Emin Işık, Hocamızdı…

Müjdat Uluçam yazdı…

Emin Işık, bizim hocamızdı. Tefsir Usulü dersimize girmişti. İmam-Hatip’ten İbrahim Özgül Hocamız da ondan sitayişle bahsederdi. “Beni etkileyen hocalarımızdan birisidir“, derdi. “Devleti Kuran İrade” kitabını tavsiye etmişti. Aslında fakültede kıraat hocasıydı. Diğer sınıflara kıraat dersine giriyordu. O’nun sınıfından çıkan talebeler hep neşeliydi, mutluydu. O’nu da ders çıkışı hep mutlu, neşeli görürdüm.

Sonra biz Emin Hoca‘nın Marmara İlâhiyat Fakültesi Camii’ndeki hutbelerini dinledik. Her bir hutbe bir konferans gibiydi, celâllenirdi Hoca, yürekten konuşurdu. Bir haftalık enerjimizi alırdık. Ömer Faruk Harman ile Necip Taylan hocalarımız bile onu pür dikkat dinlerdi. Zaman zaman Kubbealtı konferanslarında da karşılaşırdık Emin Hoca‘yla.

1993’te Pendik İmam-Hatip Lisesi Mezunlar Derneği’ni kurduğumuzda her yıl Mehmet Âkif‘i anmak, yâdetmek bizim vazgeçilmez ilkemiz olacak, demiştik. Tabii ki ilk aklımıza gelen Emin Işık Hoca oldu. İki yıl birlikte gerçekleştirdik bu programları. Mustafa Uzun ve merhum Selçuk Eraydın hocalarımızla birlikte. Çamlıca‘daki evlerinden alıp Pendik‘teki Kültür Merkezi’ne giderken ve dönüşteki anlar unutulacak gibi değildir.

Yıllar sonra Kültür A.Ş.‘de göreve geldiğimde ilk aklıma gelen isim yine Emin Işık Hoca oldu. “Mesnevî Sohbetleri” seminerlerini başlatmak için. Ne yalan söyleyelim, ilk aklıma gelen, gönlümdeki ilk isim o idi, ama biraz da endişe ediyordum. Hoca, celâlli adamdı, inandığını, düşündüğünü dobra dobra söylerdi, ne zaman kime ne söyleyeceği belli olmazdı, fincancı katırlarını ürkütebilir, bir geleneğin inşası fikri akamete uğrayabilirdi. O yüzden geleneğin inşasını önceledik ve başka bir isimle başladık. Fakat uzun sürmedi, iş gerçek sahibini buldu ve Emin Işık Hoca Mesnevî seminerlerine başladı. Zaten başka yerlerde de yıllardır bu işi aşkla, şevkle sürdürüyordu.

Sonra biz Hoca’yı pek çok anma, saygı programında konuşmacı olarak ağırladık. Tanımadığı, bilmediği, arkadaşlık, dostluk yapmadığı kimse kalmamıştı adeta. Nurettin Topçu‘nun da Fethi Gemuhluoğlu Ağabey‘in de has talebesiydi. Mahir İz‘i de Bandırmalı Ali Efendi’yi de, Kani Karaca‘yı da çok iyi biliyordu.

Emin Işık Hoca, bizim seminerlere başladıktan bir müddet sonra “Belh’in Güvercinleri”ni yazdı. Belki daha önce başlamıştı yazmaya. Bilemiyorum. Yazarlar Birliği tarafından ödüllendirildi. İsmail Kara da yıllardır Emin Hoca’dan bir Nurettin Topçu kitabı bekliyordu. Nihayet o da müyesser oldu ve Hoca son eserini de yazarak bizlere veda etti. “Nurettin Topçu: Çağdaş Bir Dervişin Dünyası”. Bir ara Hocama, nehir söyleşi tarzında bir röportaj kitap teklifinde bulunmuştum. Zannederim 3 yıl kadar önce. Nurettin Topçu kitabını yazmak istediğini söylemişti, daha sonra bakarız, demişti.

Topçu‘yla ilgili kitabını okuduktan sonra telefonla aradım, kendisini tebrik ettim, sevindi, memnun oldu. Meğer son görüşmemiz imiş. Emin Işık Hocamızı çok severdim, anlatamam. O’na özenirdim, O’nun gibi olmak isterdim. Örnek bir insandı, ilim ve fikir adamıydı, edipti, şairdi, musikişinastı, mesnevihândı, iyi bir hatipti, dînî ve millî hisleri güçlü, dipdiri, heyecanlı, azimli, üretken samimi bir müslümandı. Allah rahmet etsin, mekânı cennet olsun inşallah…

Müjdat ULUÇAM

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s