‘Gülün Adı’ Yok

Alaattin Diker Bu haftaki pazar sohbetinde Gülün Adı dizisini anlattı…

Güzel bir tevafuk oldu. Hafta sonu önce 12.yüzyılda yapılmış Michael Manastırı‘nı, ardından 15.yüzyılda gerçekleşen cadı avını anlatan Siegburg Şehir Müzesi‘ni ziyaret ettik. Ama bu haftaki sohbet konumuz bu olmayacak! Alman Sky ve İtalyan Rai televizyonlarının ortak yapımı olan ‘Gülün Adı‘ dizisini konuşacağız.

Hatırlayacak olursanız; bir süre önce, filmi aynı isimli romana bağlı kalarak değerlendirmiştik…

Read more

Pazar Sohbetleri: Almanların Ortaçağ’a Yolculukları…

Alaattin Diker Almanların Ortaçağ Şenlikleri adıyla düzenledikleri Ortaçağ yolculuklarını anlattı. 
IMG-20190629-WA0030
İkibinli yıllara girerken Almanya’da yeni bir ‘trend’ baş gösterdi. Özellikle Rhein nehri boyunca sıralanan ve hâlâ ayakta duran şatolarda ‘Ortaçağ Şenlikleri’ düzenlemeye başladı Almanlar. Günümüzde yaklaşık 1000’e yakın ‘Ortaçağ Şenliği’ veya “Ortaçağ Festivali” düzenlendiği söyleniyor.

Aslında bu kutlamaların ilk örneklerine 18. yüzyılda rastlıyoruz. Alman romantizminin doğuşuyla birlikte Rhein Nehri kıyısındaki şatolar, saraylar ve kaleler kıymete biniyor. Ancak bu ilgiyi tarihçiler ‘nostalji’ olarak niteliyorlar. Peki, dilimize de geçen bu kavram ne ifade etmektedir? Önce bu kavram etrafında biraz gezinelim…

Read more

Habermas’ın Son Konuşması

Alaattin Diker yazdı…

hhhh

Doğu toplumları her asırda bir ‘müceddid’ geldiğine inanır. Müceddid, dinin hakikatlerini çağın ihtiyaçlarına göre yeniden yorumlar. Batı toplumları her çağda büyük bir düşünürün doğduğuna inanır. Ve o düşünür çağa fikirleriyle eşlik eder. 19. yüzyılda o büyük düşünür Karl Marx oldu. 20. yüzyılda ise Jürgen Habermas. Habermas‘ı büyük kılan son elli yılda yazdığı 50 kitap değildi. Getirdiği “bakış açısı” onu toplumun ve aydınların gözünde yükseltti. 90 yaşına girerken Jürgen Habermas, hiçbir gazete ve televizyon kuruluşuna mülakat vermedi. Onun yerine görev yaptığı son kurum olan Frankfurt Üniversitesi‘nde öğrenciler önünde 19 Haziran Çarşamba günü bir konuşma yaptı. Beş ayrı anfide 3000 öğrenci onu canlı yayında dinledi ve ayakta alkışladı.

Read more

Aklın Sesi Habermas, İyi ki Doğdun!

Alaattin Diker yazdı…

hhaha.jpg

Habermas olmak için Almanya’da, o da yetmez Ren nehrinin geçtiği havzada, yani Rhein Ülkesi’nde doğmak gerekirdi. Coğrafyanın zihniyeti ve tini nasıl belirlediğini görmek için Alman düşünür Jürgen Habermas tek başına örnek teşkil eder. 

Habermas, tam 90 yıl önce bugün, 18 Haziran 1929‘da Almanya‘nın Düsseldorf şehrinde doğdu. Çocukluğu Gummersbach şehrinde geçti. Zira babası Gummersbach Sanayi ve Ticaret Odası‘nda müdür, dedesi aynı şehirde rahip idi. Bonn Üniversitesi‘nde felsefe eğitimi gördü. Benim 35 yıldır yaşadığım Köln, saydığım bu üç şehrin tam ortasında yer alır. Aralarında 40’ar kilometre mesafe var. Bu açıklamayı niçin yapıyorum? Çünkü bölge insanı tarih boyunca geniş ufuklu, hoşgörülü, neşeli ve aydındır. Örneğin, İslam düşmanlığının yayıldığı bir vakitte bile halkın yarısı son seçimlerde Yeşiller Partisi için oy kullanmıştır. buradaki insanlar toplumsal barışı bozacak, halkın huzurunu kaçıracak politikacılara asla yüz vermemiştir. 

Read more

Bir Başka Paris

Alaattin Diker yazdı…IMG-20190610-WA0002Sıkı bir Paris hayranı olan Alman şair Heinrich Heine, hayatının yarısını hayallerini süsleyen bu şehirde geçirdi. Paris, onun için “büyülü bir şehir”, “Avrupa’nın başkenti”, “devrimler başkenti“, evet, hatta “yeni Kudüs” idi: Paris sadece Fransa‘nın başkenti değil, tüm medeni dünyanın başşehridir… Burada harika olan her şey sevgi ve nefret aracılığıyla, duygu veya düşünce yoluyla, bilgi ya da yetenek vasıtasıyla, mutluluk ya da mutsuzluk sayesinde, gelecek ve geçmiş sayesinde derlenmiştir.”

Read more

Almanya’dan Nepal’e…

Göç tarihimizde Almanya’da 5. kuşağa eriştik. Burada doğan ve büyüyen Türk gençleri elbette anavatanları Türkiye’yi çok seviyorlar. Müslüman olmaktan gurur duyuyorlar. Ancak dedelerinin Anadolu’dan getirdiktiği gelenekleri ya da dini anlayışı Avrupa’da sürdürmenin güç olduğunu görüyorlar. Göç sürecinde ortaya çıkmış Ditib, Milli Görüş, İslam Kültür Merkezi( Süleymancılar), Nur Cemaati gibi sivil toplum kuruluşlarının veya Kürt ve Kafkasya kökenli tarikatların uzun soluklu bir çözüm olamayacağını erken kavradılar. Elbette bu cemiyet ve cemaatler ileride de var olacaktır. Ama Avrupa’ya özgü bir fıkıh ve ilahiyat ihtiyacı kesinlikle duyulacaktır. Fikri hür ve vicdanı hür yetişen bu gençler muhakkak bu yolda çaba gösterecek ve başaracaklar. Bu sosyolojik gerçeği kimse yadsıyamaz. Bu gerçek bizim kendi gerçeğimiz; ne Berlin’in ne de Ankara’nın. Onu toplumsal hayatın bizzat kendisi doğuruyor çünkü. İşte, genç mimar Yasemin o gençlerden birisi. Röportajdan hemen sonra Berlin’e uçtu. Yapılmakta olan Berlin Havalimanı’ndaki yeni işine…

IMG-20190525-WA0008.jpg

Yasemin, Nepal’e gittiğini duyunca şaşırdım. Acaba kendi kızıma, gitmek istese, izin verir miyim, diye düşünmedim değil. Sahi, nerden geldi aklına Nepal’e gitmek?

– Üniversitede bir arkadaştan duydum ilkin. O da yardım amaçlı Nepal‘e gitmişti.

Read more

Öyle Olmamalıydı!…

Alaattin Diker yazdı…

thumbnail_IMG-20190518-WA0002

Bugünlerde Almanya’nın eski başkenti Bonn’da her şey ünlü besteci Beethoven’a göre ayarlanmış. Sadece kamu kuruluşlarında değil, sivil toplum örgütlerinde de bir telaş hâkim, çünkü şehir, 2020 yılında, dünyada en çok tanınan evladının 250. doğum gününü kutlamaya hazırlanıyor. Kime sorarsanız; ‘Bizim Ludwig’ diyor, başka bir şey demiyor…

Ludwig van Beethoven, Aralık 1770’de Bonn‘da doğdu; müzikal yeteneklerini ve ahlaki değerlerini yaşamının ilk 22 yılında bu küçük şehirde kazandı. Saray müzisyeni olan dedesinin ismini alan Beethoven, çoğu kez Alman Aydınlanması ile birlikte anılır. Bugün Bonn‘da birçok mekân onun ismini taşıyor ve hatırasını yaşatıyor. Çarşılarda onunla ilgili ürünler hem sergileniyor hem de satılıyor.

Read more