Çin: Merkezi ‘Liberal’ Krallık

Cengiz Sözübek yazdı…

çin (2)

Çin’in daima uluslar birliğinin dışında kalmasını, böylece hayallerini beslemesini, nefretini artırmasını ve komşularını tehdit etmesini göze alamayız. Bu küçük gezegende kızgın bir tecrit ediliş içinde yaşayacak, kabiliyetli bir milyar insan için yer yoktur.” (ABD Eski Başkanı Richard Nixon, 1967)

Çin’in barışçıl gelişimi, hegemonya peşinde koşan geleneksel kalıbın dışına çıkmıştır. Birleşik Devletler Çin’in, milletler topluluğunun güçlü, müreffeh ve başarılı bir üyesi olarak yükselişini memnuniyetle karşılamaktadır.” (ABD Eski Başkanı Barack Obama, 2011)

Amerika’nın kurucularından Püritenler “Tüm dünyanın gözü üzerimizde, bir tepe üzerindeki şehir gibi olacağız” demişlerdi. Özellikle II. Dünya Savaşı ve sonrasındaki Soğuk Savaş döneminde Batı için “kurtarıcı” olarak görülen Amerika hep bu eşsiz olma hissiyatına sahip oldu. Çincede Çin kelimesinin anlamının “Orta/Merkezi Krallık” olduğunu düşündüğümüzde, benzer bir hissiyatın Çin devletinin ve ulusunun genetik kodlarında bulunduğunu söyleyebiliriz. Çin’in kendisini dünyanın merkezinde tanımladığı bu politik duruşun, Çin devlet ricalinden ortalama bir Çinliye uzanan keskin bir milliyetçiliği, kesif bir ulusal gururu ve beraberinde de kendisini dışarıya kapatan kibri de getirdiği söylenebilir. Öyle ki, Sovyetlerle birlikte anılmaya başlandığı Soğuk Savaş’ın son dönemecinde kısa süreli “enternasyonal” ütopyalar bile ulus devletine halel getirmedi. Çin tarihinin büyük bölümünde bir ulus devlet olarak kaldı, kendileri açısından ise belki de kalmayı başardı.

Read more