Otomobil Uçar Gider

Alaattin Diker bu haftaki pazar sohbetinde ünlü araba müzesi “MotorWord”u anlatıyor. Bir müze gezisinden daha çok şey var sohbette. Almanların araba felsefesi ve daha birçok derin mevzu…

Üzgünüm sevgili Goethe, hem de çok… Almanya‘yı ayakta tutan şairler değil artık. Şiirden çok otomobil seviliyor çünkü…

Almanya’nın dört bir yanı otoyol. Yola çıktığınızda sol şeritte sürekli birbirini sollayan ve ardından son sürat uzaklaşan, en yüksek hızda kükreyen ve asfalt zemin üzerinde mermi gibi yanıp sönen ışıklarıyla gözlerimizi körelten araçlar. İçlerinde yolculuk sırasında birer savaş pilotuna dönüşen cesur vatandaşlarımız. Neden? Çünkü otomobil, Almanya’da hareket, kudret ve özgürlük demek! Neredeyse tüm Batı ülkelerinde bir hız sınırı vardır. Sadece Almanya başka hiçbir yerde tanınmayan bir izin verir: Otoyollarda keyfince ve dilediğince hız yapabilir sürücüler…

Hani, bir şarkı vardı, yıllarca dillerden düşmeyen:

Otomobil uçar gider
Ömrüm gibi geçer gider
Ben talihin peşindeyim
Talih benden kaçar gider

“Özgür yurttaş, serbest dolaşım” -Bu sloganla Alman Otomobil Kulübü (ADAC), 1974 Şubat’ında, petrol krizinin tam ortasında, otoyollarda hız sınırı konulmasını isteyen bir girişime başkaldırdı. Bu slogan hâlâ bu ülkenin “Leitkültür”ü sayılıyor ve hız yasağı getirecek bir yasaya imza atacak bir politikacı henüz anasından doğmadı deniliyor. Gerçekten öyle bir kural yada yasa Almanya‘da uygulanamaz. Otomobil meselesi hâlâ, Alman kimliği ve dünya görüşü ile doğrudan alakalı. Ama bugün, çağımızın temel sorunları olan küreselleşme, iklim değişikliği ve dijital teknoloji, sarsılmaz Alman imajını yerle bir etmek üzere. Özellikle ABD’de, Alman otomotiv devleri hakkında açılan büyük soruşturmalar bu yeni duruma işaret ediyor. Sektörü iyi tanıyan yazar Stephan Rammler, “Taşıtsız Halk”(2017) isimli kitabında, “Almanya arabayı icat etti, geliştirdi ve ona duygusal ve ekonomik olarak bağımlı hale geldi” demektedir.

Bu bağımlılığı yerinde görmek için yeni açılan ve ünlü rallici Michael Schumacher‘in kullandığı yarış arabalarının sergilendiği ‘MotorWord Müzesi’ni ziyaret ettik. Michael Schumacher gibi bir ismin Alman Otomotiv Sektörü’nün doğduğu topraklarda yetişmiş olmasına hiç şaşırmadık.

İlk uçuş denemelerinin 1910’da yapıldığı ve 1930’larda “Batı’nın Kavşak Noktası” olarak kabul edilen Butzweilerhof Havalimanı, şimdi MOTORWORLD Müzesi olarak yoluna devam ediyor. Yaklaşık 50.000 metrekarelik bir alana yayılan müze araba severler için canlı bir buluşma noktası olmuş. Otel, cafeterya, restorant, satış noktaları ise resmi tamamlıyor. Formula 1 hayranları için özel bir vurgu olarak belirtirsek MOTORWORLD Müzesi dünyanın en önemli motor sporları koleksiyonlarından birine sahip: Formula 1 efsanesi Michael Schumacher‘e ait tüm araçlar burada sergileniyor. Müzede hareketliliğin tüm çeşitliliğini doyasıya yaşıyorsunuz. Hız çağında yaşamanın bir avantajı da bu zaten. En eski klasik otomobillerden, en modern lüks otomobillere uzanan bir halka gözlerinizi kamaştırıyor. Neredeyse olağandışı olmayan araç yok gibi.

Sanıyoruz ki, otomobil, yalnızca Almanlar için çok önemlidir. “At, avrat, silah” atasözümüzdeki at kelimesi ile araba yer değiştirsin, ne demek istediğim hemen anlaşılır! Alman Coğrafya Derneği başkanı olan bir hocam; ‘Türkler, niçin Avrupa içlerine kadar ilerlediler, biliyor musun?’ demişti birgün. İleri sürdüğü ‘hız’ tezi günümüzde de geçerliydi onun için. Çünkü atlarımız sayesinde hızlıydık. O yüzden Avrupa içlerine dek kolayca ilerlemiştik. En hızlı silaha sahip ülke en güçlü sayılmıyor mu bugün? Kültür genlerimiz hız konusunda yine ödün vermiyor. En hızlı arabaya binmek ya da arabayı en hızlı sürmek vazgeçilmezimiz oldu sanki…

Otomotiv endüstrisinin Almanlar için önemini çıplak rakamlar zaten ortaya koyuyor: Bugün bu sektörde doğrudan çalışan 1 milyon kişi mevcut; yaklaşık 1.5 milyon kişi de dolaylı olarak ona bağlıdır. Babam, Ford Fabrikası’nda işçi olarak çalıştığı için belli aralıklarda işletmeyi gezme izniniz olurdu. Kullandığımız arabaları hep Ford markası seçerdik. Öğrencilik yıllarında kendim de aynı fabrikada çalıştım. Dolayısıyla Türk işçilerin üstlendiği ağır işleri ve daha sonra yerlerine getirilen robotları karşılaştırma imkânım var. Doğurduğu sonuçları da değerlendirmek benim açımdan zor değil.

Otomobil olayı sadece ekonomik, politik ve ekolojik bir boyuta sahip değildir. Aynı zamanda, bugüne kadar Alman imajını inşa eden ulusal bir mitin özüdür. Bu nedenle onun bir halk için derin anlamını anlamaya çalışmalıyız. Kısaca; otomobil, Almanların kült nesnesidir, fetişidir, hatta dinidir diyebiliriz.

Nietzsche‘nin hayran olduğu bestekâr Richard Wagner, “Almanlık, kendi iyiliği için yapılabilecek bir şey olduğuna inanmak” manasına gelir iddiasında bulunur. Eğer, bu tanım doğruysa, o zaman araba kullanmak her Alman için mükemmel bir etkinlik sayılabilir. Alman, araba sürerken bir yerden bir yere gitmek konusuna asla girmez. Veya öncelik vermez. Almanın gözünde araba sürmenin bizatihi kendisi önemlidir. Yeni arabalar bugün ortalama 150 beygir gücündedir, yani 25 yıl öncesine göre % 50 daha fazla hız yapma imkânına sahibiz. Amaç yalnızca üzüm yemek olsaydı, bu kadar yüksek performansa ihtiyaç duyulmazdı.

Ancak bir otomobil, ulaşım aracından çok daha fazlasıdır: Arzu objesi, tasarım ikonu, somutlaşmış özgürlük… Ve çoğu zaman hepsi birden. Ekseriyetle arabayı kimin ve nasıl sürdüğüne bakarak karar veririz. Hangi arabada oturduğumuz daha az önemlidir sanki. Peki, sürmek eyleminde belirleyici olan kim ya da ne? Sürücü mü yoksa araç mı? Fransız filozof Bruno Latour‘un dediği gibi, özne ve nesne, sürücü ve araç bir birlik, yani bir tür melez bütünlük mü oluşturur? Bu bir yazılım ise, onu kim veya ne yazdı, bilmek hakkımız değil mi? En azından bu konularda merakımız giderilmelidir.

Teknoloji gibi otomobil de ‘nötr’ değildir. Teknoloji filozofu Andrew Feenberg‘e göre; teknik yapılar/düzenekler, belli bir kültürün değerlerini ve çıkarlarını yansıtan belli kurallar içerir. Mesela otomobil siyasidir, çünkü güç ile ilintilidir. Yazılım sayesinde, bir arabanın teknik kodu bugün en ince ayrıntısına kadar ayarlanabiliyor. Andrew Feenberg‘in tezini doğru kabul edersek, tüm bu müdahaleler sonuçta otomobile dayalı yaşam tarzımızı pekiştirmeye hizmet etmektedir.

Ancak otomobil giderek artan bir şekilde kendi vaatlerine, kendi anlamlarına, kendi doğrularına zarar veriyor. Ezcümle; özgürlük esarete dönüşürken, esneklik zorlamaya, güvenlik tehdide evrilebilir. Almanlar gerçekten kendi iyilikleri için, Richard Wagner‘in dediği gibi, bir şeyler yapmak isterlerse, otomobil sektöründeki herhangi bir kriz, bir başka krizi, yani milli kimlik sorunu doğurabilir.

Wagner’in özdeyişi ile ilgili olarak, Theodor W. Adorno (1903-1969), bir zamanlar Almanların “kendi iyiliği için” “ötekine karşı amansız bir saygısızlık ve hatta acımasızlık” duymasının kendisine hiç te yabancı olmadığını belirtiyor. Adorno, Alman ruhunda zaman zaman “görkemli benzersizlik ile canavarlığın iç içe geçmesi” halinin söz konusu olabileceğini bize 1967 yılında yaptığı bir konuşmada hatırlatmıştır. Bu konuşma geçen ay bir kitapçık(86 sayfa) olarak yayınlandı: “Yeni Sağ Radikalizmin Halleri”. Keşke Almanya’daki dini kuruluşların başkanları Almanca bilseler, bu kitapçıktan hepsine birer adet göndermek isterdim! Tabii ki, bu konuşmasında Adorno, Almanya’nın Nasyonal Sosyalizme nasıl kaydığını irdelemek istiyor. Ancak yorumunda ayrıca otomobil tutkusunun izine rastlamıyor muyuz?

Otomobilin kesinlikle gerekli olmadığı bir ülkede icat edilmesi çok önemli bir nokta. Almanya‘da, ABD ve Kanada‘daki gibi şehirler arası devasa mesafeler yoktur. Carl Benz, 1886’da Motorlu Araba’yı icat ettiğinde, Almanya’da çok gelişmiş bir demiryolu ağı vardı zaten. Otomobil, en başından beri özgürlük ve bağımsızlık duygusunu temsil ediyordu, bir çağdaşlık simgesi sayılıyordu. Ancak 1930’lara dek lüks bir oyuncak olarak kaldı. Halka inmedi. Volkswagen(Halk Arabası) ile Hitler gerçekleştirdi bu sevdayı.

Son yıllarda otomobiller adeta yürüyen bilgisayar olmaya yüz tuttu. Dijital dönüşüm aynı zamanda insanların araba sürüş şeklini de değiştiriyor. Elektrikli otomobil, pek çok kişinin gözünde; yapay zeka ile işleyen özerk araba seviyesine ulaştı. Şöförün neredeyse esamesi okunmayacak. Farklı alanlarda geliştirilen ileri teknolojilerin otomobil imalatında buluşması hareketlilikte yeni bir devrim yaratabilir. Otomatiğe bağlanabilen uçak ve trenlerden sonra kendi kendini süren otomobiller piyasaya çıktı ki bu akıllı teknoloji düşüncemizi, değerlerimizi ve toplumsal hayatı kökten değiştirecektir. Değişecek şey sadece otomobilin kendisi değil, aynı zamanda sürüş paradigması. Geleceğin arabası artık sadece bir ulaşım aracı değil, ağlara bağlı bir ‘mobil’ dünyanın parçası olacak belli ki.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu yeni hareketlilik, insan ve teknik alaşımı hibrit sürücüye yeni bir öznellik, yeni bir yaşam tarzı getiriyor. Bu, belki araba kullanmaktan daha zevkli olabilecek bir kimlik. Tamam; zaman kazanacağız, güvenlik artacak ama direksiyonun gerisindeki irade biz olmayacağız. Özerk araba, bağımsız ve mağrur sürücünün dünyaya bakış açısını değiştirecektir.

Sanırım insanlığı yeni bir ‘mitoloji’ bekliyor…Ve o eskimez şarkı;

Otomobil tuttu yolu
Bu yolda macera dolu
Direksiyon yar elinde
Gönlüm ardına koşulu


birgün dillerden düşer mi acaba?

Alaattin DİKER

Otomobil Uçar Gider” için bir yanıt

  • Bu ne güzel bir yazı? Otomobil iki alanda yolun sonuna geliyor: 1- Şehirleri ‘trafik zamanı’na hapsetmesi.Neredeyse günün büyük süresi araçlarda yol almak için geçiyor. 2-Robot Sürücü ile insanları sürüş zevkinden mahrum etmesi. A. Diker, geniş ufkundan Alman Oto Sanayi ile edindiği güçlü konumu kaybetme tehlikesi ile haberdar ediyor Almanlar yanında bizleri de.

    Liked by 2 people

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s