Mülteci Çocukların Istırabı: Kefernahum…

Ayşe Karaköse yazdı…

Kefarnahum filmini duyduğumda araştırmış ama izlemeye yetişememiştim. O sıra gösterimden kalkmıştı.

Notlarımda olmasına rağmen de, geçen hafta izleyebildim. Konunun işlendiği yer bir Ortadoğu ülkesi. Mülteci ailelerin en fazla da çocukları üzerinden yaşadıkları dram anlatılıyor.

Özellikle bir çocuğun gözlerindeki boşluğu ve hayatın saçma olduğuna dair anlamsızlığa denk düşen kederli bakışından, gülmeyen yüzünden, sefalet ve onun kadar da toplumda yok sayılmanın bıraktığı duygulara tanık olunuyor.

Günü geçirebilmek için biraz daha sorgulanmamak üzerine alışkanlıklara kendini kaptıran ailelerin, alışamayan çocukların(ın) üzerinden gelişiyor senaryo.

Read more

The Deep Blue Sea

Ayşe Karaköse yazdı…

hhhhh.jpg

Hester‘in “Bu kez gerçekten ölmek istiyorum!” sözleri ile başlar film. Dramatik bir hayat ile karşılacağımızdan neredeyse eminizdir. İkili ve çoğul ilişkilerdeki ritim, ritimsizliğe tanıklık eder. İnsan nedir dense “muammadır” sözü daha uygun bir açıklama olur filmin sonunda da…

Hester, yargıç kocası William ve Hester‘in uğruna düzenli giden hayatını parçalamayı seçtiği Freddie… Düzenden, dolayısıyla baş ağrımamasından yana olan kayınvalide…  Sadakat ve sorumluluğun tüm arayışların biriciği olduğunu hatırlatan ev sahibesi kadın ile insanın dünyadaki savruluşu, bir zemin bulma kaygı ve arayışı, akıntıya kapılışı ile karşı karşıyayızdır. Daha nesnel de izah edilebilirdi. Ama taraf tutmadan yazmam da sanırım bir sakınca yok…


Sezgileri en açık olanlar, filmin de doğruladığı üzere kadınlar gibi geliyor. Aldatıldığını ancak aldatılmayı duyduktan sonra anlayan kocanın huzurunda kayınvalide ve eşinin diyaloğu kadın sezgilerinin yüzeydeki görüntüden başka şeylere daha yakın olduğunu yeniden fark ettiriyor. Mesela filmin henüz başlarında geçen şu konuşma devamında olacakları ifşa ediyor gibiydi:

-“Tutkuya dikkat et Hester, her zaman çirkin bir yere götürür.
-Peki onu neyle değiştirdiniz?
-Temkinli coşkuyla! Daha güvenli.
-Ve daha sıkıcı!”

Hangi sözlerin İngiliz Kayınvalideye ait olduğu sanırım anlaşılıyordur.

Read more