Foça (Phokaia) Fısıldıyor… Dinliyor Musunuz?…

Yücel Feyzioğlu yazdı…

Tayfaları ile önümdeki kayalıklardan geçiyordu Odysseus. Truva’ya gidiyordu. Kayalar gizemli ıslıklarla çağrı çıkarmıştı. İlk duyan, ilk etkilenen Odysseus oldu. Peri kızları mıydı çağıran, yoksa İonya‘nın özgürce koşup gelmiş savruk kızları mı? Korkuya kapıldı. Aman tayfalar duymasın dedi içinden. Duyan bu davetkâr çağrıdan etkilenip kızlara koşar. Derhal tayfaların kulaklarına bal mumu tıkadı. Tayfalar, uzaklaşıp gittiler…

Aradan üç bin yıl geçti. Şimdi ben geldim Foça’ya… Kulak verdim o fısıltıya. Ne kadar çok, ne kadar çok hikâyesi var Foça’nın. Kayanın üstüne oturdum. Neler anlattı bana neler:

Ah bir bilsen ne zenginliklerim vardı benim… Şafak atarken al-yeşil kanatlı horozum kayaların üstüne çıkardı. Ötüşünü yayardı her yana, sevişenleri birbirinden ayırır, işe koşardı. Onun sesini duymadı tayfalar, çekip gittiler. Yüzyıllar boyunca öttü horozum. Denizcileri gönderdi, denizcileri karşıladı, bağlarda çalışanları selamladı, bir de şarap yapanları… Maun ağacından heykellerini yaptım bir de mermerden. Her eve, her tapınağa, her geminin içine bu heykelleri yerleştirdim, yeter ki insanlarım uyanık kalsın istedim. Sonra bir heykelini altına çevirip can verdim, simgesi oldu memleketimin. Şimdi bana her gelen bağrımı deşip o horozu arıyor. Sende mi o horozu aramaya geldin?

Eşilmiş topraklarına, devrilmiş kayalarına bakıyorum Foça’nın. Evleri kafeleri çekiyor beni. Dar sokaklarına iltica etmiş solcuları merak ediyorum. Neden bir türlü başarılı olamadılar, sormak istiyorum. Ahmet Önel ile eşini, Dr. Ahmet beyi davet ediyorum. Kardeşim Şenay’ın taş evinin serin koynuna sığınıyoruz. Eşimden torun sevgisini dinliyoruz. Ciddi konular mı, “muhabbet edelim” diyor Dr. Ahmet bey. O zaman udunuzu dinleyebilir miyiz. Eskiden beri sızlayıp gelen bir aşk hikâyesi anlatıyor ud (ut) eşliğinde. İshak el Musulî’nin Bağdat’tan Kayrevan’a, Horasan bozkırlarından Basra’ya kadar ulaşan ününü düşünüyorum. “Öylesine büyük bir udî’ydi ki o; ut, parmaklarının bir uzantısı gibiydi” diye yazıyor Binbir Gece Masalları. Ahmet Önel’in bilgece sesiyle Musulî arasında bir bağ oluşuyor kafamda… Eşi barışın sesini getiriyor…


Sonra Foça fısıldıyor bana: Horozum insanlarımı da alıp 50 kürekli 500 yolcu taşıyan gemilerle gitti. Kızlarımız kadınlarımız yalnız kaldılar. Onlar burada hasret çekti, sevgilileri gemilerde. Aşkları hasrete dönüştü ama benim yarattığım uygarlığı yaydılar… Yeni kentler benim eserim oldu. İtalya’da Velia, Korsika’da Alalia, İspanya’da Ampuria, Mısır’da Naukratis ve Fransa’da Marsilya, boğazda Lapseki ile Karadeniz’de Samsun… Hepsi benim kolonilerim. Hepsinin caddelerini denize dikine dikine ben açtım. Denizden gelen esinti soluk getirdi, hayat getirdi.


Anlat anlat diyerek sokaklarını dolaşıyorum Foça’nın. 

Bak diye fısıldıyor. Persler kıskandı beni… Gelip işgal ettiler. Altın horoz nerede diye her yanımı delik deşik ettiler… Sonra başka yabancılar geldi. Büyük İskender, Seleukoslar, Bergama Krallığı, Roma, Cenevizliler, Bizans ve Osmanlılar… Şimdi de Sizler deşiyorsunuz karnımı… Horozumu bulmaya çalışıyorsunuz. Foça gözyaşı ile fısıldıyor bana: Oysa ben neler yaptım? diyor. Hangi tiyatroları oynadım, hangi felsefe benim koylarımda hayat buldu, Homeros burada ne arıyordu, masalım ne, Herodot neden gelmişti, yıktığınız bu surları kim kurmuştu? Caka Beyin işi neydi?.. Bütün bunları araştırdı mı solcular diyor, kendilerinden bir şey kattılar mı?.. Sesimi duyan var mı? Herkes kulaklarına bal mumu tıkamış… Her şey karmaşa içinde. Sokaklar denize inmiyor. Bana bir yardım üürü üüüü!

Kulak veriyorum Foça’ya. Hüzünle anlatıyor: Geçen yıldan bu yana bak ne kadar beton, ne kadar demir, ne kadar taş ve ne kadar çukur…

Yine de bu güzelliğin eşsiz, bu dağların harikalar diyarından biri diye sesleniyorum… Körfezlerin adaları bir sevdalı gibi sarmalamış… Tepelerde rüzgârın var, göklerin mavilikler… Kıyılarında sevgililer dolaşıyor…

Foça’nın altın horozu yüksek sesle cevap veriyor: Üürrrü üüüü! Kulaklarınızdaki bal mumunu çıkarııın! Kulaklarınızdaki bal mumunu çıkarııın! Sesim size ulaşsııın! Üürrrü üüüü!..

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yücel FEYZİOĞLU

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s