Dünyanın Öbür Ucu

Yasemin Kapusuz yazdı…

Gittim. Dünyanın öbür ucuna kadar yolun var, dedi. Nasıl gidileceğini bilmiyordum ama yolcusu çoktu oranın. Kime sorsam bilirdi. Sora sora dünyanın öbür ucu bulunurdu nasılsa.

Kirli çamaşırlara öyle bir gömülüşü vardı ki… Ben gidiyorum, diyebildim sadece. Ekibim hazırdı. Yolun açık olsun, dedim kendi kendime. Şu an kimsenin umrunda değilim, diyordum ki babaannem seslendi ardımdan.

Nereye gidiyosun kuzum, bir gün bir yerlerde kaybolacaksın, dedi.

Kaybolmak mı? Ne mümkün. Avuç içi kadar köy. Nerede kaybolacağım?…

Kirli çamaşırlardan başını kaldırdı annem. Annesinin annesi, derdi bana. Çok severdi, bilirdim. Ama çamaşırlarla fena halde başı dertteydi. Bu kimseyi umursamaz, dağla, taşla, toprakla dost halimle ben de kimsenin umrunda olmamayı hak ediyordum zaten.  Büyüyünce daha çoook düşünürdüm hak hukuk okumak için ne kadar test sorusu çözmem gerektiğini de. Şimdi çiğdem zamanı. Yusufçuk görmek de mümkün olabilir dereye doğru gidersek. Kurbağalarla oynarız biraz da. Önce dağ başlarında kına taşı bulmalı. Kendimizi bulmuş gibi sevinmeliyiz. Başarı mı mutluluk mu seminerleri, programları başlamadan pınar başında buldum kendimi. Arkamda bir ordu. Okları hazır. Ben ve arkadaşlarım. Sürü halinde… Çeşmenin başındayız.

Efsanelere efsane eklenir mi, bilmem. Fatma Pınarı idi pınarımızın adı. Adını Dedem-ler koymuştur muhtemelen.  Köylüler anlatmayı severdi ben de dinlemeyi. Dinleye dinleye bir gün yazmayı öğrenirdim herhalde. Buz gibi suyun başında çobanın, çok uzaklaşmışsınız köyden, ihtarına aldırış etmeksizin patika yollarda, dünyanın öbür ucunda olmaktan son derece mesuttuk.

Ortaokula başlayacak kadar büyümüştüm. Çift haneli rakama geçmiştim. Yaşım, on idi. Burnum da büyüktü zaten. Söz dinlememekten değil de kendimi çok dinlemekten. Başımı alıp gitmelerden. Köyün delileriyle korkuturlardı beni. Bir gün karşına çıkar, seni korkutur, yüreğin çatlar derlerdi. Çatlatmayın yüreğimi Allah aşkına, onlar her yerde, derdim. Onlar deli, siz dolu!

Pembe pembe ilaçlar. Öyle güzeller ki… Kim bırakmış bunları çeşme başına?

Ne yapmalı? Doktorculuk oynayabiliriz pekala. Her zaman bir çeşme başında ilaç bulamayız ya.

Doktor kim olacak? Portakalı soyalım, başucumuza koyalım. Çıka çıka çıkalım, sayışmacalar yapalım. Aklı karıştırmazsak boyca en büyük olanımız doktor olabilir. Oyun başlayabilir. Oyun içinde oyunlar da denebilir, felsefeden sonra, mantıktan öte.

Soğuk suyla ne kadar da kolay içiliyordu pembe pembe ilaçlar. Dünya dönmeye başladı içtikçe. Meğer dönen dünya değilmiş, başımızmış. Midemiz de bulanmaya başlamışsa… Eyvah! Tüh! Yazık! Vs. Bu bulantıyla ve baş dönmesiyle annemin yanına nasıl geldiğimi hatırlamıyorum.

Dünyanın bir ucunda değil miydim ben?

Yavrum, yavrumun yavrusu, yüreğimin yarısı ölüyor, diyordu babaannem. Şalvarının paçalarını da sıvamıştı. Bir helvamız eksikti.

Annem bıraktı kirli çamaşırlarımızı. Kase kase yoğurt yedirdi hem bana hem kız kardeşime.  Gözümün önü yavaş yavaş aydınlanıyordu. Dünya daha aydınlık sabahlarını kaybetmemişti. Bekledi başımda. Annem, hay başımıza gelenler diye çamaşırlarını unutmuştu nasıl olduysa. Gerçi çamaşırlar, küllü suyla ocakta biraz daha fazla kaynarsa daha da beyaz olurdu. Sonra Ayşe teyzenin çamaşır suyu reklamı için bize kadar yorulmasına gerek kalmazdı. İpe bembeyaz çamaşırlar  asmak lazımdı. Elâlem ne derdi sonra!…

Ertesi gün pembe ilaçların sahibi yaşlı amca geldi. İlacımı çeşmenin başında unutmuşum. İyi ki hepsini içmemişsiniz evladım, dedi.

İyi ki hepsini içmemişiz anne, dedim. Ben şimdi çocukluğu bırakayım da sen şu dünyanın öbür ucuna göndersene, beni. Kimler var orada görmek istiyorum. Dünyanın yine dengesi bozuluyor. Tahteravallide havada kalmış gibiyim. Gideyim. Gitme, diyeyim. Gitmek isteyenin önünde dağ olsa dayanmazmış, bileyim. Gidenlerin ardından yas tutacak yaşa geldim artık. “Gençtim. Ölmedim.”

Gözden uzak, gönülden de uzakmış?… Haklısın. Beni doğurmuşsun da gönlümü doğuramamışsın. Dünyanın öbür ucu, diyorum. Neresi?

Dünyanın öbür ucu mu?

Dünyanın öbür ucu işte!…

Yasemin KAPUSUZ

Dünyanın Öbür Ucu” için bir yanıt

  • Bir solukta okunasi bu guzel hikaye icin kalemine yuregine saglik guzel arkadasim.
    Gittim tâaaaa cocukluguma. Hatirladim ben de pek cok guzel dunyanin bir ucuna gidislerimi. Bir tebessumle beraber…

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s