Acı Anılar: 17 Ağustos Depremi…

Gönül Keskin yazdı…

Acı anılar!…

“Sanki bir dev gelmiş, herşeyin üzerine basmış, herşeyi ezmiş” Tam 20 yıl önce ancak hala dün gibi… Sanki bir kıyameti yaşadık, sadece el ve ayaklarımızın konuşup şahitlik etmediği kaldı. 17 Ağustos 1999 gecenin üçü, çok sıcak bir gece, deprem olduğunda o şiddetli sarsıntı ve derinden gelen uğultular, seslerden sonra, yatağımızda uyurken bir şey üzerimize çöktü. 4 katlı bir binada oturuyorduk. Biz 3. kattaydık.. Üst katın üzerimize çöktüğünü ve kıyametin koptuğunu düşünmüştüm. Bir yandan, yan odadan anne anne diyen, 8 ve 10 yaşındaki çocuklarımıza ulaşamamanın sıkıntısını yaşıyor, bir yandan da son nefeslerimizi aldığımızı düşünüyordum.

Üzerimde beni kıpırdatmayan hareketlerimi engelleyen bir şey, bir ağırlık vardı. Hatta Allah’ım alacaksan bir an önce canımı al diye, çektirme diye de dua edip, teslim de olmuştum. Bir yandan umutsuzluk, bir yandan çocukların sesleri, dışarıdan gelen uğultular, sesler, bağırışlar… anlatılır şeyler değildi yaşadıklarım. Meğer üzerimize tavan çöktüğünü sandığım şey, odamızdaki büyük elbise dolabımızmış. Yatağımıza 1 metre mesafedeydi, ev yan yatınca oda üzerimize devrilmiş. Bir şekilde eşimin gayretleriyle altından çıktık. Çocuklarımıza ulaşabildik. Binamız yan yatmıştı. Sapasağlam, bir tırnak kadar bile çatlak ve patlak, yıkıntı olmayan evimiz zemin kötülüğünden yan yatmıştı. Bina ne kadar sağlam olursa olsun, zemin kötüyse sonuç da kötü oluyor.

Can pazarı yaşanan o karanlık gecenin diğer ayrıntılarını anlatmak bile istemiyorum. Sabah olup, gün ışıyınca 8 yaşındaki oğlum, etrafımızdaki perişanlığı, yıkıntıları görünce, hayret, şaşkınlık ve korku duyguları içinde “Sanki bir dev gelmiş, herşeyin üzerine basmış, herşeyi ezmiş” diyerek kendi dünyasına uygun bir tanımlama yapmıştı. Herkes farklı şekilde acılar yaşadı. Deprem sonrası, bir arkadaşımın anlattıkları da başka bir gariplikti. O gece eşi alkol almış uyumuş daha doğrusu sızmış. Deprem olunca arkadaşım ne yapsa eşini uyandıramıyor. Mecburen 5-7 yaşlarındaki 2 çocuğunu alıp apartmandan dışarı atıyor kendini. Herkes sitelerinin bahçesinde toplanmış, orada beklemişler. Onların sitelerinde binalarda, yan yatma ve yıkım olmamış. Sabah eşi kendine geliyor aşağıya inip onları bulduğunda arkadaşımı şort atlet görünce kıyameti koparıyor, sen böyle nasıl inersin diye. Arkadaşım ne dese onu sakinleştirememiş. Tabi kendisi o dehşetli sarsıntıyı yaşamadığı için, durumun vehametini anlayamıyor, sitelerinde yıkıntı da yok zaten. Sonra oturdukları yerden çıkıp, şehrin içinde dolaşıp 3 saat sonra döndüğünde, o kükreyen adamdan eser kalmamış. Çökmüş, korkmuş, şaşkın, perişan bir halde dönmüş, bir daha da karısına sen nasıl böyle çıkarsın dememiş, suspus olmuş.

O gece, herkes canını kurtarma derdinde olduğu için, yarı çıplak dışarıya çıkmak zorunda kaldı. Benim namaz sabahlığım el altında, kapı arkasında, açıkta asılı olduğu için alıp çıkma şansım oldu. Yoksa dolaplar yıkılmış, çekmeceler birbirine girmiş bir şey almanın o an imkanı yoktu. Hatta ben 2 sabahlık alıp çıkmıştım birini de okul bahçesinde bekleyen bir arkadaşıma vermiştim. Bir komşumuzun da protez bacakları vardı. Onlar da karanlıkta nereye kaydığı, savrulduğu belli olmayan protezleri el yordamı ile ararken çok zor anlar yaşamışlar.

Can kayıpları konusuna hiç girmek istemiyorum. Çok kederli konular. Asla anlayamayacağım bir şey de, deprem sabahı terkedilmiş binaların, hırsızlar tarafından soyulması oldu. Şehir yıkılmış, harap olmuş, evler birbirine girmiş, herkes bitik, perişan, çıkarılmayı bekleyen ölüler yaralılar var. Yıkıntılar enkaz altında kalanlar yardım bekliyor. Herkes onları çıkarmanın kurtarmanın derdine düşmüş, çoluğunu çocuğunu, eşini dostunu bulmanın derdinde. Hırsızlar da çalmanın derdinde. Nasıl bir şeytanın esiri bu insanlar, nasıl bir psikolojileri var. Evlerin önüne kamyon dayayıp eşyaları çaldılar. Nasıl bu kadar vicdansız olunur akla ziyan, bu yıkıntıların arasında insan hiç etkilenmez mi?

Bu depremin bizdeki izleri asla silinmiyor. Hala derinden gelen bir ses ya da ufacık bir sallantıda aynı dehşeti yaşıyorum. Tekrar aynı şeyler olacak sanıyorum. Ancak yeni yeni depremi düşünmeden uyumaya başladım. Allah’ım bir daha yaşatmasın.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Gönül KESKİN

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s