Ah Ulan Şekspir

Alaattin Diker pazar sohbetinde Shakespeare’i anlattı…

Aydın münevverimiz Alev Alatlı‘nın Şekspir ‘ironisi’ ile ‘ad hominem’ iddiası haberler ağına düştüğünde bir Ortaçağ şehrinde kahvemi yudumluyor; Suriçi iklimini teneffüs ediyordum… Gezi anılarımı Eylül ayından itibaren yazmaya devam edeceğim tabii. Ama bu pazar hayata farklı bir pencere açmaya ne dersiniz? Ayrıca Kurban Bayramı‘nı yeni idrak ettik. Onu tekrar kavramış oluruz belki…

Ne bir edebiyat eleştirmeni ne de bir edebiyat tarihçisiyim. Bu nedenle Shakespeare hakkında özel bir değerlendirme yapmam doğru olmaz. Bildiğim kadarıyla İngiliz şaire ilk sataşan Aydınlanma düşünürü Voltaire olmuştur; ‘bu hadsiz mi bana medeniyet öğretecek’ diye âdeta höykürmüştür. Ancak ilgimi çeken asıl husus; muhteşem 13. yüzyıl Şark Edebiyatına (Saadi, Mevlâna vd.) karşı Batılı aydınların özellikle onu örnek göstermesidir. Alman şair Bertold Brecht ise bu konuda temkinlidir, çünkü ona göre birkaç Shakespeare mevcuttur. Tıpkı bizim Yunus Emre gibi…

Ben, İngiliz yazarı eserlerinden ziyade Fransız antropolog Rene Girard üzerinden tanıdım. Rene Girard‘ın taklit teorisi, tüm beşeri kültürün taklit ihtiyacından doğduğunu ileri sürer. Felsefi, edebi ve dini birçok çalışma bu teoriyi ele almış ve Girard, en sonunda kendi teorisini Batı edebiyatının en önemli bir yazarına uygulamıştır: Shakespeare‘in kahramanlarının temel taklit gereksinimini nasıl takip ettiğini ve böylece onların gözümüzde nasıl büyüttüğünü gösteriyor ‘Haset Tiyatrosu’. Bu kitap, sadece Shakespeare ve tiyatrosunu değil, aynı zamanda edebiyatı ve çağımızdaki rolünü de aydınlatıyor.

“Mimetik Teorisi”nde René Girard, insanı, yabancı varlık tasarımlarını taklit ederek hayat güvenliğini sağlamayı amaçlayan kültürel bakımdan eksik ya da kusurlu bir canlı olarak tanımlar. Sanki öyle olmalısın, der gibi yemek yerken, konuşurken, giyinirken, bilgilenirken veya yargılarken birbirini taklit etmek. Bu yüzden, bırakınız vicdanımıza kulak vermeyi kendi özgür irademizi bile uyandırmadan yaşayıp gidiyoruz işte! Kimsenin gözüne batmıyor bu halimiz aksine herkesin yaptığını yapıyoruz. Ve kendimizi öyle daha iyi hissediyoruz!

Peki, gerçekten iyi hissediyor muyuz? René Girard bundan şüphe duyar: İkinci doğamıza, yani alışkanlıklarımıza göre taklit ettiğimiz çok şey onu rahatsız eder, çünkü herkes aynısını yapmaktadır. Vicdan tarafından bilenen irade, kör taklide ve yol açtığı çürümeye karşı bireyi ‘insanlaştırmanın’ en önemli ‘şans’ olarak kabul edilir. Bir insan olarak, harekete geçmeden önce kişinin sürüden ayrılması ve kendi eylemlerinin sonuçlarını düşünmesi elbette mühimdir.

“Yaptığım şey için yorum (…) terimi uygun değil. Benim işim çok daha basit. İlk defa, bir metni şimdiye dek olmadığı şekilde tam olarak okudum: Arzu, çatışma, şiddet ve kurban kavramlarını içeriyor bu okumalar. İncelemeyi yazma neşesi, mimetik yaklaşımın izin verdiği ölçüde, metindeki yeni keşiflerden besleniyor.”

Bu büyük bir iddia. Girard‘ın, Shakespeare‘in yazdığı dramlar ve sonetleri okuduktan sonra geliştirdiği bu özel bakış açısı edebiyat tarihinde bir devrim olmayabilir, ancak tiyatro insanlarına yeni bir perspektif kazandırdığı kesinlikle doğrudur. Anglo-Sakson bölgesinde bu kitabın çok önemsenmesi ve her şeyden önce konuya vakıf aktörler ve yönetmenlerin dikkatini çekmesi, radikal yeni bir bakış açısı için minnettar olamayacakları bir başka ilgiye dayanıyor. Shakespeare‘in yarattığı bazı karakterler hakkında Girard şöyle yazıyor:

“Mükemmel bir kadının mutlu sahibi, kutsal bir sırrın rahibinden daha az gizemli olmamalıdır. Collatine ektiği şeyi biçer. Kısaca; Shakespeare, tecavüz suçunu basitce tek bir erkeğin üzerine yıkmaz, her iki erkeği de yakında birbirlerini cezalandıracakları bir suçun faili olarak suçlar. Collatine, karısının güzelliğini sadece kıskançlığın parıltısı altında takdir etmektedir. Kıskançlık onun için mükemmel bir afrodizyak, gerçek bir aşk iksiridir. Tarquinius’un arzusunu da kıskançlık belirler ama Collatine aynı açmazın içine düşmüştür zaten. Tarquinius’un kıskançlığını kıskanmak onu rakibinin taklitçisi yapar, ikisini de eşit kılar. Kahraman ve kötü adam arasındaki fark kaybolur.”

Yani Girard, birbirleriyle yakın temas halinde yaşayan insanların taklitçi davranışında beşeri çatışmalarının asıl nedenini görüyor. Bu, bir anlamda “bulaşıcı” olan ve şiddeti tırmandıracak bir rekabete ve kıskançlığa yol açacaktır. Ve olayı doğuran ilk ‘nesne’ unutulacaktır. Bu nedenle bir günah keçisi arayarak duygusal arınmayı Girard doğru bulmaz; eğer birey, kendini ortak duygulara kaptırmaz ve vicdanının sesine kulak verirse, bu insanlık dışı mekanizma kırılabilir ancak. 

“Birinin arzusu, arkadaşının coşkusuyla yeniden canlanırken, bu yeniden canlanan arzu, tam da özlediği rekabetten korkar… Birbirinden ayrı tutulması gereken değerler ve anlamlar karşılıklı birbirini zehirler: dostluk ve cinsellik, kazanç hırsı ve cömertlik, barış ve savaş, aşk ve nefret.”

Girard‘ın taklit paradoksu dediği şey, Shakespeare‘in bize öğrettiği gibi her zaman ve her yerde toplumsal çürümeye neden olmaktadır. Öte yandan, müminlerin her birini kendi vicdanlarına yönlendiren ilahi bir dinin etkili olabilecek tek çare veya çıkış yolu olduğunu sezmektedir. Din filozofu Girard‘ın ana tezi; vahiye dayalı ilahi bir dinin esas itibarıyla arkaik dinlerden farklı olduğunu, çünkü tarihsel olarak şiddete başvurmayı ve günah keçisi aramayı ilk kez ilahi dinlerin eleştirdiğini ve sırf bu yüzden kan dökmeyi kınadığını belirtir.

“Kurbanın iyileştirici niteliklerine olan inanç ‘rasyonel’ değildir, ancak iyi gerekçelendirilmiştir. (…)Kurban, insana hizmeti amaç edinen siyasetin özgün biçimde arınmasını temsil eder.”

Rene Girard, sadece ilahi dinlerde, şiddet kullanmanın sürekli olarak feshedildiğini, aşkınlığa ulaşmanın tek yolunun bu olduğunu görmektedir. Örneğin Hristiyanlık, antik dinlerin kutsal gücüne ket vurmuştur. Aralarındaki en önemli fark, İncil‘in kurbanın masumiyetini tanımasıdır. İsa Peygamber‘den sonra, artık kurbanı öldürüp suçsuz sayılmıyoruz. Bireysel veya toplumsal suçlar için ‘günah keçisi’ aramayı bırakmaya çağrılıyoruz. Bu nedenle Hz. İsa‘nın getirdiği din, insanlaşma yolunda kaçınılmaz bir ilk adımdı. Girard daha önce kollektif duyguların bulaşma riski hakkında yazmıştır. Almanya’da yaşanan Nasyonal Sosyalizm ve Rusya‘da uygulanan Komünizm tecrübesi, beşeri zulmün alacağı boyut açısından Girard‘ın ilgi alanına girmiştir hep. 

Girard‘ın Shakespeare hakkındaki görüşleri de dogmatik olduğu kadar özgün ve verimlidir, çünkü yalnızca taklit teorisini doğrulayan birşeyler bulmak istemektedir. Girard tartışılmaz olmadığından, bu kitapta eleştirmenlerine sık atıfta bulunur ve onlara kendi sınırlarını gösterir.

“Bağlamsal argümanlar mimetik okuma tarzını tehlikeye atmak için yeterli midir? Hiçbir şekilde, zira kıyaslayacak olursak mimetik anlam bir güneş gibi parlar.”

Girard’ın Shakespeare’in eserlerinden ortaya çıkardığı ilk şey, oyunlarının özellikle tiyatrocular arasında kabul görmesinin kendi savlarının uygulamada ispatlandığını düşünmesidir. Girard‘ın tezleri hala güncel, çünkü yaratılıştan gelen fıtratın sağlam yapısı kültür(ler) alanına girerken sarsılır; başka kültürlerin kucağında huzur ve emniyet ararken taklite yeltenip başarısız oluruz, ve bazen – siyasal ideolojilerde olduğu gibi – toplu halde korkunç bir çılgınlık içine girebiliriz. Ancak en sonunda suçluluk duygusu ile başbaşa kalırız. İşlediğimiz günahların kefaretini ödeyemeyiz. 

René Girard‘ın sürekli olarak bu olguya işaret etmesi onun unutulmaması için tek başına bir gerekçedir. Shakespeare’in çağdaş çeviri ve yorumları ne yazık ki fazla ‘lâik’. Halbuki onun dini değerlerin ağır bastığı bir toplumda yaşadığını ve eserler kaleme aldığını iyi biliyoruz. Bu noktayı atlamayalım.

Alaattin DİKER

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s