Yarı Hacılık, Umre…

Gönül Keskin yazdı…

Gelenek olmuş, Hacca niyet etme, yazılma çoğunlukla ileri yaşlara bırakılır. Bu hem maddi sebeplerden, hem de Hac dönüşü, insanın kendini daha çok disipline edebileceğini düşündüğü olgun yaşları uygun görmesinden. Ben de öyle yaptım. Ne bileyim Diyanet‘in kura sistemi ile yıllarımın geçip de, bir türlü sıramın gelmeyeceğini!… 11 yıl bitti ben hâlâ gitme umuduyla yaşarken  yıl yıl yaş alıyorum. Hac bedenen güçlü olmayı gerektiren bir ibadet türü. Herhalde Diyanet her yıl daha da gençleşeceğimizi düşünüyor. Hesabın kitabın daha titizlikle yapılması gereken bir kurumda, kademeli olduğu söylenen bir kura sistemi akıl işi mi? Kainat kitabını okuyunca hiç tesadüf, şans görülebilir mi?  Hiç bu açıdan bakamıyor Diyanet nedense. Milli Piyango bileti ve Hac çekilişi aynı mantıkta, kura ile. Birbirine zıt anlayışta iki  kurumun  kura konusunda ortak anlayışa sahip olması enteresan. Parası çok olan kur’asız da gidebiliyor, o da ayrı bir konu.

Neyse, bize haccın çıkıp çıkmayacağı belli değil. Arada bir Umre ziyareti yapalım dedik. Hem hacılık  için staj  olsun, hem de gönlümüz olsun dedik yola revan olduk. Önce Medine‘ye gittik, otelimize yerleştikten sonra ilk ziyaret için Ravza‘ya doğru yola çıktık. Otellerin içi güzel olmakla birlikte, dışarıdaki sıkışıklık, mimaride estetik anlayışın yoksunluğu, boğucu görüntüleri, yeşillik olmayışı beni çok şaşırttı. Yol boyunca hurma ağaçları olmalıydı hiç olmazsa, ne gezer. Ne kadar çok bina yaparsak o kadar kazanırız mantığı ağır basmış. Mescidi Nebevi’nin  bahçesine girmek, yeşil kubbeyi görmenin sevinci  heyecanı  ömre bedeldi. Namaz kılmak için, yeşil halının  olduğu yere  girmeye gelinceye kadar, zevkten  ayaklarım yere basmıyor gibiydi. Bekleme yerinde şaşkınlığa uğradım, ülke ülke, kafile kafile gruplar bekliyor, siyah eldivenli ve peçeli, çarşaflı kadın görevlilerce izin verildiğinde içeriye  giriliyordu. Göz ölçüsü ile karar pazar içeri alma işi hiç sağlıklı değildi. Özellikle yeşil halının olduğu yer ana baba günü, mahşer, kıyamet sanki. Matematik, sayı sayma icat edilmemiş, bilinmiyor olmalı ki bu kadar fazla insanın yeşil halıya  geçmesine izin veriliyor. Yeşil halıda namaz kılmanın, cennette namaz kılma gibi  sayılacağı çok makbul olduğu, sevabının ölçüsünün sınırı olmadığı inancı insana ölümü göze aldırıyor desem abartıyor sayılmam.

Ben yaşadıklarımı anlattıktan sonra kaç kişiden daha, orada baygınlık geçirdiğini ezilme tehlikesi yaşadığını dinledim. Bir yandan ezilmeye karşı kendimi korumaya çalışıp, bir yandan da yeşil halının üzerinde huşuyu yakalama derdinde, secdeye odaklanmaya çalışarak bir namaz kıldım. Buranın alabileceği insan sayısını kapasitesini belirlemek ona göre içeriye kişi  almak ne kadar zor olabilir ki? Anlamak mümkün değil. Okurken ne kadar da iç karartıcı bir anlatım dediğinizi duyar gibiyim. Bu anlattıklarım beni şok etmişti. Düşününce hala içime daral geliyor. Güzel taraflarına gelince, Türkiye‘den Suudi Arabistan‘a gelinceye kadarki yolculuğumuz sırasında, seçildiniz, davet edildiniz bu yolculuğa çıktınız, motivasyonunu dinlemenin keyfini yaşadık. Ravza‘nın kapısından içeriye girince gül kokuları  duyulmaya başlıyor. İnsanın  içine tatlı bir baygınlıkla birlikte ser-hoşluk hissi, sevinç, huzur, coşku ve bir sürü duygu içiçe hissediliyor, sanki bulutların üzerinde yürür gibi bir hafiflik hissi ile insan kendini özel hissediyor. Nasıl  hissedilmesin ki, çok istenilen özlenen, dualar edilen makama gelinmiş, gül kokularıyla  karşılanıyorsunuz.

Mescidi Nebevi‘nin bahçesinde sanki başka bir boyuta geçiliyor. İnsan yeşil halıda namaz kılabilmenin verdiği manevi doygunluğu yaşamak için o sıkışıklığa o  zorluklarına seve seve katlanır mı evet şüphesiz katlanır. Bu inanç meselesi ve yüklenen anlama bağlı. İngiliz şarkıcı Cat Stevens Müslüman adıyla Yusuf İslam, “Müslümanları görseydim müslüman olmazdım, iyi ki islami Kur’an’dan öğrenmişim” diyor hak vermemek mümkün mü? İslam coğrafyasının durumu ortada, ülkelerinin birbirlerine mezhepçi, dışlayıcı bakış açıları çok üzücü, çözümü zor konular. Sadece en kutsal yerlerdeki Mescidi Nebevi ve Kabe‘deki izdihamı görmek bile Yusuf İslam‘ın bu cümleyi söylemesi için yeterli. İnsanlar birbirini âdeta ezerek yol alıyor, kimse kimseye yol vermiyor. İnsan müslümanlığından utanıyor. Neden bunları yazdım, bunları yaşayacağımı  hiç düşünmemiştim, bana şok yaşatan gerçekler bunlar. Kimse önceden bunları bana anlatmamıştır, hiç hazır değildim. Nedense kimse anlatmaz, anlatılanlar da hiç hoş karşılanmaz, sus, anlatma denilir, edebe aykırı bulunur. Yapıcı eleştiri zihniyeti, ülkemizde İslami kesimde maalesef daha hiç oturmamış.

Medine günlerimiz bittiğinde, yola çıkacağımız günün gecesinde, yeşil kubbenin önünde son defa, mermerlerin üzerine oturup dualarımızı yaptık, kısık seslerimiz ile ilahiler söyledik. Kafile başkanımızın hocamızın, gecemize bir sürprizi oldu ve herkesi çok memnun etti. Unutmadan yazayım bizim  kafile başkanımız bir kadın hocaydı. Kafilemizde çoğunluk yalnız kadınlar olsa da eşleriyle gelenler  de vardı. Kadın Hoca’nın kafile başkanı olmasının uygun olmadığını düşünenler de oluyor. Erkekler bitmiş mi ki de kadın hoca kafile başkanı oluyor diyenler oldu. İslam coğrafyasında sadece Türkiye‘de bu uygulama olabiliyor sanırım. Ravza‘da, bizler hocamızın etrafında toplanmış duasına kadınlı erkekli amin derken, yanımızdan geçen özellikle İranlı ve Suudi Arabistanlı grupların ters ders bakışı, onaylamadıklarını, yanlış bulduklarını açık açık söylüyordu. Kafile başkanımızın kadın oluşu Türkiye farkı  işte. Bu farklılığımız bana gurur veriyor.

Ben konuya kaldığımız yerden devam edeyim. Hocamızın sürprizi bizlere bir tepsi içinde, güllerle süslenmiş kına hazırlamış olmasıydı. Kadınlar için hazırlanan kınalar, ellerimize yakıldı, üzerlerine de gül yaprakları konuldu.  Hocamız şimdi kınalandınız, gelin oluyorsunuz, yarın asıl evinize Kabe‘ye gelin gideceksiniz dedi. Peşinden tekrar ilahiler söyledik, işte bu anlarda duyguların doruğa çıktığı, çok zevkli anlardı, satın alınabilir, başka bir yerde yaşanılabilir bir mutluluk değildi. Ertesi gün Mekke‘ye gitmek üzere Medine‘den yola çıktık. Türkiye‘min, memleketimin yeşiline, taşına toprağına kurban olayım, yol boyu ne yeşillik, ne ağaç, (özel ağaçlandırmalar hariç) dağlar tepeler kahverengi bile değil, siyah renkte iç karartıcı. Mekke‘ye ulaştık, Kabe‘yi görmek üzere girmeden önce sıralandık. İlk görecek olanlara gözlerinizi kapatın ve biz açın demeden açmayın denildi. Herkes gibi ben de gözlerimi kapadım o şekilde adım adım yürüdüm. Tamam şimdi açın gözlerinizi denilince açtım. Gördüğüm manzara anlatılır bir şey değil, evet Kabe önümde ancak, bu Kabe benim fotoğraflarda gördüğüm Kabe değil, çok ihtişamlı, insanın yüreğini titreten, dizlerinin bağını çözen bir şey, ihtişam öyle böyle değil, muazzam bir ihtişam, anlatmaya kelimelerin kifayetsiz kaldığı  bir durum.  Anne olduğumda yaşadığım mutluluğu, o hissi hiç unutamam, bir de Kabe‘yi görünce yaşadığım duyguları… Her  ikisinde de insan, kendinden geçiyor, her şeyi unutuyor, büyüleniyor, kendinden ayrılıyor sanki.

Kabe’yi görmek sanki bütün ömrün en anlamlı anı.  Sanki o anı yaşamak için yaşanmış diğer bütün her şey. Sonra Kabe‘de yapılması gereken ibadetlerimizi yapmaya koyulduk, çok az uyku uyudum ve hiç alışveriş yapmadım, zemzem ve hurma hariç. 20 günde 8 kilo vermişim hiç farkında olmadan. Her şeye yetişmeye çalıştım bütün gücümle ve aşkımla. Kalabalık dip dibe yapılan tavaf esnasında başıma gelense, aklımın ucundan bile geçmeyen bir şeydi. Dedim ya kimse hiçbir şeye karşı uyarmıyor, herkes iyi, güzel taraflarını anlatıyor. Kabe‘yi tavaf ederken, birden yerde bazı evraklar kağıtlar, gördük. Hocamız bunlar Türk evrakları dedi. Bir baktım ki benim ehliyetim ve bazı kimlik vb. kartlarım  yerde. Tavaftaki o sıkışıklıktan istifade eden hırsız, benim sırt çantamdan cüzdanımı çalmış, içinden parayı almış, boş cüzdanı ve içindekileri yere fırlatmış. Cüzdan ya da başka bir belge üzerinde  yakalansa, eli kesilecek. Sadece paraları almış. Bereket sadece günlük harçlık almıştım yanıma. Asıl param ve pasaportum otelde güvenli bir yerdeydi. Eğer paramın hepsini kaptırsaydım, parasız ve pasaportsuz, dil bilmez bir halde orada ne yapardım bilmem. Ucuz kurtuldum. Kim demiş Kabe‘de günah işlenmez, şeytanlar bağlanır diye. İnsanlar kendi şeytanını  ancak kendi bağlar. Yoksa şeytanlar orada da hazır ve nazır bekliyor.

Kabe  çok kalabalık, hatta itiş kakış ancak yine de, Kabe‘ye tekrardan gitmeyi çok mu çok istiyorum, yine orada kana kana ağlamak, dua dua yalvarmak, secde secde namazlar kılınmak, tavaflar etmek istiyorum. Safa Merve Tepelerini görünce yaşadığım şaşkınlık da ayrı bir konu gerçekten. Açık alanda  iki tepe arasında gidip geleceğimizi o şekilde say yapacağımızı düşünmüştüm. Meğer pasaj gibi bir yerde, bina içinde, korunaklı 2 kayalık tepenin arasında, kapalı alanda koşar adım yürünüyor, dualar okunuyormuş. Kutsal topraklar, maalesef yeterince korunmaya özen gösterilmemiş, orijinal dokusu tamamen kaybolmuş, bina bina üzerine her yer kaplanmış durumda. ilk gören, düşünmeyi bilen herkes hayal kırıklığı yaşıyor bu konuda. Kabe bir damlacık kalmış o devasa binaların içinde. Bizler gönül gözüyle baktığımız için Kabe bizim için en büyük. Para kazanma arzusu gözleri kör etmiş, dağ taş yüksek yüksek binalarla dolmuş.

Türklerin elinde kalsaydı daha farklı olurdu buralar diye düşünmeden edemedim doğrusu. 2013 haziran ayında  gittiğim umre ziyaretim, yarı hacılık diye tanımlanan kutlu yolculuk anılarım, izlenimlerim ve duygularımdan aklımda kalanları yazdım. Şimdi ben 2020’de Diyanet’in Hac kurasına 12. kere katılmış olacağım. Ümidim bâki, vardır bir hayır deyip bekliyorum. Eğer çıkarsa bu yaşadığım şaşkınlıkları yaşamayacak, ibadetime daha çok odaklanacağım inşaallah. Ya Nasip…

Gönül KESKİN

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s