Kategori: Alaaddin DİKER

Petris Dağı’nda Sartre ile başbaşa

Alaattin Diker yazdı… Sezai Karakoç için I. Trier‘e ilk geldiğimde tüm şehirde Petrisberg‘de işlenen bir cinayet konuşuluyordu. Japon kız öğrenci Ayano Mutsuko bir dağ yürüyüşünde saldırıya uğramıştı. Cinayet ancak yıllar sonra aydınlatıldı. Bir süre Heiligkreuz semtinde Katolik bir ailenin yanında kaldım. Kullanmadıkları tek odayı…

Zygmunt Bauman: Demir Leydi’nin Gölgesinde Bir Sosyolog

Alaattin Diker yazdı… Sosyoloji hocaları belki bu başlığa bozulacaklar ama onları teskin etmek için hemen belirteyim: Ünlü bir sosyologu Margaret Thatcher ile birlikte anmak İngiltere‘de de ‘ad absurdum’ telakki edilir. Ama akademik bir kaygı gütmediğim için Bauman‘a onlardan farklı yaklaşacağım. Anlaşılmak için önce Bauman‘ın…

Tanpınar’ın İzinde Paris

Alaattin Diker yazdı… Ahmet Hamdi Tanpınar’ın şiirlerinde yalnızca Baudelaire ya da romanlarında sadece Marcel Proust yoktur. Fransız ressamların payını da ayırmak lazımdır. Sanatına yön verenler arasında modern Fransız ressamları ilk sırada gelir. Tanpınar günlüklerine 1953 yılında çıktığı ilk Avrupa seyahati esnasında Paris’te tuttuğu notlar…

500. yılında Reformasyon Hareketi ve Luther

Alaattin Diker yazdı… 2017 yılında Almanya’da Reformasyon’un 500. yılı kutlandı. Bu kutlamalarda özellikle bir isim öne çıkıyor: Martin Luther. İlkin merhum Nurettin Topçu’nun Yarınki Türkiye kitabında Protestanlık mezhebinin kurucusu Luther’i dolaylı övmesi, sonra Alman yazar Gerhard Konzelmann’ın Kanuni’nin  “Biraderim” şeklinde onu andığını ileri sürmesi…

Müzikte Sıradışı Bir Ses: Mugam

Alaattin Diker yazdı… Köln dün, Azerbaycanlı sanatçılar Sahib Paşazade ile Kamuran Kerimov’u ağırladı. İki ünlü virtüöz “Dünya Müziğinin Sıradışı Sesleri” adlı Almanya turnesi kapsamında Köln‘de konser verdiler. Mugam; Azerbaycan‘ın “Milli Müziği” olarak biliniyor. Bu özgün, elit ve zengin musiki sanatı Endülüs’ten Hindistan yarımadasına dek…

Rodos’ta Cem Sultan İzleri

Alaattin Diker Rodos’u yazdı. Rodos’u ve Cem Sultan’ın hüzünlü hayatını… Rodos denilince aklımıza hep şövalyeler gelir. Bir askeri tarikat olan Şövalyelik 1129 yılında kurulmuş ve simgeleri beyaz zemin üzerine kırmızı haç işaretidir. Rodos Şövalyeleri, çok sonraları Malta Şövalyeleri ismiyle anılmıştır. Katolik bir sosyal yardım…