanmıştı. Sulama sisteminin devreye girmesiyle yayılan çim kokusu, yeni uyanan kelebeklerin dansı…

Andaki sonsuzluğu duyumsadı. Çocukken saatin tik takları arasındaki zamanın genişliğini keşfetmişliğine kaydı düşünceleri. Andaki sonsuzluğu hissetmek, çocukluğun özgür ruhuna mı hastı? Bu keşfi değersizleştiren “Özgür Yeni Dünya(!)” düzeninin çaldığı çocukluğumuzun, aciz yetişkinlere evrilmişliği değil miydi?! Kovaladı düşünceleri zihninden aceleyle. Şimdi çocukluk ruh hali kuşatmışken benliğini, andaki sonsuzluğun huzuru yayılmalıydı her hücresine.

Doğadaki ritim, kalp atışlarıyla aynı tempoda… Ahenkli, kutsanmış… Denizin dalgaları… Sonsuzluğun gizemi… Sınırlı bir alanda, sınırlı zamanda (anın içinde) sonsuzluk…!

Birçok dinin ve öğretinin anlattığı cennet, “şimdi, burada” değilse neredeydi?

Dalgaların sesi, neşeli yunuslar, kuş cıvıltıları, çiçek ve çim kokusu, uçuşan kelebekler,… cennetten bir kesitti. Çocukluğunun bütün anıları cennete eşlik ediyordu şimdi. Kardeşleriyle oyunları, mızıkçılıkları..! Ninelerin, dedelerin şımartışlarıyla geçen ata ziyaretleri… Zaman tüneline girmiş gibiydi. O günleri bütün duygularıyla, coşkularıyla, hüzünleriyle,… olduğu gibi yaşıyordu.

Kap kacak sesleriyle döndü şimdiki zamana. Halası uyanmış kahvaltı hazırlıyordu. Koşarak indi mutfağa, kahvaltı sofrasına yardımın keyfini de çıkarmalıydı. Eniştesi bahçeyle uğraşıyordu. Mühendisti enişte. Eskilerin, yaptığı işi önemseyen okumuşlarından… 35 yıl önce yaptığı bu sevimli villa tipi evi huzurlu kılan, sadece binanın kendisi ve severek baktıkları bahçesi değil yaşayanların doğaya ve birbirlerine duydukları aşk olmalıydı. Her bahar koşarak geldikleri ve kış başına kadar kaldıkları bu evde sevgi, saygı ve aşk sinmişti her kareye. Çocukları yuvadan uçmuş ama aşk tazeliğini korumuştu. Eniştesinin beyefendiliği ve halasının yaşama sevinci aynı cennetin dinamik bir parçası olmalıydı.

Hafif bir müzik eşliğinde, bahçede kahvaltı… Mutluluğa doğmuş gibiydi bugün. Ekmeğin lezzeti, ağzına aldığı her lokmanın eşsiz aroması… Tattığım her lezzet, kim bilir kaç emeğin sonucudur, diye düşündü. Deniz canlıları, bitkiler, hayvanlar, toprak, su ve ürünleri… “Tanrım, biz cennetteyiz” dedi fısıltıyla. “Biz zaten farkındayız hayatım, senin de fark etmene çok sevindim” dedi gülümseyerek halası. Gülümseyen bu gözlerdeki ışığı, bunca yıl gözlemlememiş olduğuna inanamadı. Zihninden hızla akan çelişkilerle dolu düşünceler çağlayana dönüşmek üzereyken cenneti fark etmişliğine teslim olmayı seçti yine. Ahenkli ve huzurlu olabilmenin yolu, dingin düşüncelerden geçiyordu çünkü. 

Birkaç günlük tatilini burada geçirmeyi tercih etmiş olması, isabetli bir karar olmuştu. Harika geçmişti her anı. Sevginin kuşattığı bu mekanda, yaşamak rüya gibiydi. Bütün iş kararlarını, birkaç gün askıya almakla ne iyi etmişti. Cep telefonunu da kapatmıştı. Yakınları nerede olduğunu biliyordu ya nasıl olsa ulaşırlardı gerektiği zaman.
 
Dönüş yolunda yaşamın içine yeniden karışmaya isteksizliğini sorguladı. Aşırı iş yükü, ailenin mirasını doğru değerlendirme çabası, iş hayatının acımasız mücadelesine direnirken büyütmeye çalıştığı şirket,..! Kaygılar, korkular, stres, tempo…

Günler, aylar birbirini kovalarken cennette olma duygusunu yaşandığı o birkaç günün özlemi, ağırlığını her gün biraz daha hissettiriyordu. Uykuya rahat dalışının bile sebebiydi artık. Yatağa girdiği anda halasının evinde hissettiklerine yöneltiyordu duygularını.

Birçok dinin ve öğretinin anlattığı cennet, “şimdi, burada” değilse neredeydi’yi duyumsadığı o birkaç gün çıkmıyordu aklından.  Devletlerin, şirketlerin, insanların kavgası, din adına işlenen cinayetler… cehennem değil miydi? Cennete cehennemi taşıyan insanoğlu, cenneti öte alemlere taşımakla vahşetini akla yatkın kılmaya çalışmıyor muydu? Dinler ve öğretiler, cenneti fark edip korumamızı istiyordu. Cenneti bu dünyada yaşamamızı…

Kararını verdi. Kazandıkları ve mevcut gelirleri yeterliydi. Efendisi olamadığın paraya, tutsak olurdun. Kıyasıya mücadele ettiği rakiplerinin olası yorumlarını düşündü. Sistemin değil evrenin parçasıyım dese anlayabilirler miydi? Hayata merhaba diyemeden giden olmak istemiyordu. Çocuklarının geleceği için iyi bir eğitim, öğretimden çok daha değerliydi. Sevgi dilinin ve atmosferinin kuşattığı bir ailede büyümelerini istiyordu. Onlara doyumlu zaman ayıracak, mutlu olmayı bilmenin en büyük başarı olduğunu duyumsatacaktı. Sevgiyi hissederek yaşamak ne büyük güçtü. Çocuklarının başlarını okşarken düşüncelerini o ana ve sevgiye odaklayabilmek… Kaygının yıkıcılığını, sevginin sonsuzluğu bertaraf edebilirdi. Düşünceleri bu an’a taşıyabilendi sevgi. Başka hiçbir duygu ve düşüncenin başaramayacağı…

Evrenin, anlamlı bir parçası olma zamanıydı…

***

Keşke bütün insanlık; mutluluk için adaletle, sevgiyle, paylaşmayla,… biçimlenen bir dünyayı  inşa edebilse. Cennet, bu dünyada… Bunu bilen ama duyumsayamayanların, seyrederek göçüp gittiği bir sahne olmamalı hayat.

Sevginin gücünü keşfetmemiz dileklerimle…

Mine POYRAZ
 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s