Af Ki Leyla! Ah Ki Mecnun’dan…

Yasemin Kapusuz yazdı…

Dert ağlatırmış, aşk söyletirmiş. Biz şimdi şöyle desek ki; aşk söyletir, dert dinletir imiş.

Bizim Mecnun’u hatırlarsınız. Hani Kays, Leyla derdiyle kurtlarla, kuşlarla söyleşir olmuştu. Her nereye baksa leyli idi her gördüğü her işittiği.  Yer gök hep leyli demedeydi. Leyli demedeydi kainat. 

And olsun ki leyli idi, mübarek!… Gönülden gönüllere ilhamdı.  İlhamıydı elbette Mecnun’un.

Yeşildi, ıraktı, durgun sularda taştı ruhu.

Maviydi,  martılar gibi su üstüne yazdı. Yazdıkça duruldu.

Siyahdı sonra. Simsiyahdı. Yüreği çalındı. Yüreğini çaldı ah ki Mecnun’un. Ve aşk ekti enginlere, sevda mayaladı gönüllere.

Sakinlikti, sükutu sevdi.

Sabırdı, dinginlikti.

Gökte buluttu, gündüzü bilinmedi, geceyi bildi, hiç görünmedi.

Çöldü, seraptı, ansızın kaybolandı. Ama çöl olası gözlerinde Mecnun, Mecnun olsun istemedi. Boğulsun istemedi. Hiç! Hiç istemedi. Hiç’ti. Dil hun idi Ahh’dan.  Çak çak idi yüreği firaktan.

Bilinmeyi isteyenlerdendi leyla. La mevcude illa Aşk idi. Mesnevilerde adı Mecnun ile anılsın istemedi. Acımak nedir ki Mecnun’a. Yandı. Ahh ki yandı.

Çöl karası, çöl Leyla‘sı, kara kuru, çirkin Leyla oldu Mecnun hatrına. O, fenafi’l Mevla iken leyla ne idi ki? Hayal mi? Rüya mı? …

 Leyli… Ah ki  leyla… Akıl ve fikirle bulunamayacak olandım.

Ana karnındaki bebek gibi kanla beslendi. Mecnun’un kanlı yaşlarından, defineye malik virane oldu. Aradılar, aradılar Leyla‘yı.

“Ben bende değilken, ben kendimi bulamamışken kim beni nerede bulası? Kim beni nasıl bilesi?…

Ilgıt ılgıt esen yeldim baharda. Saçlarım dağıldı ağıtlarla. Feryadım yıldırımlara eşti. Ağıt yüklü bulutlar indi gökten, şairler topladı gökten damlaları. Kimde aşktan bir iz varsa benden bildi. Bütün nağmeler bendendi. Sevilmeyi isteyendim. Şiirler bendendi, bendendi meşk muhabbeti, marifetim, “hakikat” tim. Adım ile bir yazdılar Mecnun’u. Yaktılar ki beni ahh yaktılar. Kaç yangın kaldı benden geriye? Kaç bahar? Kaç çöl?…

 Ben, ben diye diye. Delilik bendeydi, çılgın bendim. Aşkımdı söyleten.

  En çok da çöldüm. Yağdım gözlerine. Yağdım ah yağdım.”

 Af Leyli, deli gönlüm, ah bu gönlüm, ahh!

 Gönlün nerede?… Sen neredesin?…

Ve… Bizim Mecnun’u babacığı alıp da Kabe’ sine götürmüştü. Leyla’yı unutsun diye… Kim ki büyük imtihandaysa Kabe’sine varırdı, gönlünün en derinine. Mevlasını çoktan bulmuştu ki Mecnun.

Dua etti aşk dilinden, hal dilinden, hayy… Hakk…

Fuzuli dilinden, bizim gönlümüzden geçen duaları…

“Yâ Rab bela-yı aşk ile kıl âşîna beni
Bir dem bela-yı aşktan kılma cüdâ beni

Az eyleme inayetini ehl-i dertten
Yani ki çoh belâlara kıl müptelâ beni

Gittikçe hüsnün eyle ziyâde nigârımın
Geldikçe derdine beter et müptelâ beni

Öyle zaîf kıl tenimi firkatinde kim
Vaslına mümkün ola yetürmek sabâ beni

Nahvet kılıp nasîb Fuzuli gibi bana
Yâ Rab mukayyed eyleme mutlak bana beni”

         Amin dedi Leyla. Amin dedi cümle aşıklar.

                               Af ki Leyla… Ah ki Mecnun’dan…

Yasemin KAPUSUZ

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s