Bayramlık Ayakkabı, Niyet ve Pay Etmek

Suna Kızılırmak yazdı…

Çocukken alınan bayramlıklara bakıp bakıp, bir ân önce sabah olsun diye heyecanla uyuyamayışlarım bayrammış meğer… 

Sonrası yok. 

Şimdiki çocukların çoğunda o heyecan bile yok. Bunu görüyorum. 
Peki niye yok? 

Çünkü bayramdan bayrama ve şehre panayır gelince yeni kıyafet belki bir de oyuncak alınan çocuklardık biz. 

Azdı, yoktu, beklerdik, beklenen, arzu edilen her şey kıymetliydi. 

Bayramdan günler önce alınmışsa bile ayakkabılarımız ‘kirlenir’ diye ev içinde volta atar da kapı dışına hiç çıkmazdık. Çünkü yeniydi, çünkü gıpgıcırdı, çünkü ondan başka yeni ve güzel başka ayakkabımız yoktu. Ayağımızı eski ayakkabınız sıksa da, dar gelse de, patlayıp eskiyip yırtılmışsa da hayır o ayakkabı bayramlıktı, bayram sabahı giyilecekti. Ve tüm çocuklar bu bilinçle sabreder heyecanla beklerdik o sabahları. Hele ki bayram kahvaltısı edilip uygun vakit ev dışına ana baba yanında ilk çıkışımız yok mu..? Off..! 

Ayakkabılarımızı, kıyafetlerimizi toprakla, gökle, sokakla ve komşu çocuklarla sessiz sessiz ilk tanıştırışımız.. Aman Ya Rabbi! 

Ne heyecan.. 

Ne çok özlenen ânlar onlar. Geri gelmeyen ve de yaşatmak istesen de yitirilen. 

İşleri bitirip dün akşam olmak üzereyken benim serçelerin ellerinden tutup adı ‘bayramlık’ olan, sırf bilip yaşasınlar istediğim, yaşasınlar ki onlar da kendi çocuklarına yaşatsınlar temennisiyle kıyafete ihtiyaçları yok ama yeni ve bayramda giyilmek niyetiyle yani ‘bayramlık’ için çorap-çamaşır almaya çıkalım dedim. 

Oğlum gelmedi bile. 

-Ne gerek var anne, sakın bana ütülü bir şeyler giydirme, eşofman ya da şort üstüne bir tişört giyerim tamamdır hem nereye gidiyoruz ki bayramda..? dedi, gelmedi. 

Üzüldüm elbet ama aldım da yeni atlet külot ve çorabını, gece ütülü kıyafetlerini de hazır ettim şu ân yatağı başında sandalye üzerinde bekliyorlar. Rahat edemeyeceği düşüncesiyle mız mızlanarak giyecek olsa da olsun beni böyle hatırlasın! O da bu hüzün ile yapsın yaşatsın diye… Kızce heyecanla uyudu o çok çocuk daha ve süslü bir kız, yeni, renkli, süslü her kıyafete çoraba, tokaya, ayakkabıya hayran zaten. 

Böyle işte; Bayram bu.. Bayram bu kadar. Bayram; Bir anılarda bir de birilerini sevindirme telaşında olmak, yaşatmak arzusunda olmak da var. 
Bu tatlı koşturmalar, şeker tadı, limon kolonyası falan kadar işte.. 

Yoksa ne o babaanneler, anneanneler, dedeler, amcalar, dayılar, teyzeler, halalar, ana-babalar”lı kalabalık bayram sofraları, ne de o büyüklerin çoğu kaldı. Geçti gitti ne çok şey bu dünyadan. Biz de geçip gidiyoruz ve anılar bırakmak istiyoruz her neslin, her insanın içinde getirdiği bu his ile. 

Bunları âdetleştirip, aktarıp, âdeti geleneği sürdürme yaşatma çabasında olmak kadar bayram ve bu da boş bir uğraş değil. 

Bir hayvanı, bir canı, bir masumu boğazlamak hadisesine gelirsek; Allah’ınızı severseniz etsiz aşınız yok, tavuk dönerler, kebaplar, köfteler, zamanenin hamburgerleri…vb. için de hayvanlar kesiliyor. Hem de sürü sürü. Hem de katliam yaparcasına… 

Hamd’ın, şükrün, düş’ün, duan var ise kurban kurbandır. Bire bir biz kesmesek de bu kesilen hayvanların etlerini nasılsa alıp yiyoruz.. 

Ee madem sindirdik bir bedel uğruna bu cân alma işini o zaman kim neye kurban olur, kim kim için olur, kime neye kurban verilir bu evvela hissiyatımızda ve niyetimizde olmalı. 

Bana kalsa(!) evet bana kalmış olsa kendi kararımı verip uygulayan olsam bu hususta kurban kesmez, kurban etmez idim bir canlıyı. Kurban edilecek hayvan bedeli kadar bir garibana ulaşmak onun etten de evvel gelen ihtiyaçlarına yetişmek hele şu zamanda ev kirası, market manav eksiğini, çocuklara kıyafet, hastane masraflarına falan yardım etmek hem de bunu gizli sessiz yapmak daha evlâ daha yeğdir benim kalbimde ve düşüncemde. Elimden geldiğince de böyle yapma gayretinde olacağım ve çocuklarıma bunu aktarabilme gayem de ne çok şeyden önde olacak. 

Madem kestik işte şimdi, asıl şimdi yerini buldurmak zamanı, bir günahı affettirmek istercesine! 

Asıl amacının ‘paylaşmak’ olduğunu hatırlamak buzluğa ‘etlik’ değil de ihtiyaç sahiplerine, komşuya, akrabaya ve eve hakkıyla bölüp, pay etmek zamanıdır. 

Niyet yerini bulursa o ellerden o kanlar ancak o zaman temizlenir yani kurbanın kefareti eşit pay ile olur inanışı ile…

Affola, Kabul ola, Mübarek ola…

Suna KIZILIRMAK

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s