Başkası Olma Kendin Ol

Mehdi Genceli yazdı…

Bakü Devlet Üniversitesi, yoğun sınav haftasına girdi. Öğrenciler harıl harıl ders çalışıyor, ya da öyle görünüyorlar. Her hâlükârda başarılar diliyorum onlara, umarım yüksek yüksek notlar alırlar… Sınav deyince Marmara Üniversitesindeki sınavları hatırladım. Geçen sene Çağdaş Türk Dünyası Edebiyatı dersimizde öğrencilerle aşağıdaki minvalde bir hasbıhâl etmiştik. Vaktiniz varsa buyurun, siz de okuyun…

Başkası olma, kendin ol
Böyle çok daha güzelsin

Sınav kâğıtlarınızı okuyup bitirdim, notlar hazır. Ahmet izin verirse (Hangi Ahmet? Karacaahmet) pazartesi ilan ederiz. Zevkle, iştiyakla okuyorum kâğıtlarınızı. Okudukça zevkten dört köşe oluyor, ömrünüze dua ediyorum ama Rusça… Bilmem kabul olur mu? Arapçam eskisi kadar iyi değil, unuttum epey. Unutmayayım diye dua dili olarak Rusçayı kullanıyorum artık. Türkçe dua edince etkisiz kalıyor sanki… Ben anadilde duaya karşıyım. İlla başka bir dilde olmalı dua, anlamadığımız bir dilde…

SSCB (Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği) dağıldıktan sonra biri Kafkasya’da (Azerbaycan) dördü Orta Asya’da (Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan) olmakla bağımsız beş Türk Cumhuriyeti teşekkül etti. Tataristan ise (başkenti Kazan) bağımsız olmayıp Rusya Federasyonuna bağlı özerk cumhuriyettir. Tacikler Türkçe konuşmadığı için başkenti Duşanbe olan Tacikistan da Türk cumhuriyeti olarak kabul görmemektedir fakat ülkede hatırı sayılır miktarda Özbek nüfus mevcut, tıpkı Afganistan‘ın kuzeyinde olduğu gibi…

Kırgızistan‘ın başkenti Bişkek… Muhterem bir ağabeyimiz Bişkek’in Sovyet dönemindeki adını (Frunze) bile öğrenip yazmış. Şapka çıkardım tecessüsüne. Bişkek yerine “Biştek”, “Bişnek” yazanlar da var. Bir harfi mesele edip kırmadım puanlarını, o kadar da acımasız değiliz. Hatta biftek, keşkek bile yazsalar kabul ederdim. Özellikle de biftek… 

Yemek ister isen tâze bifteki
Hemen ziyaret et şehr-i Bişkek’i

Türkmenistan’ın başkenti ise Aşkâbât… İlgi çekici, sıra dışı şehir adlarından biri… Aşk-âbâd, yani aşkın âbâd olduğu yer… “Bal Ayı” şehri de diyebiliriz, ya da Bal Ayı’na giden yolun başlangıcı… Kim düşünmüş, nasıl konmuş bu ad bilmiyorum, fakat zihnimde hârikulâde bir çağrışım yapıyor. Seviyorum bu adı, Aşkâbâd’ı…

Bir muhterem dostumuz başkentleri sıralarken -bilmediğinden değil, muhtemelen kafiyeli olsun deyü- Aşkâbâd’dan sonraki başkent hânesine İslâm-âbâd yazmış… Haksız da sayılmaz. Böyle bir şehir var. 1947’de Hindistan’dan ayrılarak Muhammed Ali Cinnah riyasetinde kurulan Pakistan İslâm Cumhuriyeti’nin başkentidir İslâm-âbâd… Ama böyle bir yer yok ne yazık ki… Gören varsa beri gelsin!

Azerbaycan‘ın ikinci kenti neresidir, sorusuna Bahçesaray’dan Urumçi’ye, Ufa’dan Semerkant’a kadar bir sürü yanlış şehir adları yazılmış. Olsun, buna da sevindim. En azından bu şehirlerin adlarını öğrenmişler. Ağırlıklı cevap, Gence ve Tebriz… Bir dostumuz yazmış ki “hocam cevap Gence, biliyorum ama elim varmıyor yazmaya. Siz Gencelisiniz ya, size ikinciliği yakıştıramıyorum. Keşke soyadınız Bakülü olsaydı…” Nasıl duygulandım anlatamam. Tutamadım kendimi, incir çekirdeği iriliğinde iki damla yaş, yanaklarımdan süzülüp sınav kâğıdına düşüverdi. Cevap hanesini boş bırakmayıp Gence yazdığı için notunu verdim gitti. Bir başka dostumuz da Azerbaycan‘ın ikinci kenti tabii ki Tebriz ama bu soruya itirazım var. Tebriz aslında Azerbaycan‘ın değil, bütün Türk dünyasının ikinci kentidir. Önce İstanbul, sonra Tebriz…” Başka hiçbir soruya yanıt vermemiş dostumuz. Hocayı kolay yoldan tavlar, dersi geçerim diye düşünmüş herhalde. Ben de notunu verip kâğıdını ikinci sıraya koydum tabii… Ama sondan ikinci sıraya… Sonuncu tamamen boştu çünkü…

Kompozisyonlara birçok arkadaşımız başlık koymamış maalesef… Oysa böyle fikrî yazılara konacak fiyakalı bir başlık, metne cazibe katar, asalet verir; metnin notunu, yazarının da itibarını yükseltir. Taçsız kral, duvaksız gelin, kapısız ev, tapusuz gayrimenkul, kapaksız tencere, parasız cüzdan (ya da erkek) ne ise başlıksız yazı da odur kesinlikle, mekruh sayılır yani… İlk önce başlıklara göz attım. Birbirinden güzel başlıklar konmuş ama bir “anasının kuzusu” öyle bir başlık atmış ki görünce şoke oldum, çarpıldım; bihuş oldum, bayıldım; gazoz içtim, ayıldım. Başlığa gel, başlığa:

“Başkası Olma, Kendin Ol”

Mankurt meselesine bu kadar mı uygun olur, bu kadar mı yakışır bir başlık! Bravo!

Bu başlık Tarkan’la aramızda geçen bir hikâyeyi de hatırlattı bana… 

Bir gün bir mahfilde karşı karşıya geldik Megastar’la. Beni görünce gelip selam verecek, nasılsınız hocam diyecek, fotoğraf çektirmek için ısrar edecek diye düşündüm. Fakat o da ne? Yanımdan lâkayt bir şekilde geçip gitti. Ne yalan söyleyeyim, fena bozuldum, inkisarımı tarif edecek kelime bulamıyorum şu an ama bence kalabalık nedeniyle göremedi beni. Görememesi normal, etrafında bir sürü kız vardı çünkü. Görse tanırdı muhakkak. Fotoğraf çektirmese bile selam verirdi en azından… Yoksa gördü de benden mi bekledi? Ben ondan küçüğüm ya, bundan dolayı ben gitmeliymişim ona. Bu neyin cakası ya! Sanma uğruna viraneyim! Çok acayipsin!

Yine de dinliyorum şarkılarını, büyüklük bende kalsın… Siz de hoşça kalın…
Sınavlarınız da bitti. Hadi oynayın artık şıkıdım şıkıdım…

Kıssadan hisse: Başkası olma, kendin ol.

Mehdi GENCELİ

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s