Bir Kitap: Müslümanların Engizisyonu-I

Kartal Yolcu yazdı…

“Engizisyon” ve “Müslüman/İslam” sözcüklerinin yan yana kullanılmasını garipseyebilirsiniz. Ancak garipsenecek bir tarafı yok.

Engizisyon sözcüğü Latince inquisitio, yani soruşturma sözcüğünden gelmedir. Bir dini yapının (Katolik kilisesi) bir yargılama sistemidir. İlk engizisyon mahkemesi, officium sanctum inquisitionis (yüksek soruşturma dairesi) 1478 yılında kurulmuştur.. Bu mahkemelerin kültürel belleğimizde bıraktığı temel duruşma “Galileo Gallilei’nin duruşması” dır.

Ayrıca bu soruşturmalarda, itiraflar(!) almak için kullanılan, Kızgın kerpetenler, çivili sandalyeler, büyük huniler, parmakları sıkıştıran mengeneler, ölüm askıları gibi işkence aletleri de belleğimizde yer almıştır.

Bu soruşturmalar basit teolojik tartışma soruşturmalar değildir. Bu soruşturmaların ve mahkemelerin temel fikri “egemen olanın, muhalif olanı yok etme, baskılama” aracı olarak kullanılmasıdır.

21. yüzyılda da ifade özgürlüğüne yönelik, insanlığın bugün eriştiği temel hak ve özgürlüklere yönelik en küçük engelleme, baskı, egemen olanın muhalif olana yönelik tedbirleri birer engizisyon çalışmasıdır. (Ben böyle görüyorum)

Düşünün, T.C.’de yani Anayasasında “Laiklik” ifadesi bulunan bu ülkede, bir grup ilahiyat hocası bir sempozyum düzenlemek istedi, ancak bazı yapılar, o hocalardan bazılarının konuşmasını engelledi. İşte bu tipik bir Müslüman engizisyondur: Egemen, güçlü islam anlayışının sahipleri, farklı islam anlayışlarını baskılamak, yıldırmak, bezdirmek amacıyla izlediği bu engizisyon yolunu geçen yıl yaşadık.

Bu kitap, Müslümanın Müslümana olan zulmünü, daha doğrusu “egemen olanın, farklı olanı” yıldırması süreçlerini anlatan, bir grup akademisyenin araştırmaları çerçevesinde derlenmiş bir kitap. Kitapta geçen her isimin hikayesi kaynaklarıyla yer alıyor… 

Duymuşsunuzdur Ebu Zer ismini, Nesimi adını.

İbn Rüşd, Hallac-ı Mansur, Buhari, Ebu Hanife… Bu isimleri de duymuşsunuzdur. İsimlerini şimdiye kadar duymadığınız, Müslüman engizisyonuna uğramış bir çok Müslüman alimin hikâyesini bu kitaptan merakla okursunuz… Bu çalışmanın devamı gelecektir ve bazıları kızacaktır. Ama gerçekleri söylemekten de korkmamak lazımdır.

Kindî der ki; “Saldırgan ve zalim düşman durumunda olan bunlar, haksız yere işgal ettikleri kürsüleri korumak için elde edemedikleri ve çok uzağında bulundukları insanî faziletlere sahip olanları aşağılar”…

Bu yıllar önce de böyleydi, yıllar sonra da böyle. Ancak korkmamak, konuşmak, gerçekleri söylemek gerek.

Felsefeyi, aklı, tartışma sanatı her alanda egemen kılmak gerek.

Geçmişten ders alıp, düşünce ve inanç özgürlüklerini korkmadan savunmak gerek.

Farklı bakmayı, farklı görmeyi, farklı düşünmeyi, eleştirmeyi doğal, her türlü baskı ve engellemeyi ise insanlık dışı görmek gerek…

Kartal YOLCU

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s