Kategori: Adnan İSLAMOĞULLARI

Ezelî Bir Mağdur ve Ezelî Bir Maglûp: Cemil Meriç

Adnan İslamoğulları yazdı… Mağlûplar bahsinin bu deminde, kendisini ‘ben ezelî bir mağlûbum’ diye tanımlayan Türk düşüncesi zirvesinin tek başına parlamağa devam eden münzevî yıldızı merhum Cemil Meriç’i yazmanın zorluğuna atılmış ben, bu zorluğun altından nasıl kalkabileceğimi hiç hesap etmemişken ve ilk kelimeler düşerken önümdeki word sahifesine,…

Fildişi Kulede Tekleşmek…

Adnan İslamoğulları yazdı…“Hakikat bulunduğu yerde başka hiç bir şeyi istemez…” Hakikate râm olmak, hayatın her ânında adam olabilmek, hakikatin üzerinde hiç bir değeri kabul etmemek, güç karşısında eğilmemek, haksızlık karşısında susmamak, tuz ekmek haklarını hayatın ve siyâsetin kirli çarklarına fedâ etmemek, zor işlerdir… Zor…

Hüsrev, Nüzhet, Hayri İrdal, Emin Bey, Don Kişot, Dimitri…

A. İslamoğulları yazdı…Sabahın ilk ışıkları ile hatırlanan Fuzulî beyti karşılar günü: “Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge Ne açar kimse kapumbâd-ı sâbâdan gayrı” Elde şâirin tesellisi kalır: “Bazen ikiye bölünecek kadar yalnızdı” der… Bir sığınak var belki, kütüphane… kitaplar… Kitaplar ve kitapların içindeki kahramanlar ile…

Bir Yalnızlık Hikâyesi…

A. İslamoğulları yazdı… Kesif bir tecrit hissinin refâkat edeceği yer nihâyet yalnızlıktır… İnsanlardan, hâdiselerden, müşterek mekânlardan, dâvetlerden hicret edilecek yer nihâyet yalnızlıktır… Kalabalıkların rağmına, kalabalıkların içinde dâhi ilticâ edilen bir yalnızlık… Aklı, zihni, gönlü ve hâfızayı perhize sokan bir yalnızlık; deniz fenerleri gibi… Hâfızamızdaki…

Hayat Akıp Gidiyor; Akıp Akmadığı Belli Olmayan Akarsular Gibi…

A. İslamoğulları yazdı… Durgun sular gibi akarsular vardır hani; ne yöne aktığını bile kestiremediğiniz… Şeffaf bir tablo gibi durur karşınızda, renksiz, kokusuz, ifâdesiz, üzerinde zamanı da durdurmak istediğiniz… Dalgasız, köpüksüz, sessiz sedâsız, yorgun argın, için için akar dururlar yataklarında… Sessizce inleye inleye akarlar da âhu enînlerini duymazsınız…

Bir Göç Hikâyesi…

A. İslamoğulları yazdı… Onlar, bir imparatorluğun yangın yerine dönmüş yıkıntılarının ardından, bölük pörçük,  kervan kâfile yollara düştüler… Farklı aralıklarla elli yıl sürecek trajik bir göç hikâyesinin meçhûl aktörleri olarak… Henüz öksüz bir hikâye bu, ne romanı yazılmış, ne filmi çekilmiş… Hâfızalara mahkûm edilmiş bir…

Kardelene Tâ’zim ve Temennâ

A. İslamoğulları yazdı… Nerede okudum, hangi kitabın hangi sâhifesinde, hangi risâlenin hangi köşesinde, hangi hâtıratın hangi itirâfında hatırlamıyorum, “gitmek kaderin hatâlarını tashih etmektir” diyordu bir cümle… Oysa, musahhihler hayattan el ayak çekeli ne kadar da uzun zaman oldu! Neyini, neresini, hangi tarafını tashih edeceklerini…

Ali Kaybettiğinde Biz De Kaybetmiştik Aslında…

A.İslamoğulları tarih boyunca mağlubiyetimizin izini sürdü.  “yalnız Ali… mağlup Ali… mağrur Ali… haksızlığa boğulmuş Ali…” Tüm mağlûbiyetlerin ve gâliba tüm gâlibiyetlerin izleri çok derinlerde ve gâliba bir silsile olarak tarihin derinliklerine uzanıyor tüm mağlûbiyetler ve gâlibiyetler. Mağluplar ve gâlipler müteselsilen aynı safta buluşuyorlar. Aralarına…

%d blogcu bunu beğendi:
%d blogcu bunu beğendi:
%d blogcu bunu beğendi:
%d blogcu bunu beğendi:
%d blogcu bunu beğendi:
%d blogcu bunu beğendi:
%d blogcu bunu beğendi:
%d blogcu bunu beğendi: